Bütçe rakamlarını açıkladı

Bakan Şimşek, bu sonuçlara göre, 2010 yılında 40 milyar 81 milyon lira olan merkezi yönetim bütçe açığının 2011 yılında yüzde 56,5 oranında azalarak, 17 milyar 439 milyon liraya düştüğünü ifade etti.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılının Aralık ayında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 40 milyar 974 milyon lira, faiz hariç bütçe giderlerinin 39 milyar 748 milyon lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 23 milyar 96 milyon lira, genel bütçe vergi gelirlerinin ise 19 milyar 659 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Bakan Şimşek, bu sonuçlara göre, bütçe açığının söz konusu dönemde 17 milyar 878 milyon lira, faiz dışı açığın ise 16 milyar 652 milyon lira olarak gerçekleştiğinin ifade etti.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin 2011 yılı büyüme beklentisiyle ilgili ”Son rakamlar, muhtemelen büyümenin yüzde 8 civarında olacağını ortaya koyuyor” dedi.

Şimşek, Bakanlık’ta düzenlediği basın toplantısında 2011 yılında dünyada yaşanan ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, bütçe gerçekleşmelerini açıkladı.

2011 yılının dünya ekonomisi için çok iyi başladığını belirterek, yılın ilk yarısında çok güçlü bir büyüme performansı gösterdiğini söyledi.

Buna karşın yılın ikinci yarısında Avro Bölgesi’ndeki kamu borç krizinin etkisiyle dünya ekonomisinin zayıflama sürecine girdiğini ifade eden Şimşek, bir anlamda 2011 yılının ikinci yarısını Avro Bölgesi’ndeki borç krizinin gölgesinde tamamlandığını kaydetti.

2010 yılında dünya ekonomisinin yüzde 5,1 büyüdüğünü anımsatan Şimşek, ”2011 yılına ilişkin değişik tahminler var. Ama öyle görünüyor ki en azından son tahminlere göre global ekonomideki büyüme muhtemelen yüzde 4’ün altında oldu, bir ihtimal de ‘yüzde 3’e yakın oldu’ şeklindedir” dedi.

Geçen yılın Aralık ayında AB liderler zirvesinin yapıldığını ve zirveden bir uzlaşma çıktığını belirten Şimşek, ”Bu da aslında Avrupa’daki yangının kontrol altına alınmasında en azından olumlu bir etkide bulundu” diye konuştu.

Söz konusu uzlaşmanın birtakım kurumsal ve yapısal reformları da içerdiğini dile getiren Şimşek, şunları söyledi:

”Daha da önemlisi Haziran ayına kadar 500 milyar avro bir destek fonunun devreye gireceğini, IMF’ye de 200 milyar avroluk bir kaynak aktarılarak sıkıntıyla düşecek ülkelere yardım yapılabileceğine ilişkin önemli adımları da içeriyor. Her ne kadar bu adımlara ilişkin bazı tereddütler veya riskler varsa da şu an itibariyle Avro Bölgesi borç krizinde en kötünün geride kaldığını söylemek mümkün. Çünkü ortada bir uzlaşma var. Ortada bir irade var. Yine de tabii köklü çözüm uzun vadeli makroekonomik temellerin özellikle bütçe borca ilişkin göstergelerin iyileştirilmesinden geçiyor. Yapısal reformlardan geçiyor.”

2012 yılına bakıldığı zaman dünya ekonomisinin büyümenin muhtemelen 2011’in de altında kalabileceği yönünde bir yaklaşım olduğunu belirten Şimşek, bunun bugün itibariyle geçerli bir tahmin olduğunu ifade etti.

Söz konusu tahminin geçerli olma nedenini de açıklayan Şimşek, 2011 yılında dünya ekonomisini gelişmekte olan ülkelerin sürüklediğini ve bu ülkelerdeki büyümenin esas itibariyle iç talep eksenli olduğunu kaydetti.

