Yusuf BAL tarafından yazılmış tüm yazılar

Din istismarı

(Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.) [Tirmizi]

Kur’an-ı kerimden veya dini yayınlardan para kazanmak, çok kötüdür. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ahir zamanda din adamları, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal diyecekler, Kur’anı ticarete, menfaate alet edecekler.) [Deylemi]

(İnsanların en kötüsü, dini dünya malına alet eden kimsedir.) [İbni Asakir]

(Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselama bin çeşit sanat öğretip buyurdu ki: Çocukların ve neslin, bu sanatlardan biri ile rızkını talep etsin, sakın ola ki dini geçim aracı yapmasın, dini kullanarak dünya malı toplayanlara yazıklar olsun!) [Hâkim]

(Yazıklar olsun ilmini ticarete alet eden ilim sahibi kötü kimselere ki, devlet adamlarına yaklaşır ve kazanç temin ederler. Allah onların ticaretine kesatlık versin!) [Hâkim]

(Bir zaman gelir ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helal-haram olduğuna bakmazlar.) [R.Nasıhin]

(Din bilgilerini dünya menfaati için öğrenenlere, ilmini paraya değişenlere kıyamette ateşten gömlek giydirilir.) [Deylemi]

(İlim, dünya menfaati için öğrenildiği ve ibadetler, dünya menfaatlerine alet edildiği zaman fitneler zuhur eder.) [Abdurrezzak]

(İnsanların en şerlisi, kimseye ikram etmeyen, yalnız yiyen ve hizmetçisini dövendir. Bundan da kötüsü, insanlara kızan, buğzeden ve insanların kendisine buğzettiği kimsedir. Bundan da kötüsü, şerrinden korkulan ve kendisinden hayır beklenmeyen kimsedir. Bundan da kötüsü, dünya karşılığında ahiretini satan kimsedir. Bundan da kötüsü, din ile dünyayı yiyen yani dini dünya menfaatine alet eden kimsedir.) [İbni Asakir]

MUS’AB İBN UMEYR (r.a)

NE MUTLU O İNSANLARA Kİ MALI MÜLKÜ KARİYERİ BIRAKIP ALLAH YOLUNDA OLANLARA ONLAR MUHAKKAK Kİ KURTULUŞA ERENLERDİR İNŞALLAH.

Ashab-ı kirâm’ın ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed’tir. Mekke’nin zengin ailelerinden olup, yakışıklı ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babası onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke’nin en zenginlerinden sayılan annesi, oğluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlıkla seyrederlerdi. Bir defasında Hz. Peygamber de onun hakkında şöyle buyurmuştu: “Mekke’de Mus’ab b. Umeyr’den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim” (İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116).

Mus’ab, Mekke’de o günün şartlarına göre zenginlik ve ihtişam içinde yaşarken, Hz. Peygamber(s.a.s)’in insanları İslâm’a davet ettiğini öğrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber’e giderek iman edip müslüman oldu. O sırada Mekkeliler, müslümanlara yoğun bir baskı uyguladığından, Hz. Mus’ab müslüman olduğunu ailesinden gizlemek zorunda kalmıştı. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus’ab’ın namaz kıldığını görüp durumu annesi ile akrabalarına bildirmişti. Bunun üzerine akrabaları yakalayıp hapsettiler. Mekke’nin bu nazlı ve zengin genci için artık çile dolu zor günler başlamıştı. MUS’AB İBN UMEYR (r.a) yazısına devam et

Deprem gibi afetler bir tesadüf müdür, yoksa kaderimiz midir?

Deprem kader mi, değil mi? Bunu tahlil etmek için önce kaderin ne olduğunu hatırlayalım: Kader, kısaca, her varlığın ve her olayın bütün incelikleriyle Allahın ezeli ilminde malum olması ve ona göre takdir edilmesi, yaratılmasıdır. Her hadise “mukadderdir”, yani yeri ve zamanı ezelden belirlenmiştir. Kainatta olup bitenler gibi, olacaklar da Allah tarafından bilinir. İlahi ilmin dışında kalan hiçbir olay düşünülemez. Her ne oluyorsa, adına kısaca kader dediğimiz ilahi ilmin sınırları içinde olmaktadır. Kainatta tesadüf yok, tevafuk vardır. Bütün mekanları ve bütün zamanları kuşatan kader gerçeği tesadüfe meydan bırakmamıştır. Deprem gibi afetler bir tesadüf müdür, yoksa kaderimiz midir? yazısına devam et

Dinimizde Temizlik

İslâm dini, Yüce Allah’a ibadetten, itaat ve teslimiyetten ibaret en kutsal bir dindir. Bu kutsal din, Yüce Allah’ı bilmek, ona ibadet ve itaatta bulunmak için insanların yaratılmış olduklarını bildirmektedir.
Büyük İslâm dini, insanları yükseltir, insanları melekler gibi temiz bir hayata kavuşturur, insanların ruhlarını manevî duygularla aydınlatır. Bütün kâinatın yüce yaratıcısına kulluk ve ibadet görevinde bulunmalarını emreder.
İkramı bol olan ezelî yaratıcımızın manevî huzurunda kabul edilmek, insan için ne büyük bir nimet, ne büyük bir şereftir. İşte ibadet ve itaat, insana bu nimet ve şerefi kazandırır.
Uyanık bir ruhun ferahlığı, sağlam düşünceli bir insanın kalben huzuru, gerçek bir neş’eye ve bir mutluluğa kavuşması, ancak Yüce Allah’a ibadet sayesinde elde edilir. Dinimizde Temizlik yazısına devam et

Hakiki ömrünü bulunduğun gün bil!

Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin
elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil.

Eğer desen: “Beni namazdan ve ibâdetten alıkoyan ve fütur veren, öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maîşetin zarûrî işleridir.”
Öyle ise, ben de sana derim ki: Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çalışsan, sonra biri gelse, dese ki, “Gel on dakika kadar şurayı kaz. Yüz lira kıymetinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.” Sen ona, “Yok, gelmem. Çünkü on kuruş gündeliğimden kesilecek. Nafakam azalacak” desen, ne kadar divânece bir bahane olduğunu elbette bilirsin. Hakiki ömrünü bulunduğun gün bil! yazısına devam et

Ğıybet ile ilgili

Selamun Aleykum Kıymetli Dostlar

Bu yazıda sizlere ve kendi nefsime gıybetin tehlikeleri ile ilgili bir kaç Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif aktarmak istedim acizane.Çünkü ğıybet bugün çevremizde ve asrımızda çokça yapılan bir kötü amel olmuştur.Ğıybetin zararları ayetlerin dışında birçok hadisi şerifte de zikredilmektedir.Tiksindirici bir hareket olan Ğıybet, ayet ve hadislerde de kesinlikle yapılamaması emredilmiştir.Ğıybetin yapılma nedenleri kıskançlık,çekememe,iman ve ilim eksikliği vs birçok kötü amelden oluşmaktadır.GIYBET,çekiştirme;duyduğu zaman insanın hoşuna gitmeyecek olan bir kusurunu gıyabında söylemektir.
Aşağıda iki adet hadis-i şerif gıybetin zararlarını açıkça belirtmektedir.Her söylenene inanmak fitne çıkarır.Gıybet edenleri yanımızdan def etmeliyiz.onlarla oturmak gıybete ortaklık etmek olur.El hasıl ğıybet tuzağına düşmemek için dikkat etmemiz lazım.
(Bir cemaat içinde bulunurken, bir kimse hakkında gıybet edildiğini görürsen, o kimse için yardımcı ol. Ve cemaatı da ondan men etmeye çalış veya oradan kalk git.) [İ.Ebiddünya]

(Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allahü teâlâ o kimseyi dünya ve ahirette rezil eder.) [İbni Ebiddünya]

لَايُحِبُّ اللّهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ Ğıybet ile ilgili yazısına devam et

200 kişilik ulusal siber ordu kuruluyor

İlgili tüm kamu ve özel kuruluşların katılımıyla oluşturulacak olan siber savunma ordusunun askerleri ‘hacker’lardan seçilecek.

Ulusal bilgi işlem sistemlerine karşı yürütülebilecek siber saldırı tehlikesine karşı ‘Ulusal Siber Güvenlik Koordinasyon Kurulu’ adıyla bir ekip kurulması için çalışmalara başlandı. Kurulu oluşturan birimlerden Uzmanlar Kurulu’nda siber güvenlik uzmanları, Bilim Kurulu’nda akademisyenler, Danışma Kurulu’nda ise kamu kurumları, STK’lar ve özel sektörün üst düzey yöneticileri yer alacak. ‘Ordu’nun yaklaşık 200 üyesi olacak.

Bilgi Güvenliği Derneği Başkanı Mustafa Alkan, uzmanlar kurulunda beyaz ve siyah şapkalı hackerler dahil kamu ve özel sektörden bilişim güvenliği uzmanlarının yer alacağını söyledi. Ekipte beyaz ve siyah şapkalı hacker’ların da yer alacağını belirten Alkan, “Finans sistemimiz bile risk altında. Türkiye bilgi güvenliği savunmasında en kötü 10. ülke durumunda” dedi. 200 kişilik ulusal siber ordu kuruluyor yazısına devam et

Müminler Arasındaki Güçlü Bağ

Bir hadiste de: “Mümin müminin aynasıdır. Onun üzerinde bir şey gördüğünde onu alır, atar.”(1) buyurulur.
“Müminin mümin kardeşiyle olan durumu, birbirini yıkayıp temizleyen iki el gibidir.”(3)

“Mümin müminin kardeşidir. O yokken ona ait korunması gereken şeyleri korur, başkalarının tarlasına verebilecekleri zararlarına da engel olur.”(4) Hadiste ifade edildiği üzere kardeşlik hukukunun bir gereği de kardeşine ait olan malları korumaktır. Kaynaklar: 1-Münâvî, Feyzu’l-kadîr, 6/352. 2-Gazali, İhyau ulûmi’d-din, 3/146-148. 3-Kenz, 1/155. 4-Kenz, 1/152.
Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Mümin, mümine şifadır, rahmettir. Onun için, hastanın en büyük ihtiyacı bir mümini görmektir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Mahşerde, herkes buram buram güneş altında yanarken, elli bin sene orada terlerken, yedi sınıf Müslüman arşın gölgesinde gölgelenecekler, onlar için azap korkusu yoktur.

