Toplumları yok eden en büyük hastalık yeistir

Irak Cumhuriyeti Sünnî Vakıf Divanı Başkanı Dr. Ahmed al Samarai beraberindeki heyetle Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i makamında ziyaret etti.

Kabulde konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, “Bugün Irak’ta başlayan mezhepçiliğin tarihte var olan Sünnî-Şiî ihtilafının bir devamı olduğuna inanmıyoruz. Bilakis cehalet, taassup, kavmiyetçilik ve siyasî ihtirasların mezhep görüntüsü altına girerek ortaya çıktığını düşünüyoruz. Sorun, dinî ve mezhebî değil, siyasî ve kavmîdir” dedi.

Resmi temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gelen Irak Cumhuriyeti Sünnî Vakıf Divanı Başkanı Dr. Ahmed al Samarai, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i ziyaret etti. Diyanet İşleri Başkanı Görmez, kendilerini Ankara’da görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İkili görüşmeler öncesi Irak’ta son yıllarda yaşanan sorunlara değinen Diyanet İşleri Başkanı Görmez Irak halkının zor bir imtihandan geçtiğini kaydetti. Görmez şöyle konuştu;

“Yakın geçmişte Irak için yeni bir dönem başlamıştı. İşgalciler ülkeyi terketti. Iraklılar hür iradeleriyle seçimlerini yaptılar. Hükümetleri kuruldu. Yavaş yavaş insanlar normal hayata dönmeye başlamışlardı ki hepimizi can evinden vuran ve belki bir önceki fitnelerden daha zararlı olabilecek bir fırkacılık, mezhepçilik, bir asabiyet baş göstermeye başladı. Aynı Allah’a inanan, aynı peygambere ümmet olan, aynı kıbleye dönerek namaz kılan ve Allah’ın kardeş kıldığı müminler topluluğu hep birlikte yaralarını sarmak için seferber olmaları gerekirken bir mezhep kavgasına girişilmiş olmasını kabul etmek mümkün değildir.

Biz bugün Irak’ta başlayan mezhepçiliğin tarihte var olan Sünnî-Şiî ihtilafının bir devamı olduğuna inanmıyoruz. Bilakis cehalet, taassup, kavmiyetçilik ve siyasî ihtirasların mezhep görüntüsü altına girerek ortaya çıktığını düşünüyoruz. Sorun, dinî ve mezhebî değil, siyasî ve kavmîdir.

İşgal esnasında ortaya çıkan farklı tutum ve davranışların birbirlerini suçlamalarından kaynaklanmaktadır. Güç ve iktidar mücadelelerinin mezhep ihtilafı rengine bürünerek ortaya çıkmasına izin vermemeliyiz.”

Iraklı âlimlerin ve dini müesseselerin büyük sorumluluğu bulunduğuna dikkat çeken Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Âlimler arasındaki ihtilaf tabiîdir. Ancak Irak gibi her karış toprağı İslâm medeniyetinin ölmez eserlerine şahitlik etmiş bir vatan parçasının, işgal edildiği bir zaman diliminde, yüzbinlerce gencin, kadının ve çocuğun katledildiği bir ortamda, âlimlerin herhangi bir meselede ihtilaf etmesi uygun değildir. Hele hele birbirlerini ihanetle suçlamaları, bölünmeleri, parçalanmaları, farklılıklar oluşturmaları asla kabul edilemez” diye konuştu.

Başkan Görmez şöyle devam etti;

“Milletlerin âlimlerine en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda âlimler, milletlerinin parçalanan kalplerini tevhid etmekle görevli iken kendilerinin bölünmelerini, parçalanmalarını, birlikte hareket etmemelerini anlamak mümkün değildir. Burada zat-ı alinize büyük görevler düştüğünü ifade etmek istiyorum.

Bu gibi durumlarda toplumları yok eden en büyük hastalık yeistir, umutsuzluktur. Millete bu umudu aşılayacak olan en büyük insanlar âlimlerdir. Âlimlerinin kendilerinin ihtilafa düşmeleri, parçalanmaları, birbirlerini suçlamaları toplumun geleceği açısından da en büyük felakettir. Ulema kelimesinin önüne ister heyet kelimesini getirin, ister meclis kelimesini getirin, ister ittihat veya vahdet kelimesini getirin, bu, sizin ortak sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz. Dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan ve bütün İslâm dünyasının saygı gösterdiği Iraklı âlimlerin varlığının farkındayız. Bu âlimlerin tamamının vatanlarına dönerek birlik ve beraberlik içerisinde kendi ülkelerini yeniden inşa etmek, Bağdat’ı yeniden bir selâm kenti yapmak, Irak halkının yaralarını sarmak, Bağdat’ta İslâm medeniyetinin sancağını yeniden dalgalandırmak gibi bir vazifeleri vardır.”

Irak Cumhuriyeti Sünnî Vakıf Divanı Başkanı Dr. Ahmed al Samarai ise Irak’ta yaşanan mezhep sorunlarına değinirken yaşanan sıkıntıları istişare etmek üzere geldiklerini kaydetti.

