Mahmud Abbas başkanlıktan liderliğe terfi etti

Filistin Yönetimi’nin Birleşmiş Milletler’e yaptığı devlet statüsü kazanma başvurusu kısa vadede bir netice getirecek gibi görünmese de bu tarihi adımın en çok kazananı şüphesiz Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas oldu. BM’deki konuşması Ramallah’ta binlerce kişi tarafından izlenen Abbas, daha bir hafta öncesine göre çok daha güçlü bir profille döndüğü Ramallah’ta yine binlerce kişi tarafından coşkulu bir törenle karşılandı. Filistin yönetiminin önde gelen bakanlarından ve Abbas’ın BM delegasyonunda yer alan bir isim olan Dr. Mohammad Shtayyeh de Abbas’ın kazandığı kredibiliteyi “Abbas artık başkanlıktan liderliğe terfi etti” diye özetliyor.

Filistin Yönetimi’nde efsanevi liderleri Yaser Arafat tarafından atandığı Kamu Çalışmaları ve İskan Bakanlığı’nı 1996’dan beri sürdüren Dr. Mohammad Shtayyeh, BM’ye yaptıkları başvurunun aynı zamanda Mahmud Abbas için bir siyasi referandum özelliği taşıdığını doğruluyor. Cihan Haber Ajansı’na konuşan Shtayyeh, “Her yönüyle Abbas’ın kredibiletisi hep vardı; ama konuşması ve BM’ye başvurması, kararlılığı ve bütün baskılara rağmen aynı yönde devam etmesi ona Filistin topraklarında ciddi popüler destek getirdi. Sadece burada değil Lübnan Suriye ve bütün Arap ülkelerinde de getirdi.” ifadelerini kullanıyor.

ARAP BAHARINI TERSİNE ÇEVİRDİ
Binlerce kişinin Abbas’ı karşılamasının da “siyasi destek mesajı” olduğunu söyleyen Filistinli Bakan, “Başkanın halkının arkasından olduğunu hissetmesi çok önemliydi. Bütün Arap halkları liderlerine karşı ayaklandığı dönemde burada halkın başkanın etrafında olduğunu ve başkanını desteklediğini görüyoruz. Zamanlama ve mesaj çok önemli. Bölgesel çapta da çok ama çok önemli. Başkan bunun içinden çıkmayı başardı. Abbas başkanlıktan liderliğe terfi etti.” ifadelerini kullanıyor. Abbas’ın bütün bu yaşananların ardından bir lider olarak ortaya çıktığını vurgulayan Shtayyeh, “Bir başkana ve bir lidere sahip olmak arasından büyük fark vardır. Bugün bizim bir başkanımız ve bir liderimiz var.” diye ekliyor.

MEŞRUİYET TARTIŞMALARINA RET: ABBAS MEŞRU BAŞKANDIR
Mahmud Abbas’ın kampanya yöneticiliğini de yapan, daha önce Madrid ve Washington’daki barış görüşmelerinde ve Paris’te İsrail’le yapılan Ekonomik Görüşmeler’de de Filistin heyetinde yer almış bir isim olan Shtayyeh, Abbas’ın Filistin Devlet Başkanı olarak meşruiyetinin olmadığı iddialarını ise reddediyor. “Seçimler olmadığı sürece Abbas meşru başkandır.” diyen Shtayyeh, zaten kendisinin de başkanlıkta kalmaya “çok meraklı olmadığını” aktarıyor. Hamas’la yaptığı anlaşmada, anlaşmadan bir yıl sonra seçim olacağının açıkça belirtildiğini kaydeden Shtayyeh, “Başkanlık koltuğunda oturmak hoşuna gitmiyor, koltuğa bağlı değil. Görev süresinin dolduğuna dair söylemler itibar ettiğimiz şeyler değil. Parlamentonun süresi doldu, Filistin başkanlığı sona erdi ama bu içinde yaşadığımız siyasi bir gerçeklik. Seçimleri beklememizi dikte eden siyasetin kendisi. Meşruluğa geldiğinde evet meşru ama yasal kısmına geldiğinde hepimiz durumu biliyoruz.” şeklinde konuşuyor.