Bunlardan biri, müminin yüzüne Allah rızası için bakanlardır.)
Müminin simasına Allah için bakanlar, arşın gölgesinde gölgeleneceklerdir. Müminler Arasındaki Güçlü Bağ yazısına devam et

Gereksiz ve Fazlaca konuşupta kendini bir şey zanneden insan ya da ben al sana ibret

• Alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim deme, çünkü o sözün sahibine onun gibi daha nice düşük sözler vardır Cevabınıza yine onlarla cevap verirler Hz ALİ
• Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz; Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
• Az konuşmaktan pek az, çok konuşmaktan sık sık pişman olunur Confucius
• Başların belası, dillerden gelir Nizami
• Bazen susmak, söylenen bir sürü sözden çok daha fazlasını ifade eder
• Bela insanın sözü üzerine gelir Hadis-i Şerif
• Bil ki, lehine söz taşıyan kimse aleyhine de taşır; sana nakleden, senden de nakleder Imam-ı Şafii
• Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir
• Bin düşün, bir konuş! Bu daha iyidir
• Bir insana söz anlatmak için yakasını, paçasını tutmanız yersizdir Sizi dinlemek istemiyorsa, dilinizi tutun daha iyi olur
• Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez Lao-Tse
• Çok bilmeli, az konuşmalı, her soruya cevap vermemelidir Martine Luther
• Çok dinle, az konuş Bias
• Çok kez söylediklerimiz yüzünden kazandığımız düşmanlar, yaptıklarımız yüzünden kazandığımız dostlardan daha çoktur
• Çok kez, en güçlü eleştiri, ses çıkarmamaktır Gereksiz ve Fazlaca konuşupta kendini bir şey zanneden insan ya da ben al sana ibret yazısına devam et

Suizan hüsnü zan

Sual: Suizannın dindeki yeri nedir?
CEVAP
Suizan, birinin kötü bir iş yaptığını zannetmektir. Kalbe gelen kötü düşünce, o hâliyle suizan olmaz. Kalbin o tarafa kayması suizan olur. Mesela birisinde bir kalem görünce, (acaba bu kalemi çalmış olabilir mi) diye sadece düşünmek suizan olmaz. Ama (çalmış olabilir) diye zannetmek suizan olur.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.) [Buhari, Müslim]

Zan ile, başkasının kötü olduğunu kabul eden, onu gıybet eder, ona dil uzatır. Onu kötü, kendini iyi bilir. Bu da, helâkine sebep olur. (İhya)

Müslümanın bir işinde veya sözünde birçok küfür alameti ile bir iman alameti bulunsa, hüsnü zan edip buna kâfir dememelidir. Ama küfrü açıksa kâfir olur, tevil fayda vermez. (Bezzâziyye) Suizan hüsnü zan yazısına devam et

İHLAS

“Yaptığınız amelleri sırf Allah rızası için işleyiniz. Çünkü Allah sadece kendisi için yapılan amelleri kabul eder.” (Camiü’s-Sağîr, c. I, s. 110)

Bu hadis-i şerifte ihlâsın önemine dikkat çekiliyor. İhlâs yaptığımız amelleri Allah için yapmaktır. İhlâs ile yapılan küçücük bir amel, ihlâssız yapılan dağ gibi amellerden daha hayırlıdır. Önce ibadetlerimizi ele alalım. İbadetlerimizi Allah rızası için yapmak, niyetimizi halis tutmamız ve başka maksatları ibadete karıştırmamızdır. Örneğin namaz kılıyoruz. Allah indinde makbul olan namaz, Allah rızası için, Allah emrettiği için kılınan bir namazdır. Çünkü namaz insana Allah’ın verdiği nimetlere bir şükürdür. İnsan bir şükür görevi olarak yaptığı namaza Allah rızasından başka bir amaç karıştırırsa, namazın sırrı bozulur ve Allah katında makbul olmayan bir namaz olur. Meselâ, “Beni namaz kılarken görsünler de, dindar zannetsinler ve alışverişleri benden yapsınlar” diyerek namaz kılmak makbul olmayan bir namazdır. Yine, “Namaz kılayım da dünyevî işlerim rast gitsin” demek de makbul olmayan bir namaza vesiledir. Oruç da böyledir, zekât da, hac da… İHLAS yazısına devam et