ZAMANIN DEĞERİ İYİ BİLİNMELİ

Kıymetini bilmediğimiz fakat bize verilen paha biçilmez bir hediyedir. Aslında boş zaman diye bir şey yoktur, sadece boşa geçirilen zaman vardır. Ne geri alınabilir ne durdurulabilir ne de satın alınabilir. Değerini anlayamadığımız zamanı etkili ve verimli kullanma inisiyatifini bilemeyiz maalesef. Ayrıca yerine alternatif bir şey bulmamız da mümkün değildir.

Mimar Sinan bir eserini yapmadan önce onu kafasında planlıyordu. Ardından bu planı kağıda döküyor, en sonunda da bu planını cisimleşmiş maddi bir esere dönüştürüyordu. Eserin yapımı aşamasında bir yandan plana bakarken, bir yandan da eserin planına ve araziye ne kadar uygun olduğunu saptıyordu.

Kontrolleri neticesinde her şey yolundaysa kendisinden daha emin bir şekilde eserini üretmeye devam ediyordu. İşte bu değerlendirme sistemi, onun mükemmel eserler üretmesini sağlayan etkenlerden biriydi.Bizlerde hayatımızın eserlerini inşa etmek için hedef yolunda ilerleyen mimarlarız. Hedefimize ulaşmak istiyorsak Mimar Sinan gibi planımızı çok iyi yapmalı ve bu yolda neler göreceğimizi, neler duyacağımızı, neler hissedeceğimizi önceden belirlemeliyiz.

Hedefimizi elde edebilmek, basamakları adım adım çıkabilmek ve planlarımızı yaparken önce gerçekleştirmeyi istediğimiz hedefleri belirlemeli, bölümlere ayırmalı ve en önemlisi de her bölümü ayrıntılarıyla birlikte yazıya dökmeliyiz. Hedefimizi yazmak, onları zihnimizde netleşmesini ve hedefimizin bizi daha fazla motive etmesini sağlayacaktır. Arzuladığımız başarıya ulaşana kadar sık sık yol haritalarımızı kontrol etmemiz ve izlediğimiz yöntemlerin bizi hedeflerimize ne ölçüde yaklaştırdığını ya da uzaklaştırdığını tespit etmemiz, hedefimizi planlamamız kadar önemlidir.

Hedeflerinizi kısa, orta ve uzun vadeli olarak ayırıp yazılı belgeler haline getirmeli, eylem planınızı vakit kaybetmeden uygulamaya başlayın. Doğru olan, geçmişten dersler çıkarmak gelecek için planlar yapmak sizin için makûl bir çözüm olacaktır.

Bir Çin imparatoru saray nazırıyla birlikte sarayın çevresinde dolaşıyormuş. Saray etrafına bakarak demiş ki: “Sarayın etrafına sedir ağaçları diksek ne kadar güzel olur değil mi ?” demiş. Saray nazırı “Aman efendim, sedir ağaçları üç yüz senede yetişir” deyince, imparator şöyle demiş : “ O halde ne duruyorsun, hemen başla.”

Gücünüzün farkına varın, çünkü siz güçlüsünüz.

Malzememiz ne kadar kaliteli ve bol olursa olsun, ateş yoksa yemeğimizi pişiremeyiz. Çalışma, gayret,istek, yetenek ve sevgiyi pişiren de ateştir.Bu ateşe sahip olmadığımızda her şeyi soğuk ve çiğ olarak yemek mecburiyetinde kalırız ve biz Bununla yetinsek bile böyle bir yemeği sunduğumuz insanlar bunu reddedeceklerdir.

Güzel olan, en yetenekli olduğumuz bir konuyu çok severek çok çalışmaktır. Böyle bir durumda yalnız kendimiz değil çevremizdeki insanlar da bu başarının sonuçlarına sevinir ve alkış tutarlar.

Hayat sahası olarak en yetenekli olduğumuz yönümüzü seçersek bizi büyük bir yaşama kolaylığı, büyük bir başarı fırsatı sağlayacaktır.

Başarıya götüren “hedef belirleme” çalışmasının ilk aşamasını “hedefin tanımlanması” teşkil eder. Hemen herkes zihninde bir hedef ya da gönlünde bir aslan taşır. Ama neredeyse hemen hiç kimse gönlünde taşıdığının boşlukta sallanan bir hayal veya avuntu olduğunu bilmez. Aşağıda başlıklar altında işlediğimiz konuları inceleyelim. Bu özelliklere sahip olmayan istekler hedef olamaz. Gerçekleşemez .

ZAMAN…

Bir senenin değerini anlamak için sınıfta kalmış bir öğrenciye sor.
Bir ayın değerini anlamak için, 8 aylık bebek doğuran anneye sor.
Bir haftanın değerini anlamak için, haftalık dergi çıkaran bir editöre sor.
Bir dakikanın değerini anlamak için, treni kaçıran yolcuya sor.
Bir saniyenin değerini anlamak için, bir kazayı önleyemeyen sürücüye sor.
Bir saniyenin yüzde birinin değerini anlamak için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan koşucuya sor.
Her anını değerlendir. Sadece şu an sana verilen gerçek bir armağandır.

Tık, tık, tık…

Kim o ?
Hazırlan gidiyoruz.
Sen kimsin ? Nereye gidiyoruz ?
Sıran geldi. Gerçek evine gidiyoruz.
Gerçek ev mi ? Sen ! Yoksa !
Evet. Hadi gidelim.
Dur bir dakika… Bir sürü yarım işim var.
İş yarım kalmaz. Birileri tamamlar. Oyalanma artık.
Çocuklar, onlar daha çok küçük, bari vedalaşsaydım.
Sen olmadan da büyürler, hadi bekliyorlar.
Bekliyorlar mı ? Onlar da kim ?
Gidince görürsün.
Anladım. Anladım ama kalbini kırıp, gönlünü alamadıklarım, iyiliğini görüp, karşılık veremediklerim var.
Anlayacağın borçlu gitmek istemiyorum.
Bunu zamanında düşünseydin !
Zamanında mı ? İyi de ben daha zamanım var sanıyordum.
Hepiniz aynısınız. Zaman dediğin, içinde bulunduğun an…
Bunun ötesi yok.
Keşke, keşke…
Devam etme. Bugünü yaşarken hep yarın var gibi davrandın. Üstündeki üniformanın sorumlulukları var.
Yerine getirmedin. Bu sana bir uyarıydı. Şimdi gitmiyoruz….
Ama her an gidebiliriz…
Bir daha geldiğimde önünde umut, arkanda pişmanlık olmasın !

Siz ne zaman başlamayı düşünüyorsunuz ?

Ahmet Akay AZAK
Kişisel Gelişim Uzmanı