Abbas’ın BM başvurusunun ardından bazı endişe ve eleştiriler dile getirilmişti. Bu konuların başında ise Filistin diasporasının durumu ve Filistin yönetiminin meşruiyeti geliyordu. BM delegasyonunda yer alan müzakereci Saib Erakat’ın bu yılın başında istifa ettiği ama başvuru için birden görevine döndüğü dile getirilmiş ayrıca Filistin Yönetimi’ni temsilen BM’ye başvuran Abbas’ın görev süresi bir yıl önce dolduğu için meşruiyeti sorgulanmıştı.

ABD’NİN VETO ETMESİ DÜNYANIN SONU DEĞİL
Öte yandan başvurunun genel itibariyle bir savaş olduğunu belirten Mohammad Shtayyeh, Filistin halkında çok yüksek bir beklenti oluşturmak istemediklerini belirtiyor. Başvuruları için “Küçük bir adım değil ama çok büyük bir adım da değil. Önemli bir adım. Filistin’in BM’ye yaklaşımının bir başlangıcı ama bir son değil.” diyen Shtayyeh, sonuç ne çıkarsa çıksın, ABD veto etse de bunun Filistinliler için yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söylüyor. Shtayyeh, “ABD’nin veto etmesi dünyanın sonu değil. Kararın alınmaması hikayenin sonu değil. Yaptığımız şey Filistin’in tarih boyunca mücadelesindeki yeni bir bölümdür. Filistin liderliği çarşamba günü (bugün) toplanacak ne olduğuna bakacak, nereye doğru gittiğimize bakacağız.” diye devam ediyor.

BM’DE GERÇEK BİR SAVAŞ YAŞANDI
Mahmud Abbas ile birlikte New York’a giden Bm heyetinde yer alan Mohammad Shtayyeh, ziyareti “heyecan verici, tarihi ve önemli” olarak niteliyor. Filistinli Bakan, BM Genel Kurulu’nda yaşadıklarını şöyle aktarıyor: “Birçok iniş ve çıkışy aşandı. Başkan çok iyi idare etti. Atmosfer çok heyecan vericiydi. Toplantı ve Abbas’ın konuşmasında Genel Kurul dopdoluydu. (Başbakan Tayyip) Erdoğan da oradaydı ve ayakta alkışladı başkanın konuşmasını. Kurulda bulunması gereken herkes oradaydı. Genel kurul doluydu. Daha konuşmaya başlamadan önce Abbas’ı ayakta alkışlayanlar kutlayanlar oldu. Birçok delegasyon “Filistin için evet” diye bağırıyordu. Çok mutlu, heyecan verici ve duygusal bir andı.”

Abbas’ın yaptığı konuşmayla Filistin halkının çektiği acıları, günlük hayatını, gösterdiği toleransı, işgalin ne kadar çirkin olduğunu, işgalin sona ermesi ve Filistin halkının aynı şekilde özgür olması gerektiğini çok iyi aktardığını söyleyen Shtayyeh, “Siyasi alanda ise gerçek bir savaş vardı farklı oyuncular arasında. Filistin delegasyonuna başvuruda bulunmamaları konusunda büyük bir baskı vardı. Bu baskı son dakikaya kadar devam etti. Bizim için bir kader anıydı, tarihi bir andı.” şeklinde konuşuyor.

BÜTÜN DELEGASYON AĞLADI
BM ziyaretleri sırasında kendisi için en değerli anın ise Abbas’ın konuşma yapmak üzere kürsüye gelmesi olduğunu belirten Shtayyeh, o anı da şöyle anlatıyor: “Başkan geldiğinde bütün delegasyon ayağa kalktı. İnsanlar onu kutluyordu, gözyaşlarımı kontrol edemedim. Azzam El Ahmed’e baktım ağlıyordu Saib’e (Erakat) baktım ağlıyordu. Hepimiz mutluluk ve heyecanımızın gözyaşlarını döküyorduk.”

