Arap Baharı gerçek ruhunu şimdi buldu

Mısır’da neredeyse her gün yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Demokrasi için özgürlük için direnen halk, Mısır Ordusu tarafından katlediliyor. En acısı da demokrasiyi, özgürlükleri savunan Batı bu gelişmelere sessiz kalıyor. ‘Yeter artık, durun’ demiyor. Biz de bu sessizliğin altında yatan nedenleri Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden Dilbilim Profesörü Noam Chomsky ile görüştük. Chomsky’in Yeni Şafak’a özel çarpıcı açıklamaları şöyle:

Tüm dünya Mısır’a odaklanmış durumda. Mısır’daki sıcak gelişmeler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Mısır’da yaşananların perde arkasını iyi okumak gerekir. Mısır Ordusu’nun bu vahşi saldırılarının altında geleneksel imparatorluğunu yıkmamak adına ayrıcalıklarını, ekonomik refahını korumak yatıyordu. Peki yalnız mıydı? Tabii ki hayır. Bu kimi Batılı ve Arap devletlerince -Özellikle İsrail ve Suudi Arabistan- desteklenmesi gereken bir hareketti. Beni en çok şaşırtan ise bu kanlı eylemlerin halkın çoğunluğu tarafından benimsenmemesi oldu. Çünkü bilirsiniz darbeler korku toplumu yaratır ve bu topluluk -ister inansın ister inanmasın- askerin yanında yer alır. Oysa ki Mısır’da bundan eser yoktu. Devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yanlılarından oluşan, demokrasi özlemi içinde hareket eden kitlesel bir direniş gördük.

DARBEYE DİRENİŞ BATILI DEVLETLERİ BİLE ŞAŞIRTTI

Sizce bu kitlesel direniş tam olarak ne diyordu bizlere?

Silahsız, savaşsız darbesiz bir demokrasi için meydanlarda bağırıyorlardı. 60 yıla yakın bir süre darbelerle yoğrulan Mısır halkı ‘artık yeter’ diye haykırıyordu. Böylesi bir direniş bence Mısır ordusunu hatta batılı devletleri bile şaşırttı. Çünkü klasik görüntüye alışığızdır. Darbe sonrası sessizce kabuğuna çekilen, ölüm korkusuyla en doğal hakkı olan özgürce yaşama isteğini rafa kaldıran bir halk görmeye hazırlamıştık kendimizi. Bu başkaldırı Arap Baharı’nın gerçek ruhunu artık bulduğunu gösteriyor. Maalesef bu arada yüzlerce insan öldü en acı olan tarafı bu.

MISIR HALKI CUNTAYA KARŞI SONUNA KADAR ÇARPIŞACAK

Silahsız insanların bu şekilde katledilmesi sizde ne gibi duygular uyandırdı?

Bunu yapanlar da yaptıranlar da bedelini çok acı bir şekilde ödeyecekler. Vahşeti yapanlar kadar sessiz kalanların da sonları hiçbir zaman iyi olmamıştır. Tarihte pek çok örneğini göstermek mümkün. Özellikle İhvan Sözcüsü El Baltagy’nin katledilen kızı Esma’nın dramı unutulacak gibi değil. ‘Bence artık Mısır’da darbeden de askerden de ölümden de korkan kimse kalmayacak. Mısır Ordusu ‘Bu direnişe devam ederseniz hepiniz sonu böyle olacak’ demek için keskin nişancıları ile gencecik bir kızın hayatını söndürdü. Bu olay korkunç bir trajedi olsa da direniş içgüdüsünü kamçılayan bir ivme de oldu. Mısır halkı özgür bir ülkede yaşayabilmek için geri adım atmadan sonuna kadar çarpışacak.

Oyuncular da oyun da belli

Batılı devletlerin desteğinden de bahsettiniz. Nasıl bir destek bu?