2012 yılında gelişmekte olan ülkelerdeki iç talebin bir miktar normalleşeceği yani güçlü konumundan daha makul düzeylere ineceği, bunun yanı sıra Avro Bölgesi’ndeki borç krizinin gerektirdiği mali sıkılaştırmanın Avro Bölgesi’ndeki büyümeyi sınırlayacağı göz önüne alındığında söz konusu göstergelerin 2012 yılına ilişkin büyüme tahminlerini destekler nitelikte olduğunu kaydetti.

Son dönemlerde ABD’den gelen reel ekonomiye ilişkin rakamların tedbirli bir iyimserlik adına iyi olduğunu belirten Şimşek, ”Gerek işsizlik oranlarındaki düşüş, gerek tüketici kredilerindeki tekrar yukarı doğru eğilim, gerek tüketici güven endekslerindeki iyileşme, gerekse Amerika’daki konut piyasasının bir istikrara kavuşmuş olması… Bütün bu hususlar geçmişte dünya ekonomisinin en önemli motoru olan Amerika ekonomisine ilişkin bir miktar iyimserliği beraberinde getiriyor” diye konuştu.

Buna karşın 2012’de de belirsizliğin devam ettiği bir nokta olduklarına dikkati çeken Şimşek, Avro Bölgesi liderlerinin, daha önceki açıkladıkları programa uygun olarak gerekli reform ve destek paketlerini uygulamaya koyacaklarını ümit ettiklerini dile getirdi.

Şimşek, ABD’de son dönemde başlayan olumlu eğilimin devam ederek dünya ekonomisini destekleyici bir noktada olacağını umduklarını da söyledi.

2011 yılında Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelere de değinen Şimşek, geçen yılı Türkiye’nin gerek büyüme gerek istihdam gerekse bütçe performansı açısından çok güçlü bir performansla kapattığını dile getiren Şimşek, ”Büyümeye baktığımız zaman son rakamlar, muhtemelen büyümenin yüzde 8 civarında olacağını ortaya koyuyor” dedi.

2010 yılında Türkiye’nin yüzde 9 büyüdüğünü anımsatan Şimşek, yüzde 8’lik bir büyümenin dünya ekonomisinin büyüme hızının yaklaşık iki katı olduğunu belirterek, bunun beraberinde çok güçlü bir istihdam artışını da getirdiğini ifade etti.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yılın tamamında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 313 milyar 302 milyon lira, faiz hariç bütçe giderlerinin 271 milyar 90 milyon lira olduğunu, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 295 milyar 862 milyon lira, genel bütçe vergi gelirlerinin ise 253 milyar 765 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Bakan Şimşek, bu sonuçlara göre 2010’da 40 milyar 81 milyon lira olan merkezi yönetim bütçe açığının 2011 yılında yüzde 56,5 oranında azalarak, 17 milyar 439 milyon liraya düştüğünü söyledi.

Bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında, 2011 yılında dünyada ve Türkiye’de yaşanan ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan ve 2011 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini açıklayan Şimşek, Türkiye ekonomisinin olumlu yanlarının yanı sıra cari açığa da değinmek gerektiğini söyledi.

Geçen yıl cari açığın ciddi şekilde arttığını anımsatan Şimşek, bunda birtakım yapısal sorunların olmasıyla birlikte konjonktürel faktörlerin de etkili olduğunu ifade etti.

Cari açığın artmasında ”Arap Baharı”nın, Avrupa Birliği’nde iç talebin çok zayıf olmasının ve global emtia fiyatlarının 2010 yılına göre çok hızla yükselişe girmesinin de etkisi olduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:

”Böyle birkaç önemli konjonktürel faktör de var tabii. Cari açık 2011 yılında muhtemelen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) yüzde 10’u civarında bir rakam olacak. Ekonomide özellikle iç talep daha makul düzeylere doğru geriliyor. Kurdaki düzeltme, özellikle gelişmekte olan ülkelerle reel efektif kur endeksine
baktığımız zaman, TL’deki rekabet gücünün, özellikle ihracatçı açısından rekabet gücünün çok ciddi şekilde arttığını görüyoruz.”