YENİ BİR TÜRKİYE-FİLİSTİN İLİŞKİSİ ORTAYA ÇIKTI
Cihan’a değerlendirmesinde Türkiye’ye ilişkin görüş ve yaklaşımlarını da paylaşan Filistin İskan Bakanı Shtayyeh, “Türkiye bizim için hep çok önemli oldu. Türklerin Araplar konusunda kötü hatıraları olabilir ama Türkiye’nin Filistinle ilgili iyi hatıraları var.” diye belirtiyor.Artık yeni çağda yaşandığını ve yeni bir Türkiye-Filistin ilişkisi ortaya çıktığını söyleyen Shtayyeh, “Bu iki taraf için de çok önemli. Çünkü Türkiye Avrupa’nın bir parçası olmayı umuyor ve Avrupa kapısı tamamen kapalı. Şimdi Türkiye Doğu’ya, Araplara, İslam dünyasına yönünü çevirdi. Bu çok iyi algılanıyor.” ifadelerini kullanıyor. Bu tür bir Türk-Arap ilişkisine sahip olmanın her iki taraf için de çok önemli olduğuna değinen Shtayyeh, şöyle devam ediyor: “Her iki tarafın da bölge için yeni bir stratejiye, patronluk stratejesine değil ortaklık stratejesine sahip olmalarına imkan tanıyacak. Bölgeye ortaklık gözünden bakma adına çok ciddi çok stratejik bir Türk-Arap diyaloğu olmalı. Genel olarak Türkiye Filistin için her zaman destek verdi. Erdoğan burada çok popüler. Son 2-3 yılda olanlar Türkiye’yi herkesin kalbine daha yakın hale getirdi. Stratejik bir gelecek için bunun üzerine inşa etmeli ve bundan faydalanmalıyız.” Ancak Filistin-Türkiye ilişkileri yeni olmadığını, Türk halkının her zaman Filistinlilerin yanında olduğunu da vurgulayan Filistinli Bakan, “Zaman içinde Türkiyenin öncelikleri değişmiş olabilir ama halkın desteği her zaman vardı Filisti’ne.” diye ekliyor.

İSRAİL SADECE BİR DİLDEN ANLIYOR
İsrail ile Türkiye arasında yaşanan gerginliğe de değinen Dr. Mohammad Shtayyeh, “İsrail işgalci bir güç. Maalesef İsrail kendisini Türkiye ile bu duruma soktu. İsrail özür dilemeli. İsrail sadece özür dilemekle de kalmamalı dışişleri bakanına tamamen katılıyorum; Türkiye İsrail’i uluslararası mahkemeye götürmeli. İsrail sadece bir dilden anlıyor onlara karşı sert olunmalı yumuşak olunmamalı. Türkiye’nin pozisyonu çok açık.” değerlendirmesinde bulunuyor.

TÜRKİYE BÖLGEDE SAĞLAM DURUYOR
İsrail’in tüm bölgeden faydalanamayacağını belirten Shtayyeh, şöyle noktalıyor: “İsrail tüm bölgede baskınlığı olan bir ülke. Ama bu tedrici olarak azalıyor. Türkiye bölgede sağlam duruyor. Bu Filistin ve Arapların davası için önemli. İsrail kendi ebatlarına düşürülmeli. Çünkü onun ebatları çok abartıldı, şişirildi. Bölgesel işbirliği oluşturmak için Filistin halkının kendi kararlarını kendi verme hakkı olduğu bir şekilde, barış içinde hep beraber yaşamak istiyoruz. Ama ayrıca ilişkilerin aynı seviyede olmasına ihtiyaç var. Birinin baskın veya üstün olduğu şekilde değil veya birinin diğerini işgal ettiği şekilde değil. Türklerin öldürülmesi bizi üzdü. Onların kanı sulara karışıp kaybolmadı, kanları hala orada duruyor. Halkımızın kalbinde ve aklında yeşeriyor. Türkiye çok iyi bir destek mesajı verdi bu mesaj kalplerimizde yaşayacak.”