Ya Kıyam Et, Ya Kıyamet…

Sevgili Dostum Ahmet Çiçek bizlere birkaç kelam etmiş. Ellerine yüreğine sağlık…

Allah’ım! Kimsesizlerin kimsesi, gariplerin sığınağı, yaşadığımız acılarda bile bizi yoluna davet eden sonsuz merhametine sığınıyoruz.

Sen hiç bize zulmetmedin ki. Biz Sen’den koptukça kendimize ve başkalarına haksızlık ettik hep. Bizi tek müdafaa eden Sen iken, ilk önce Senin hükümlerine ya karşı çıkan, ya da umursamayan bir kavim olduk. Hak ettiğimiz musibetlere bakılırsa, Sen yine de merhamet ettin ve bize yaşattıklarına bizi yoluna hep nezaketle davet ettin.

Zalimler kan döktükçe bizi Sen’den koparabileceğini zannetti, ancak koparılıp yere atılan bir çiçeğin toprağa düştüğünde sinesinde taşıdığı tohumların bire on vereceğinden habersizdiler. Zalimler Senin bizi düzelttiğin keskin kılıçlarındı. Uyuşmuş Müslüman bünyelerini sarsarak uyandırdılar. Tüm İslam ülkelerinden yakında müjdeli haberler almaya başlayacağız. Zalim cuntacılara destek olan tüm İslam ülkelerinde de kıyamlar başlayacaktır. Süreç başladı ve her birimiz şu an imtihan veriyoruz; sessiz kalmakla zalimlerden yana mı olacağız, yoksa silkelenip kendimize gelmekle ve tepkimizi göstermekle masumlardan ve Allah’tan yana mı…

Mısır’da zalime karşı dimdik durup ölümün üzerine yürüyen ve toprağa düşen şehitler bana Uhud’u, Çanakkale’yi hatırlatıyor ve mahzun yüreğim yeniden diriliyor. Bir çocuk gibi mutluyum şehadeti unutmayan nesillerin varlığını gördükçe. Onlara değil, onların şehadetine seyirci kalan İslam ümmetinin sessizliğine üzülüyorum. Kendime, hiçbir şey yapamayışıma, bugüne kadar elimin kolumun bağlanmasına izin verdiğim için üzgünüm. Allah’ın yolunu herşeyin üzerinde tutamayışımızın bedelini bugün kardeşlerimiz için hiçbir şey yapamayarak ödüyoruz. Arap-Türk ayrımı son yüzyılda her iki tarafta pompalanırken bu oyuna gelen Türk ve Arap kardeşlerimize söyleyeceğimiz bir kaç kelimemiz olmalıydı. İslam kardeşliğinin ve ümmet olmanın ne demek olduğunu, ölmek pahasına ispatlamalıydık. Hala çok geç değil. Bu son dönemeçte elimizi vicdanımıza koyup müslüman gibi mücadele etmek ve Allah’tan kendimiz ve bu oyuna gelen kuşaklar adına af dilemek boynumuzun borcudur. Hiç olmazsa Çanakkale’de ölümün üzerine yürüyen Mısırlı kardeşlerimizin şehadeti hakkı ve hatırı için!

İsmim Ahmed, başta Ahmed’lerin en şereflisinden ve şehid düşen Mısır’lı Ahmed’lerden özür diliyorum. Ancak yeri geldiğinde Ya Rabbi, senin yolunda canımızı ve herşeyimizi feda etmekten ne olur bir an bile tereddüt ettirme. Herşeyimiz Senin, biz de Seniniz. Yoktan var eden, sahip çıkan, rızıklandıran ve yine bizi kendine döndürecek olan muhakkak Sensin. Ve Senin bizleri mazlumların intikamına memur kılmanla şerefleniriz. Bu davada Senin bize ihtiyacın yok, ama bizim Sana çok ihtiyacımız var. Ne olur bizi rahmet kapından kovma.

Biliyorum ki zalimden zulüm görenden daha mazlumu, nefsinden zulüm görmeye razı olanlardır. Zira her insan kendi zalimini içinde taşır. Kimisi besler, kimisi de tasmalayıp ruhuna itaat ettirir. Nefsimin köpekliğinden, ve ruhunu köpeklere yedirenlerden Sana sığınırım Ya Rabbi!