-”Enflasyonun, yılın sonuna doğru düşeceğini öngörüyoruz”-

Enflasyonu da olumsuz makroekonomik göstergeler arasında değerlendirmek gerektiğini dile getiren Şimşek, 2011 yılında geçici de olsa TL’deki değer kaybının ve Ekim ayında yapılan bazı vergi artışlarının, enflasyon üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyledi.

”Enflasyon, yılın ilk çeyreğinde muhtemelen bir miktar daha yükselebilir ama yılın sonuna doğru tekrar Merkez Bankası’nın hedeflerine paralel şekilde bir enflasyon görünümü öngörüyoruz” diyen Şimşek, bu öngörünün nedeni olarak iç talebin daha makul düzeylere dönmesini, kurdaki düzeltmenin tekrarlama ihtimalinin zayıf olmasını ve global emtia fiyatlarında yaşanan ”şokun” enflasyon rakamlarından çıkmış olacağını gösterdi.

Bakan Şimşek, söz konusu iki temel makro sorun açısından 2012 yılı değerlendirildiğinde, cari açığın daralacağını, enflasyonun ise yılın sonuna doğru düşeceğini öngördüklerini bildirdi.

-”Kamu borç stokunun GSYH’ya oranını yüzde 32’lerde öngörüyoruz”-

Genel olarak makro açıdan önemli bir başarı yakalandığını dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:

”Çünkü başarı, refah seviyesinin, istihdam düzeyinin artmasıyla, reel büyümedeki artışla ölçülür. Bu açıdan çok güçlü bir makroekonomik performans var. Çok güçlü bir refah artışı var. Bu başarı tesadüf değil. Özellikle 2002 yılının sonundan itibaren mali disipline verdiğimiz önem, bence bu başarının temel taşını oluşturuyor. Yapısal reformlar da bu başarıda çok önemli katkıya sahip. Gerek yapısal reformlar gerekse mali disiplin, siyasi istikrar olmadan tabii ki sağlanamaz, başarılamaz. Yani buradaki asıl başarı, siyasi istikrardadır. Güçlü siyasi iradededir ve doğru politikadadır.”

Türkiye’nin makroekonomik temellerinin sağlam olduğunu belirten Şimşek, dünyada önemli bir sorun olan kamu borç stokunun sürdürülebilirliğinin, Türkiye için sorun olmadığını ifade etti.

Türkiye’de kamu borç stokunun GSYH’ye oranının çok makul düzeylerde olduğunu aktaran Şimşek, ”Yüzde 40’ın belki biraz altına düştü geçen yıl. AB’ye baktığınızda yüzde 90’lara dayanmış durumda ve muhtemelen 2016 yılına kadar bile bu ülkelerde borç stokunun yukarı doğru trendi devam edecek. Oysa biz 2014’de ne öngörüyoruz? Kamu borç stokunun GSYH’ya oranını yüzde 32’lerde öngörüyoruz. Bu brüt… Net kamu borç stoku yüzde 20’li rakamlarda… Şu anda elimizde son rakamlar yok ama yüzde 25 mi olur ne olur, önümüzdeki aylarda bunu da göreceğiz” diye konuştu.

Bankacılık sektöründe de Türkiye’nin bilançosunun sağlam olduğunu belirten Şimşek, Türkiye’nin siyasi istikrarıyla, bundan sonra yaşanacak dış kaynaklı şokların da absorbe edilebileceğini söyledi.

-2011 yılı merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri-

Geçen yıla ilişkin merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini de açıklayan Bakan Şimşek, aylık performanstansa yıl sonu performansının daha önemli olduğunu söyledi.

Maliye Bakanı Şimşek, 2011 yılının Aralık ayında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 40 milyar 974 milyon lira, faiz hariç bütçe giderlerinin 39 milyar 748 milyon lira, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 23 milyar 96 milyon lira, genel bütçe vergi gelirlerinin ise 19 milyar 659 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Bu sonuçlara göre, bütçe açığının söz konusu dönemde 17 milyar 878 milyon lira olduğunu aktaran Şimşek, faiz dışı açığın ise 16 milyar 652 milyon lira olarak gerçekleştiğini ifade etti.

