Her namaz kılarken okuduğumuz bir dua Ettehıyyatü. Kuranda yer almayan bir dua olması sebebi ile dikkatimi çekti. Her zaman kılarken mutlaka okuduğumuz bir dua. yaptığım araştırma sonucunda aşağıda yer alan bilgileri buldum. bir başka nokta daha sonda yer alan Kelime-i Şahadet’i namazda söylerken yürekten söylemek ve tüm benliğiniz ile his etmeniz’i Allahtan diliyorum. çünkü onun verdiği haz o kadar güzel ki kelimeler ile tarif edilemez. Allah’ın rahmeti, bereketi ve selamı üzerinizde olsun.

Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü Esselamü aleyke eyyühennebiyyü verahmetullahi veberekatühü esselamü aleyna veala ıbadillahissalihin Eşhedü enlailahe illALLAH veeşhedü enne Muhammeden abdühü verasülüh.
Namazın sonunda Etteyıhhatü’yü okuyacak kadar oturmak farz, Ettehıyyatü’yü okumak vacip,
ALLAHümme salli-barik ve Rabbena’yı okumak ise sünnettir.

Ettehıyyatü cümleleri kimin sözüdür?

Okunması vacip olan bu duanın aslı nereden gelmektedir? Dua Kur’an-ı Kerim’de geçen bir ayet değildir. Miraç Gecesi’nde ALLAHu Teala ve Peygamber Efendimizin karşılıklı konuşmaları ve Cebrail (AS)’ın da bunlara katılması ile ortaya çıkan cümlelerden oluşur.
• Peygamber Efendimiz o gece huzur-u ilahiye varınca Cenab-ı Hakk’a hürmetlerini arzetmek niyetiyle “Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü” demiş,
• ALLAH u Teala O’nu karşılayıp selamlayarak “Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” demiş,
• Tekrar Peygamberimiz konuşarak “Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin” cümlesiyle ALLAH’ın selamına mukabelede bulunmuş ve
• ALLAH ile Rasülü’nün bu güzel konuşmalarına şahid olan Cebrail de bu manzaraya bir nevi tezahüratta bulunurcasına “Eşhedü enlailahe illALLAH ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” demiş ve böylece Ettehıyyatü duası ortaya çıkmıştır.
Yani buradan anlaşılacağı üzere Ettehıyyatü duası ALLAH’ın, Peygamberimizin ve Cebrail’in ortak sözüdür. Bir başka ifadeyle ALLAH’ın, en büyük peygamberin ve en büyük meleğin sözlerinden oluşmaktadır Ettehıyyatü duası.

Rivayetlere göre ashabı kiram namazda oturunca:
“Esselamü alALLAH,
Esselamü ala Cibril ve Mikail,
Esselamü ala fülan ve fülan…” diyerek uzun uzun ve herkesi tek tek sayarak:
ALLAH’a selam olsun,
Cebrail’e selam olsun,
Mikail’e selam olsun,
Filana selam olsun, falana selam olsun…
derlerdi. Bunun üzerine Rasül-i Ekrem Efendimiz öyle uzun uzun, tek tek saymanıza gerek yok, siz kısaca “Esselamü aleyna ve ala ıbadillahissalihin” deyiverseniz bu selam, yerde gökte bütün kullara erişir, ulaşır, buyurmuş ve Ashab-ı Kiram’dan Abdullah b. Mesud Hazretlerinin ellerini avuçları arasına alarak sanki Kur’an’dan bir sure öğretir gibi, yani özellikle itina ve ciddiyet göstererek Ettehıyyatü duasını ona öğretmiştir.

Ettehıyyatü’nün manası:

Yukarda da dediğimiz gibi Peygamber Efendimiz Miraç Gecesi ALLAH u Teala’ya hürmetlerini arzederken 3 kelime kullanmış, “Tahıyyat, Salavat ve Tayyibat” ALLAH’a mahsustur, demiş, buna mukabil ALLAH ta O’na 3 kelime ile iltifat edip ALLAH’ın “Selamı, Rahmeti ve Bereketleri” senin üzerine olsun ey Nebi diyerek kendisini karşılamıştır. Öyleyse Ettehıyyatü’yü anlamak için önce bu üçerden 6 kelimeyi izah etmemiz gerekiyor. Yani Peygamberimizin ALLAH’a söylediği Tahiyyat, Salavat ve Tayyibat ne demektir, ALLAH’ın Peygamberimize söylediği Selam, Rahmet ve Bereket ne demektir?
“TAHİYYAT” Tahiyye kelimesinin çoğuludur. Tahıyye ise selam, beka, azamet, afet ve noksanlardan uzak olmak, mülk, her çeşit tazim, büyüklemek demektir.
“SALAVAT” da Salat kelimesinin çoğuludur. Bu da 5 vakit namaz, dua, rahmet, tüm ibadetler demektir.
“TAYYİBAT” ise Tayyib kelimesinin çoğuludur. Bu da her türlü hoş, güzel sözler, faydalı lafızlar, ALLAH’ı medhetmeye delalet eden tatlı sözler, kelimeler demektir.
Bazı alimlere göre de:
Tahiyyat : Dille yapılan tüm ibadetler, (Zikir, tesbih, Kur’an okuma… gibi)
Salavat : Bedenle yapılan tüm ibadetler, (Namaz, oruç, hacc, cihad… gibi)
Tayyibat : Malla yapılan tüm ibadetler demektir. (Zekat, kurban, haacc… gibi)
Bu 3 kelimeyi delalet ettikleri tüm manaları içine alarak topluca izah edersek; karşımıza şu mana çıkıyor: Dille, malla, bedenle yapılan tüm ibadetler, namaz, oruç, hacc, zekat, kurban, cihad, her türlü güzel sözler, her türlü selamet, dua, rahmet, azamet… hep ALLAH’a mahsustur.
İşte Peygamber Efendimiz Mirac’ta ALLAH’ın huzuruna çıkınca Alemlerin Rabbine bu şekilde hürmetlerini arzediyor.
ALLAH’ın bu sözlere karşılık Rasülüne iltifat ettiği 3 kelime ise şu anlamlara geliyor:
“SELAM” bizzat ALLAH u Teala’nın esma-i hüsnasından birisi, yani ALLAH’ın bir ismidir. Manası da hem kendisi her türlü ayıptan, kusurdan, noksandan, ortaktan uzak ve salim olan, hem de kullarını her türlü tehlikelerden, korkulardan, hoşlanılmayan durumlardan kurtaran, onları selamette kılan demektir. Dünyada peygamberlerine, cennette mü’min kullarına selam eden demektir.
“RAHMET” ALLAH’ın ihsan ve ikramı,
“BEREKET” de bol hayırlar, her şeyin en hayırlıları, hayırların artıp ziyade olması manasına gelir.
Buna göre Rasülünü huzura kabul eden ALLAH u Teala O’na “Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatüh” sözleriyle “Ey ALLAH’ın Nebisi, her türlü hayırlar, ihsan ve ikramlar, selametler, kurtuluşlar, emniyetler… sana olsun” şeklinde O’nu karşılamış, buyur etmiş, hoş geldin demiştir.
ALLAH’ın bu selam ve ikramını Peygamber Efendimiz “Esselamü aleyna ve ala ıbadillahissalihin” şeklinde almış, kabul etmiş ama bir incelik yaparak bu selam, rahmet ve bereketler sadece bana, benim üzerime değil; hem bize, hem de ALLAH’ın tüm salih kullarına olsun, demiştir.
“Salih kullar” hem ALLAH’ın hakkını, hem de kulların hakkını gözeten kimseler demektir. Yani ALLAH’ın emrettiği namazı, orucu, cihadı… yerine getirip, haramlardan sakındığı gibi, kullara da gıybet, iftira, hırsızlık, eziyet… gibi zarar vermeyen, komşuluk, akrabalık haklarına riayet eden kişiler salih insanlardır. Peygamberimiz ALLAH’ın selamının bu şekilde tüm salih kullara erişmesini bizzat ALLAH’ın huzurunda, Miraç’ta istemiştir.
Mü’minlerin miracı olan namazı kılmayan veya kılıp ta orada Ettehıyyatü’yü ve dolayısıyla bu cümleyi okumayan kişi tüm müslümanlara zarar vermiş, salihlere duayı esirgemiş, bütün mü’minlerin hakkını ihlal etmiş demektir.
ALLAH ve Peygamberinin bu şekilde konuşmalarına, iltifatlaşmalarına şahit olan Cebrail (AS) kelime-i şehadet getirerek “Eşhedü enla ilahe illALLAH ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasülüh” demiştir. Yani “Ben şahitlik ederim ki şu konuşmaları yapan ALLAH’tan başka tapmaya değer, ilah olmaya yakışan hiç kimse, hiçbir şey yoktur, olamaz. Yine şahitlik ederim ki huzuruna çağırıp rahmet ve iltifatlara garkettiği Hz. Muhammed Alehyissalatü Vesselam şeksiz şüphesiz O’nun kulu ve rasülüdür.”

