Tesettür Âyetinin Tefsirindeki İncelikler

Muhammed Ali Es-Sabunî Hazretleri, Ahkâm Tefsiri’nde bu ayetten çıkarılacak hükümle hakkında ve bu vesileyle örtünmenin İslam’daki yeri hakkında çok tafsilatlı ve tatminkar izahlarda bulunmuştur:

“… Allahu taala sevgili Peygamberine şöyle hitap etmektedir: Ey peygamber, Allah (cc)’ın emirlerini mümin kullarına ilet ve evvela bu emirleri kendin de uygula. Müminlerin anneleri olan temiz zevcelerine, faziletli kızlarına, İslam’ın getirmiş olduğu örtünme şekliyle örtünmelerini, erkeklerin bakışlarından korunmalarını emret. Evvela bunlar Örtünsünler ki diğer kadınlara iffet ve örtünmede örnek olsunlar. Hiçbir fasık ve facir de onları görmesin. Örtünmeyi bütün mümin kadınlara da emret. Onlar da güzelliklerini, ziynetlerini örtecek bir dış elbise giysinler. Bu elbise ile bütün İnsanların dillerinden, gözlerinden uzaklaşsınlar, kendilerini korusunlar. Bu örtüleriyle yüzlerini ve diğer vücut azalarının tamamını kapatsınlar. Böylece cariyelerden ve ahlaksız kadınlardan seçilsinler, garazkâr kimselere hedef olmasınlar, facir kadınlardan da uzak olsunlar. Hiç kimse onlara kötülük ve fenalık düşünemesin.

Mümin kadınların örtüleri, iffet ve namuslarını korumaya en büyük sebeptir. Artık onlardan kalbi bozuk kimseler de bir şey umamazlar. Allah-u teala emirlerini yerine getirene mağfiret eder. O, bütün kullarına da en çok merhamet edendir. Onlara ancak dünyada selamete, ahirette saadete vesile olarak şeyleri emreder.

Âyetin Tefsirindeki İncelikler

Birinci İncelik: Allahu Teâlâ örtünme emrine evvela Resulullah (sav)’in zevceleri ve kızları ile başlamıştır. Bu, onların diğer kadınların önderi ve uyma numunesi olduklarını göstermektedir. Diğer kadınlar onlara uyacakları için uygun olan da şer’î emirlere, hükümlere önce onların sarılmaları, aynen yerine getirmeleridir. Zira bir davetin etkili olabilmesi İçin davetçi, tezlerini önce kendinde ve aile efradında tatbik etmelidir.

İşte bu hususta da elbette ki Resulullah (sav)’in zevceleri ve kızlarının önder ve öncü olmaları gerekir. Bunun için Allahu Teala peygamberine kadınların örtünmesini vahy ederken ayetin başında evvela kendi zevce ve kızlarını zikretmiştir.

İkinci incelik: Hicab âyeti, kadınların avret mahallerini örtmeleri yerleştikten sonra nazil olmuştur. Öyleyse bu âyette emrolunan tesettür, daha önce farz kılınan setr-i avretten başka ve fazla bir örtünmedir.

Bunun İçindir ki, bütün müfessirler, tabirleri değişik de olsa manada birleşerek âyetteki “cilbabdan” maksadın kadının elbiseleri üzerine giyilen ve bütün vücudu örten (çarşaf gibi) bir örtü, elbise olduğunda ittifak etmişlerdir. Bu sebeple zamanımızda kadınların çarşaf denilen bir örtü veya onun benzeri bir örtü ile örtünmeleri gerekmektedir. Âyetteki «cilbab» tan maksat, bazı cahillerin sandıkları gibi setr-i avret değildir (yalnız avret yerlerinin örtülmesi değildir).

Üçüncü İncelik: Âyetteki «Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına…» ifadesindeki tafsilat, hicabın yalnız Resulullah (sav)’ın zevcelerine farz olduğunu iddia edenlerin iddialarını açıkça reddetmektedir. Çünkü âyetteki «müminlerin kadınlarına» ifadesi, örtünmenin bütün mümin kadınlara emredildiğine, onların da bu umumi hitaba dâhil olduklarına kesin bir şekilde delalet etmektedir. Bu sarih emir karşısında nasıl olur da Müslüman kadınların örtünmesinin farz olmadığı İddia edilebilir?

Dördüncü incelik: «Bu onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur.» âyetinde hicabın farziyetinin hikmeti beyan edilmektedir. Şer’î hükümlerin hepsinde meşru hikmetler vardır. İşte kadınların örtünmelerindeki hikmet de hem onların namuslarının, hem de cemiyetin korunmasıdır.

Müfessirlerin cumhuruna göre, âyetteki «tanınıp» ‘kelimesinden maksat, hür kadın olduklarının anlaşılması, köle ve cariyelerden temyiz edilmeleridir.

Ebu Hayyân, bu hususta cumhurun görüşünden başka bir görüşü tercih etmiştir. Ona göre âyetteki örtünme emri, ister hür, ister cariye olsun bütün Müslüman kadınlaradır. “Bu, onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur.” âyetini de, “Namus ve iffetle tanınsınlar kî, fasit kimseler onlardan bir şey beklemesinler.” şeklinde tefsir etmektedir. Ebu Hayyan’ın görüşünü Bahr-i Muhit’teki ifadeleriyle aynen aktarıyoruz:

“Ayetteki «müminlerin kadınları» ifadesinin zahiri, hür kadınları da cariyeleri de içine almaktadır. Cariyeler için fitne tehlikesi daha çoktur. Çünkü onlar hür kadınlara nispetle dışarıda daha çok bulunurlar. Cariyeler “müminlerin kadınları” ifadesinin kapsamından çıkarabilmek için çok açık bir delil lazımdır. Böyle bir delil olmadığına göre onların da örtünmeleri lazımdır.

“Bu, onların tanınıp eza edilmemelerine daha uygundur.” âyetinden maksat, “Onlar Örtüleri sebebiyle iffetli olarak tanınırlar. Bu sebeple hiç kimse onlara dokunamaz.” demektir. Çünkü hiç kimse mütesettir bir kadına bakamaz, kendisinde böyle bir cesaret bulamaz.

Ama kadın açık olursa, ona herkes bakar, çıtlatma yoluyla da olsa arzularını duyurmaya çalışır. Çünkü o, açıklığı ile kendisini teşhir etmektedir. (Ebu Hayyan, C. 7. S. 250. 326)

Bu görüşü Ebu Hayyan’ın çok keskin ve isabetli bir görüşe sahip olduğunu göstermektedir. Biz de Ebu Hayyan’ın görüşünü tercih ediyoruz. Zira tesettürden maksat budur. Ayrım yapılmadan hür ve cariye mümin kadınların kapanmasıdır.

http://risaletahkik.com/es-sabuni-tesettur-ayetinin-tefsirindeki-incelikler.html