Geçen yılın tamamında ise merkezi yönetim bütçe giderlerinin 313 milyar 302 milyon lira, faiz hariç bütçe giderlerinin 271 milyar 90 milyon lira olduğunu belirten Şimşek, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 295 milyar 862 milyon lira, genel bütçe vergi gelirlerinin ise 253 milyar 765 milyon lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Bakan Şimşek, bu sonuçlara göre de 2010 yılında 40 milyar 81 milyon lira olan merkezi yönetim bütçe açığının 2011 yılında yüzde 56,5 oranında azalarak, 17 milyar 439 milyon liraya düştüğünü kaydetti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işsizlik rakamlarına da değinen Şimşek, yüzde 9,1’lik oranın bile son 10 yılın en düşük rakamlarından olduğunu belirtti.

Mevsimsel olarak bu aylarda manşet işsizlik oranının bir miktar yükselişe geçtiğini ifade eden Şimşek, ”Ama mevsimsel etkilerden arındırılmış olarak da işsizlikte hafif yükseliş var. Bu da şunu gösteriyor, ekonomide bir yavaşlama sürecine giriyoruz. Özellikle inşaat sektörünün istihdam yaratma kapasitesinin önümüzdeki dönemde bir miktar zayıflaması riski söz konusu” dedi.

Şimşek, 2011 yılında faiz dışı fazlanın önceki yıla göre yaklaşık 3 kat artarak 24 milyar 773 milyon lira olduğunu belirterek, bu rakamların gerçekten güçlü bir performansın yakalandığını gösterdiğini söyledi.

Şimşek, bakanlıkta düzenlediği basın toplantısında son makroekonomik gelişmeler ve 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmelerini değerlendirdi.

Bakan Şimşek, bütçe gelirlerindeki performansın çok olumlu olduğunu, özellikle vergi geliri hedefinin, başlangıç hedefine göre yüzde 109’un üzerinde gerçekleştiğini kaydetti.

Geçen yıl faiz dışı fazlanın önceki geçen yıla göre yaklaşık 3 kat artarak 24 milyar 773 milyon lira olduğunu ifade eden Şimşek, bu rakamların güçlü bir performansın yakalandığını gösterdiğini belirtti.

Şimşek, bütçe gelirlerinin, bir önceki yıla göre yüzde 16,4 arttığını, bu artışta ekonomik büyümedeki performansın, yapılandırmadan kaynaklanan etkinin, kayıtdışılıkla mücadeledeki çabaların etkili olduğunu söyledi.

Vergi gelirlerindeki tahsilata bakıldığında ise 2011 yılında yüzde 20,5’lik bir artışın söz konusu olduğunu anlatan Şimşek, ”Bu, yapılandırmadan kaynaklanıyor diyebilirsiniz. Ama değil. Yapılandırmanın olmadığı yıllarda da biz mevcut alacak stokumuzdan bir kısmını icra yoluyla tahsil ediyorduk. Bu tahsilatı yıllık yapılandırma gelirlerinden çıkardığımız zaman aslında net etki 5-6 milyar lira civarındadır. Yani yapılandırmadan kaynaklanan 5-6 milyar liralık net etkiyi bile dikkate alırsanız, bütçe açığının çok güçlü şekilde aşağı çekildiğini görürsünüz” dedi.