AMMAR EL HAKİM ZİYARETİ

Irak Yüksek İslam Konseyi Başkanı Ammar el Hakîm Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i makamında ziyaret etti.

Başkan Görmez, El Hakîm ve beraberindeki heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, bugün Irak’ta kavmiyetçi ve mezhepçi bir sürece girildiğinin görüldüğünü belirterek, “aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kur’an’a iman eden Müslümanların bir başka Müslüman’ın camisine girerek bomba patlatmasının izahını ne biz kendimize ne de dünyaya yapabiliriz” dedi.

“Biz Müslümanlar, dünya hayatının bir imtihan olduğuna inanırız” diyen Başkan Görmez, bu imtihanın her fert ve toplum için farklılık arz ettiğini kaydetti.

“Irak’ta son yıllarda yaşananları görünce Irak’lı kardeşlerimizin imtihanlarının zor geçtiğini görüyoruz” diyen Başkan Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok zor süreçlerden geçtiler. Önce bir istibdat ve zulüm döneminden geçtiler. Sonra bölgesel savaşlar dönemi geldi. İran-Irak savaşı, Kuveyt savaşı ve daha sonra da bir işgal dönemi yaşandı. Savaşların ve işgallerin ne büyük fesatlar doğurduğunu hep birlikte izledik, gördük.

Derken işgal kuvvetleri çekildi. Hepimiz büyük emellere kapıldık. Artık Irak’taki bütün siyasilerin, düşünürlerin, alimlerin ve akademisyenlerin el ele vererek Irak’ı yeniden inşa edeceğini düşündük. Biz, bunu beklerken Irak’tan üzücü haberler gelmeye başladı. Aslında bu üzücü haberlerin tohumlarının işgal döneminde atıldığını biliyoruz. Bugün Irak’ın “taifiyye ve mezhep” kavgası diyebileceğimiz yeni bir sürece girdiğini görüyoruz.

Aynı Allah’a, aynı Peygamber’e, aynı Kur’an’a iman eden bir Müslüman’ın, bir başka Müslüman’ın camisine girerek bomba patlatmasının izahını ne biz kendimize ne de dünyaya yapabiliriz”

“Barış içinde birlikte yaşama” tabirinin Müslümanlar arasında geçerli olabilecek bir kavram olmadığını vurgulayan Başkan Görmez, söz konusu tabirin Müslümanlarla gayri Müslimlerin bir arada yaşamasını ifade ettiğini kaydetti. “Nitekim biz bunu tarihimizde bütün dünyaya gösterdik” diyen Başkan Görmez, kavramın Müslümanlar arasındaki ifadesinin “vahdet” olduğunu bildirdi.

Başkan Görmez, şunları kaydetti: “Ben doğrusu bu dönemde başlayan mezhepçilik veyahut taifiyyeciliğin tarihten mevrus olduğuna inanmıyorum. Bir takım siyasi düşüncelerin, bir takım ayrımcı fikirlerin ve bir takım cehaletlerin mezhep rengine bürünerek ortaya çıkması olarak, değerlendiriyorum”

Heyetin ziyaretinin çok önemli bir günde, çok önemli bir zamanda gerçekleştiğini belirten Başkan Görmez, bu gibi hallerde özellikle İslam âlimlerine ve dini müesseselere çok büyük görevler düştüğünü kaydetti.

“Hiç kimsenin çirkin hedeflerle ortaya çıkıp İslam’ın görüntüsünü bozmaya hakkı yoktur”…

Irak Yüksek İslam Konseyi Başkanı Ammar el Hakîm de Türkiye’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Irak halkının geçmişte yaşadığı sıkıntıları tekrar dile getirdiğiniz için teşekkür ediyorum” dedi.

Irak’ın hem siyasi açıdan, hem din ve mezhep olarak, hem de millet ve ırk olarak çok değişik ve mozaik bir ülke yapısına sahip olduğunu söyleyen el Hakîm, “bu çeşitliliğin, çeşitli renklerin çeşitli yaprakların buluştuğu bir çiçek buketi olarak bize renk kattığını düşünüyoruz” dedi. Irak’ın geçmişte asla mezhepçilik yaşamadığını vurgulayan el Hakîm, “bugün de Iraklılar arasında muhabbet ve hoşgörünün en yüksek derecesini yaşamak istiyoruz” diye konuştu.

“Müslümanları birbirine kırdırmak isteyenler var”…

İslam’ın barış ve sevgi dini olduğunu kaydeden el Hakîm, “hiç kimsenin çirkin hedeflerle ortaya çıkıp İslam’ın görüntüsünü bozmaya hakkı yoktur” dedi.

İslam âlimlerine ve eğitim kurumlarına bu fitne ateşini söndürmeleri için çok büyük görevler düştüğünü belirten el Hakîm, “çeşitli isimler altında Müslümanları hangi mezhepten olursa olsun birbirine kırdırmak, birbirine düşürmek isteyenler var, bunlar Müslümanların enerjilerinin doğru yolda kullanılmasını istemiyorlar. Müslümanlar eğer kendi enerjilerini, güçlerini birleştirip doğru yolda kullanırsa çok çok önde olur” diye konuştu.

risalehaber