YÖK’ten Zaza, Kurmanc ve Arap Dili Edebiyatı’na onay

Tunceli Üniversitesi’nin edebiyat fakültesi bünyesinde kurmak istediği doğu dilleri ve edebiyatı bölümü ile bu bölüme bağlı zaza dili ve edebiyatı, kurmanc dili ve edebiyatı, Arap dili ve edebiyatı anabilim dalları açma talebi YÖK tarafından kabul edildi.
Tunceli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Boztuğ, YÖK’ün onayının Cumhuriyet tarihinde bir milat olduğunu belirterek, “Her anabilim dalına en az 3 doktoralı öğretim üyesi bulmamız halinde önümüzdeki yıl her anabilim dalı için 50’şer gündüzlü 50’şer de geceli öğrenci almayı teklif edeceğiz. Bu 4 yıllık anabilim dallarından mezun olan öğrencilerimiz tıpkı diğer fakültelerden mezun olan öğrencilerle aynı statüde olacak.” dedi.

Tunceli Üniversitesi’nin yöresel ve insanı sorunlara eğilirken ve bu anlamda yaptığı uygulamalardan ötürü hedef haline geldiğini ve ölümle tehdit edildiğine dikkat çeken Boztuğ, farklılıkları ve bölgenin zenginliklerini pekiştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Boztuğ, “Ülkemizde bu konuda iki farklı görüş var. Birinci görüş bu tür faaliyetlerin ülkemizde bölünmeyi parçalanmayı ve birliğime zarar vereceği görüşü. Hatta bu görüş mensupları zaman zaman beni ve şahsımı hakaret ve ölümle tehdit boyutlarına varan rahatsızlıklara yol açmaktadır. İkinci bir görüşte bu görüşün sahibi de benim, bu tür farklılıkları, anadil, etnik ve inanç farklıklarımızı zenginlik görüp bunlara karşılıklı saygı ve sevgi ortamında birbirimizin hakkına, hukukuna saygı gösterip, ortak yaşama kültürünü geliştirmek ve böylece birlik ve beraberliğimiz korumayı pekiştirmeyi sağlamaktır.” diye konuştu.

Tunceli Üniversitesi Alevilik Uygulama Araştırma Merkezi ve Zazaca ve Kurmanca bölümlerinin bir ilk olma özelliği taşıdığını dile getiren Rektör Boztuğ, bu girişimlerinin terör ile mücadelede bir tedbir özelliği taşıdığını kaydetti. Üniversite olarak terörle mücadelede sadece silahlı mücadelenin yetmediğine inandıklarını kaydeden Boztuğ sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tunceli Üniversitesi olarak gerek Alevilik Araştırma merkezini açmamız, gerek Doğu Dilleri ve Edebiyatı bölümünde Zazaca ve Kurmanc dillerinde bölümlere açarak öğrenci alabilecek duruma gelebilmemiz ülkemizdeki gerek anadil farklılıkları gerek inanç farklıklarındaki problemleri sosyal olarak ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerdir. Yani bir noktada şunu diyebilirim ki bu tür tedbirler üniversite olarak Terörle mücadelenin tedbirleridir. Ülkemizde 30 yıldır bu alanda yapılan mücadelede şu görüldü ki sadece silah ve güçle yapılan mücadelede aynı zamanda sosyal ve kültürel adımların atılması gerekti. Şimdi teröre tevessül eden dağa çıkan gruplar, ‘bizi inkar ediyorlar, anadilimizi inkar ediyorlar, inancımızı inkar ediyorlar.’ silahını üniversite olarak onların elinden almaktır.”

(CİHAN)