Bütçe sonuçlarına ilişkin genel değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, şöyle konuştu:

”2002 yılında bu ülkede bütçe açığının GSYH’ya oranı yüzde 11,5 idi. Yani bugün borç krizi ile cebelleşen AB ülkelerinin bile çok çok üzerindeydi. Küresel krizin hemen sonrasında bütçe açığı nereye gelmiş diye sorarsanız, 2011’de biz muhtemelen GSYH’ya oran olarak yüzde 1,4’lük açık ile karşı karşıyayız. GSYH’ye oranla hedeflediğimiz 2,8’lik açığın yarısı. Hatta Orta Vadeli Programda revize ettiğimiz yüzde 1,7’lik açığın da epey altında bir açık. Bu açık daha düşük olabilir miydi?. Kesinlikle. Çünkü biz bütçe ödeneklerine ilave olarak özellikle alt yapı ve Van’daki depremin yaralarının sarılması için AFAD’a ilave toplamda 11,7 milyar lira kaynak aktardık. Bütün bunları dikkate aldığınız zaman aslında açık binde 5 olacaktı. Özellikle Aralık ayında biz, bu ilave harcamaları yapmamış olsaydık bütçe açığının GSYH’ye oranı binde 5 civarında olacaktı.”

Şimşek, 2003-2011 dönemindeki bütçe açığının yüzde 3,3 olduğunu, oysa AK Parti iktidarlarından önceki 1994-2002 döneminde bu rakamın yüzde 7,7 civarında gerçekleştiğini anlattı.

-”Güçlü performansımız, sırtımıza çok büyük bir sorumluluk yüklüyor”-

2011 yılındaki güçlü performansın, 2012’ye ilişkin sırtlarına çok büyük bir sorumluluk yüklediğini ifade eden Şimşek, çünkü global ekonomiye ilişkin belirsizliklerin bulunduğunu hatırlattı.

Çok iyi bir performans sergilediklerini ancak bunun artık geride kaldığını ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:

”Şimdi 2012’ye bakmamız lazım. 2012, bu güçlü performansı devam ettirmek için mücadele edeceğimiz, çalışacağımız bir yıl olacak.

Bütün bu mali disiplinin bir getirisi var. En önemli getirisi, faiz yükündeki azalıştır. Bugün ülkemiz bu kadar çok altyapıya sahipse, bir çok anlamda mesafe kat ediyorsa aslında bütçenin yapısındaki iyileşmeden kaynaklanıyor. 2002 yılında ülkemiz bütçenin yüzde 43,2’sini faize harcıyordu. Vergi gelirlerinin yüzde 86’sını faize harcıyordu. Bugün 2011 yılı sonu itibariyle bütçenin sadece yüzde 13,5’i faize gidiyor. Eskiden vergi gelirlerinin yüzde 86’sı faize giderken bugün 16,6’sı faize gidiyor. Bugün ülkemiz, özürlüsüne, çiftçisine, bütün vatandaşlarına yatırım anlamında, maaş anlamında bu imkanları sağlayabiliyorsa aslında bunda faiz giderlerindeki düşüş çok önemli rol oynamıştır. İşte sırf bu nedenle 2012 yılında bu disiplini devam ettirmemiz lazım.”

-Maliye Bakanı Şimşek, soruları yanıtladı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, tasarruf oranlarının artırılmasının temel öncelik olduğunu belirterek, bunun tabii ki vergi ayağı olacağını bildirdi.

Şimşek, ”Biz vatandaşlarımızı daha fazla teşvik etmesi için finansal enstrümanlar üzerinde veya bireysel emeklilikle ilgili bir takım düzenlemeleri bir süredir çalışıyoruz. Bu çalışmalar, Sayın Babacan’ın koordinatörlüğünde yapılan çalışmalardır” dedi.

Bakan Şimşek, düzenlediği basın toplantısında son makroekonomik gelişmeler ve 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmelerini değerlendirdikten sonra, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Şimşek, üçüncü köprü ile ilgili soru üzerine, Türkiye’nin bütçe performansının ortada olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin mali anlamda manevra alanının da ortada olduğunu söyledi. ”Bizim tercihimiz kendi kendini finanse eden projelerin özel sektör eliyle yapılmasıdır” diyen Şimşek, ancak özel sektörden bu yönde talep, istek olmazsa ikinci tercihin özel sektörle ortak yapılması, son tercihin ise kamu kaynaklarıyla yapılması olduğu söyledi.