Ettehıyyatü’deki bir incelik:
Normalde bir kimse birisini ziyarete gitse, gelenin gittiği kişiye selam vermesi gerekir. Ancak Peygamber Efendimiz Miraç Gecesi ALLAH’ın huzuruna gidince, O ALLAH’a selam vermemiş te ALLAH, O’na selam vermiştir. Bunun hikmeti şudur:
ALLAH u Teala selam ve selametin bizatihi kendisidir. Biz bir insana selam verirken o aciz ve yaratılmış kişinin korkulardan, tehlikelerden kurtulması için ALLAH’tan yardım istiyoruz, ALLAH’a dua ediyoruz demektir. ALLAH u Teala kendisi zaten selamın, selametin kaynağı, menbaı olunca O’na selam vermek mantıksız ve yakışıksız olur.

Namazın sonunda “ALLAHümme entesselamü ve minkes selam” diyoruz ki bunun manası “ALLAHım, sen, Selam’sın, Selam senden istenir, senden bize gelir, bizden sana gitmez” demektir. ALLAH’ın kendisi selam olunca O’na selam verip mesela “Esselamu alALLAH” demek “Esselamu alesselam” demek gibidir ki bu da “Selam’a selam olsun” gibi uygun olmayan bir mana arzeder. Bundan dolayı Peygamberimiz de ALLAH’a selam vermemiş, aksine ALLAH O’na selam vermiştir.

Bir Kaç Ek

Biraz nette dolaşırken konu ile ilgili olarak çok faza yazı gördüm. en çok kafama takılan da yine kendi kendilerine cevap verenler oldu :) . Namaz da Ettehiyat okunur mu okunmaz mı konusu. Ettihiyatta Peygamber Efendimize bir Salat bir anma var. Ahzap Suresi 56. ayete tefsir ve meaine bir göz atalım.

İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ(teslîmen).

Gerçekten Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona teslimiyetle salât ve selâm edin.

Bu Rahmetli Elmalı Mealidir. Bugün bile çoğu din adamının yararlandığı başlıca kaynak

Çünkü Allah ve melekleri Peygamberi hep salat eder dururlar. Allah Teâlâ rahmet ve nimet vermesi ile, melekler istiğfarları ile ve hizmetleriyle Peygambere daima ikram etmektedirler. Bu sayede yukarda “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için, üzerinize melekleriyle beraber rahmetini gönderen Allah’tır.” (Ahzab, 33/43) buyurulduğu üzere müminlere ilâhî feyz inmektedir. Ey iman edenler! Sizler ona salat ve selam getirin, selamlayarak teslim olun. gibi dualarla onun üzerine Allah’ın salavatını, rahmetini ve bereketlerini niyaz edin. Ve selam vererek ona hürmet edin. Ve bir mânâya göre, hiç incitmeyerek teslim olun, boyun eğin.Bu âyet gösterir ki Peygamber’e salavat getirmek farzdır. Ancak tekrarına değinilmemiştir. Sahih olan budur ki, ismi zikrolundukça vacip olur. Bu hususta birçok hadisler rivayet olunmuştur. Bu cümleden omak üzere Resulullah (s.a.v.) buyurmuştur ki:

“Yanında adım zikrolunup da bana salavat getirmeyen kimsenin burnu sürtülsün.” Yine buyurmuştur ki: “Allah Teâlâ benim için iki melek görevlendirmiştir. Ben bir müslümanın yanında anıldım da bana salavat getirdi mi, mutlaka o iki melek ona ‘Allah seni bağışlasın’ derler. Allah Teâlâ ve diğer melekleri de o iki meleğe cevap olarak ‘Amin’ derler. Bir müslümanın yanında adım zikrolunduğunda da bana salavat getirmedi mi, mutlaka o iki melek: ‘Allah seni bağışlamasın’ derler. Yüce Allah ve öteki melekleri de o iki meleğe cevaben ‘Amin’ derler.” Bazıları Resulullah’ın adı tekrar tekrar anılsa bile bir mecliste bir kez vacip olur demişlerdir. Nitekim Secde ayetinde de böyledir. Bunun gibi her duanın başında ve sonunda da vaciptir. Namazda diye salavat okumak biz Hanefilerce vaciplerden değil, sünnettir. İbrahim Nehai’den rivayet edilmiştir: “Sahabeler, teşehhüddeki ile yetinebilirlerdi” demiştir. Fakat Şafiî Hazretleri: “Namazın caizliği için salavat şarttır, vaciptir demiştir. Sahabeler: “Ya Resulullah selam vermeyi biliyoruz. Fakat ‘salat’ı nasıl getireceğiz?” demişler. O zaman namazda okunan salavat duası müslümanlara öğretilmiştir. Peygamberlerden başkasına salavat, Peygambere tabi olarak caiz olursa da başlıbaşına birisine salavat getirmek mekruhtur. Çünkü örfte peygamberlerin şiarıdır. Nitekim aziz ve celil olmakla birlikte hakkında “azze ve celle” denmez.

Peki Başka Peygamberlere ya. Onlara Salat veya Selam varmı. Onları anma varmı Namaz sırasında.

Sâffat Suresine bir bakalım

79.Ayet
Selâmun alâ nûhın fîl âlemîn(âlemîne).
Bütün âlemler içinde Nuh’a selam olsun.

109.Ayet
Selâmun alâ ibrâhîm(ibrâhîme). Selam olsun İbrahim’e…

120.Ayet
Selâmun alâ mûsâ ve hârûn(hârûne). Selam olsun, Musa ile Harun’a.

130.Ayet
Selâmun alâ ilyâsîn(ilyâsîne). Selam olsun İlyâsîn’e.

181.Ayet
Ve selâmun alel murselîn(murselîne). Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.

HUD suresi 48.Ayet

Kîle yâ nûhuhbıt bi selâmin minnâ ve berekâtin aleyke ve alâ umemin mimmen meâk(meâke), ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minnâ azâbun elîm(elîmun).
«Ey Nuh!» denildi, « Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak nice ümmetler olacaktır.»

RA’D – 22 – 23 – 24

(22-23-24) Onlar ki, Rablarının rızâsını dileyerek sabrettiler, namazı dosdoğru kıldılar, kendilerine verilen rızıklardan gizli-açık (Allah için, Allah yolunda) harcadılar ve (hepsiyle birlikte) kötülüğü iyilikle savarlar; işte onlara Dünya yurdunun güzel bir sonucu (tatlı bir ürünü), girecekleri ADN Cennetleri vardır; babalarından, eşlerinden, çocuklarından kendini düzeltip iyiler sınıfına girenler de onlarla beraber gireceklerdir. Melekler her kapıdan onların yanına girerler de, «sabretmenize karşılık selâm size ; burası Dünya yurdunun ne güzel sonucudur» derler.

Meyrem Suresi 12-15. Ayetler

«Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl» (dedik) ve daha çocukken ona hikmet verdik. Hem de katımızdan bir merhamet ve (günahlardan) paklık verdik, o çok takva sahibi idi. Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi. Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun.

33.Ayet
«Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam ve emniyet benim üzerimedir.»

47.Ayet
İbrahim şöyle dedi: «Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o, bana çok lütufkârdır.»

Zumer Suresi 39. ayet

Rablarına korunmuş olan müttekîler de zümre zümre Cennete sevk olunmaktadır, nihayet ona vardıkları ve kapıları açılıp bekçileri onlara «selâm sizlere ne hoşsunuz! Haydin girin onlara ebediyyen kalmak üzere» diye selâm duracaklar

Ayetlere daha devam edebiliriz. Ki gördüğünüz gibi kimisinde direk selam ve salat var kimisinde ise o gün öyle olacak deniliyor. Durum bu iken Ettehıyyatü duasına acaba ne dememiz lazım olur.

Allah’ın bereketi üzeriniz de olsun.

One Thought on “Ettehıyyatü Duası

  1. Pingback: Namaz - SiberElma.Org

Post Navigation