Bakan Şimşek, bu konuda birtakım değerlendirmelerin yapılacağını ifade ederek, bu aşamada daha fazla bir şey söyleyemeyeceğini kaydetti.

-2B gelirleri-

2-B’den gelecek gelirlerin büyük bir kısmının afet riskini azaltmak için kentsel dönüşümde kullanılacağını belirten Şimşek, bu yönde bir tasarı olduğunu hatırlattı ve tasarının yakında Meclis’e gideceğini söyledi.

”2B’den kaynak alalım, köprü yapalım. Bu aşamada böyle bir değerlendirme yok” diyen Şimşek, Meclis aşamasında değerlendirmeler olabileceğini söyledi.

Şimşek, bu aşamada 2B gelirlerinin afet riskini azaltmak amacıyla özellikle İstanbul gibi illerde kentsel dönüşümde kullanılmak üzere ilgili bakanlığa ödenek olarak kaydedileceğini ifade etti.

Şimşek, ”Köprüyü biz yaparsak bütçede daha önce öngörmediğimiz harcama gündeme gelirse ya giderleri kendi içerisinde yer değişikliği ile yapacağız ya da ilave gelir imkanlarını araştıracağız” dedi.

-Memur maaşları-

Memur maaşları konusunda anayasa değişikliği yapıldığını kaydeden Şimşek, şöyle konuştu:

”Tasarı, yakında mecliste görüşülecek. Maliye Bakanlığı veya başka bakanlığın görüşü diye ifade doğru olmaz. Bu hükümetin bir iradesidir. Dolayısıyla hükümetimizce değerlendirilecek bir husustur. Bu sadece Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığının, Hazinenin diye sunmak doğru değil. Ortak bir irade tecelli ediyor.

İntibak Yasasına gelince İntibak Yasası devreye girse de girmese de işçi ve Bağ-Kur emeklileri 2011 yılının ikinci yarısında gerçekleşen enflasyon oranı kadar zammı otomatik olarak alacaklar. Memur emeklileri ise memurlara yapılacak zam oranında emekli aylıklarında artış olacak. Dolayısıyla burada bir takım gecikmeler söz konusu ama bu gecikmelerden dolayı telafi imkanı olmayan bir mağduriyet söz konusu olmayacak. Biz hep geriye doğru ne yapmamız gerekiyorsa yapacağız. Burada mevcut kanunlar çerçevesinde otomatik olarak yapılması gereken artışları da yapacağız.”

-Tasarruf oranları-

Bakan Şimşek, tasarruf oranlarının artırılmasının temel önceliği olduğunu belirterek, Orta Vadeli Programda bunun ortaya çok güçlü konduğunu söyledi ve şunları söyledi:

”Bunun tabii ki vergi ayağı olacak. Tabii ki biz vatandaşlarımızı daha fazla teşvik etmesi için finansal enstrümanlar üzerinde veya bireysel emeklilikle ilgili bir takım düzenlemeleri bir süredir çalışıyoruz. Bu çalışmalar Sayın Babacanın koordinatörlüğünde yapılan çalışmalardır. Çalışmalar bitince bir paket halinde kamuoyuna açıklanacak.”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni Teşvik Sisteminde özellikle cari açığın azaltılmasına yönelik ilave yaklaşımların, tedbirlerin ve teşviklerin söz konusu olduğunu bildirdi.

Bakan Şimşek, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, yeni teşvik sisteminin devam eden bir çalışma olduğunu belirterek, son şeklinin yakında verileceğini söyledi.

Yeni teşvik sisteminde özellikle cari açığın azaltılmasına yönelik ilave yaklaşımlar, tedbirler ve teşviklerin söz konusu olduğunu kaydeden Şimşek, şöyle konuştu:

”O anlamda radikal bir çerçeve söz konusu. Bölgesel kalkınmışlık farklarının azaltılması Türkiye’nin temel önceliklerinden bir tanesi. Yatırımları ve istihdamı artırmak, ama doğru alanlarda yatırımları artırmak da amaçlardan bir diğeri. Kümelenmeyi teşvik etmek, rekabet gücümüzü artırmak, rekabet gücümüzün olduğu alanlarda destekleri devam ettirmek, istihdamı artırmayı da amaçlıyoruz. Burada kaynak tahsisini biraz daha rasyonel bir çerçevede etkileyecek bir teşvik sisteminden bahsediyoruz.

Yeni teşvik sisteminde büyümede aşağı yukarı doğru riskleri sınırlar mı? Tabii ki ümidimiz bu.”

-Merkez Bankası-

Bakan Şimşek, bir soru üzerine, Merkez Bankasının para politikasından sorumlu, bağımsız olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

”Biz Merkez Bankası’nın hakikaten ülkemizin dış şoklara karşı korunmasında, ekonomik istikrarın sağlanmasında güçlü bir çaba gösterdiği kanısındayız. Zaman zaman alınan politika kararları reel ekonomiye yansımaları olabiliyor. Bu değerlendirme hükümetimizin değerlendirmesi olabilir. Ama ben Maliye Bakanı olarak, ekonomi yönetiminin bir parçası olarak ben mümkün olduğunca kur politikasına, para politikasının detaylarına ilişkin yorum yapmıyorum.”

-Van’daki tahsilatlar-

Van’da yapılan tahsilatlara ilişkin soru üzerine de Şimşek, mücbir sebep
ilan ettiklerini ve süresiz şekilde beyanname verilmesini ötelediklerini hatırlattı.

AFAD’a bir an önce yaraları sarması için 2 milyar liralık bir kaynak aktardıklarını kaydeden Şimşek, ”Bu kaynakla kalıcı konutların yapılması, birtakım harcamaların finanse edilmesi söz konusu” dedi.

-Borçların yeniden yapılandırılması-

Borçların yeniden yapılandırılması konusunda ise Bakan Şimşek, çok kapsamlı bir çalışma yaptıklarını ve bunun başarılı olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

”Maliye Bakanlığı olarak bu işi özel sektör mantığıyla yaptık. Proaktif bir şekilde yaklaştığımız için çok büyük bir başarı var.

2011 yılında 13 milyar 301 milyon liralık tahsilat söz konusu. Bu aşamada, 2012 yılı tahminlerinde, öngörülerinde herhangi bir değişiklik söz konusu değil.

İyi niyetlilere ikinci bir hak olacak mı? Bütün vatandaşlarımız iyi niyetlidir, şartlar şu veya bu şekilde zorlayabilir. Bu Meclisimizin takdirinde olan bir konudur. Bizim yaklaşımımız bu türden uygulama ve düzenlemelerin mümkün olduğunca olmaması veya olacaksa çok az seyrek olması. Belki şu yapılabilir, özellikle mücbir sebep ilan ettiğimiz örneğin Van, örneğin Libya bunlar çok ciddi öngörülemeyen şoklar, afetler, savaşlar. Böyle durumlarda Bakanlar Kuruluna sadece bundan etkilenen mükelleflerle sınırlı olmak üzere bu yapılandırmada ilave süre, imkan tanınması hususunu biz tabii ki değerlendirebiliriz.

Van vergi tahsilat rakamları, Aralık ayında 39 milyon 78 bin lira, kasım ayında 14 milyon 693 bin lira.”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin manevra alanının bulunduğunu, temel makro ekonomik dengelerinin sağlam olduğunu belirterek, ”Cari açıkta daralma olacak, ekonomide yavaşlama, iç talepte makulleşme, normalleşme öngörüyoruz” dedi.

Bakan Şimşek, düzenlediği basın toplantısında son makro ekonomik gelişmeler ve 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmelerini değerlendirdikten sonra, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Şimşek, büyüme beklentilerine ilişkin soru üzerine, OECD’nin daha önce Avrupa’da büyümenin 0,3 olacağı tahmininde bulunduğunu hatırlatarak, kendisinin nokta tahminlere çok inanan birisi olmadığını, trendin önemli olduğunu söyledi. Şimşek, şöyle konuştu:

”Burada bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönemde doğru kararlar alınırsa, ortaya güçlü siyasi irade konursa riskler aşağı doğru düşer. Bizim manevra alanımız var, bizim temel makro ekonomik dengelerimiz sağlam, soluk alanlarımızda da iyileşme var. Cari açıkta daralma olacak, ekonomide yavaşlama öngörüyoruz, iç talepte bir makulleşme, normalleşme öngörüyoruz. Türkiye’nin bütçe ve borç dinamiklerinde de çok güçlü konumdayız.

Türkiye bir ada değil, biz de etkileniriz ama bu etkileri sınırlamak, bu etkilerin geçici olmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yaparız.”

”Bedelli askerlikten gelecek gelir, üçüncü köprü için kullanılacak mı?” şeklindeki soru üzerine de Şimşek, bedelli askerlikten gelecek gelirin nerelere harcanacağının kanunla belirlendiğini söyledi ve üçüncü köprü ile ne bedelli askerliğin, ne de 2B’nin ilişkilendirilmemesini istedi.

İran’a yönelik yaptırımlar, petrol fiyatları ile ilgili soru üzerine Şimşek, yüksek petrol fiyatının düşük büyüme, yüksek cari açık, yüksek enflasyonu beraberinde getirdiğini ve potansiyel olarak da yüksek faiz demek olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, cari açık sorununun aslında Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılık sorunu ile ilişkili olduğunu ifade ederek, ”Biz ne zaman Almanya gibi katma değeri yüksek, bilgi yoğun ürünleri ihraç etme kapasitesine kavuşursak o zaman petrol fiyatlarının etkisi sınırlı olur. Türkiye ekonomisi açısından temel riskler bugün itibariyle dış şoklar. Bir tanesi Avro Bölgesindeki borç krizi, oradaki yangın şu anda kontrol altına alınmış. Yani yangına karşı duvarlar örülüyor, örüleceği ifade edildi ve beklentiler olumluya dönüştü. Ümit ediyoruz ki bu çabalar başarıya ulaşır. Aynı şekilde bölgemizde hiçbir sorunu arzulamayız, doğru bulmayız. Ama böyle bir sorun yaşanırsa bunun petrol fiyatlarına yansıması olumsuz olabilir, bu da bizi olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.

Yastık altındaki altınlarla ilgili soru üzerine de Şimşek, bunun ekonomiye yatırım, istihdam anlamında kazandırılmasının olumlu olacağını, ancak bu yönde bir çalışma, detaylanan bir konunun olmadığını söyledi.

Bakan Şimşek, bazı ülkelerin notunun düşürülmüş olmasının yine rating kuruluşlarının önlerini göremediklerini gösterdiğini ifade ederek, ”Aslında bu kamu borç krizinin bankacılık sektörü bilançolarına sirayet edeceğini biz paylaştık. Dolayısıyla rating kuruluşlarının geriden takip ettiğinin bir göstergesi” dedi.

-Özelleştirmeler-

Elektrik dağıtım ve üretim özelleştirmeleri ile ilgili soru üzerine de Şimşek, ”Her şey bizim uygulamalarımız paralelinde gitseydi, bugün elimize elektrik dağıtım şebekesi olmayacaktı” dedi.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın ve Maliye Bakanlığı’nın bu dönemi başarılı geçirdiğini, ancak şirketlerde aynı basiretin görülmediğini ifade eden Şimşek, ”Arz eden biziz, ama talep önemli. Bizim kararlılığımız ortada, bunları reform olarak görüyoruz. Enerjide yatırım yükünü kamudan alıp özel sektöre
transfer etmek istiyoruz. Enerji dağıtımında kayıp kaçakları minimize etmek istiyoruz. Hem dağıtımı, hem üretimi birlikte götürmeye çalışacağız, ama talep önemli bir husus olacak” dedi.

AA