Batılı devletlerin- AB, İsrail, ABD vs- yaşanan felaketlere rağmen yaptıkları temkinli açıklamalar bize bugün Mısır’da yaşananları önceden tahmin ettiklerini gösteriyor. Tahminin de ötesinde planladıklarını. Bence oyun belli, oyuncular belli. Oyunun adı Ortadoğu’ya hâkim olabilmek. Bu da nasıl olacak? Mısır gibi Ortadoğu’nun mihenk taşlarından olan bir ülkenin düzenini bozarak, demokrasinin yerleşmesini engelleyerek, Türkiye gibi güçlü bir devlet olmasının önüne geçerek.

YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR

Peki Müslüman ülkelerin güçlenmesi ve sayıca çoğalması korkularının bir başka nedeni olabilir mi?

Esasında bence en önemlisi bu. ABD’de 11 Eylül’de yaşanan terör olaylarından sonra İslam’a ve Müslüman’a olan bakış açısı da evrim değiştirdi. Keza Avrupa’da da durum pek farklı değil. İkinci sınıf vatandaş muamelesi gören Müslümanların konumu Batının gözünde hep aynı. Dışlanan, ezilen bir topluluk. Oysa ki bugün yükselen bir değer olarak Türkiye’yi görüyoruz. Türkiye Ortadoğu’da yeni bir dönemin de kapılarını araladı. Oradaki devletlere moral verdi, örnek oldu. Bu durum tabii ki pek çok Batılı devleti rahatsız etti.

Demokrasi için bu kadar savaşılmadı

Eğer Mısır’da yaşananlar bu şekilde devam eder, herhangi bir iyileşme olmazsa bu durum Ortadoğu’yu nasıl etkiler?

Mısır, tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. Bununla birlikte her türlü engele rağmen süregelen halk hareketleri, umut verici gelişmelerin de kapıda olduğunu düşündürtüyor. Ordunun yeni denebilecek bu başkaldırıyı kolay kolay bastırabileceğini de sanmıyorum. Yeni diyorum çünkü bence Mısır tarihinde demokrasi için bu kadar savaşmadı. Her ne olursa olsun Mısır’ın Ortadoğu’daki dengeleri belirleyeceği bir rol üstleneceğini tahmin ediyorum. Mısır ya yükselen bir güç olacak ya da demokrasi kurbanı. Bunu izleyip göreceğiz.

Türkiye ezenin değil ezilenin yanında

Türkiye hem Suriye hem de Mısır konusunda hiçbir zaman sessiz kalmadı. Bu devletlerin Esad rejimi ve Mısır ordusu gibi diktatörlükten çektiği zulümleri her zaman kınadı. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Türkiye ezenin değil ezilenin yanında durdu. Her iki örnekte de ezilenler sivil, silahsız masum halktı. Türkiye diktatörlülükten, darbelerden, tek adamcılıktan çok çekmiş bir ülke. Zamanında benzer sebeplerden ötürü sayısız insanını kaybetmiş bir devletin bugün verdiği tepkiyi anlamak çok da zor değil. Ama şurada şöyle bir parantez de açalım. Türkiye kimi zaman oynamalar yaşansa da cumhuriyet ile birlikte demokrasiyi de kazandı. Demokratik seçimlerle yönetildi. Bugün bunu hiç tatmamış olan ülkelere verdiği desteği anlamak mümkün ama bu Ortadoğu’daki devletlerin demokrasiye uzanan yollarının daha çok uzun olduğu gerçeğini de bize unutturmamalı.

Bir iddia da Mısır’daki darbe planının işbirlikçisinin İsrail olduğu yönünde. Bu konudaki görüşleriniz?

İsrail’in Mısır ordusuna büyük bir sempati beslediğini biliyoruz. Hatta sık sık görüştüklerini bir araya geldiklerini de duyduk. Ama açıkçası Mısır’da yaşananların tek sorumlusunun ya da planlayıcısının İsrail olduğunu söylemek için de elde çok ciddi bir kanıt yok. En azından ben şahit olmadım. Diğer yandan gerçekten de şayet bu vıcık vıcık denecek samimi ilişkinin altından böylesi bir komplo çıkarsa da şaşırmam.

Batı bölgede güçlü bir aktör daha istemiyor

O zaman Ortadoğu’daki Türkiye örneğinin batılı devletleri korkuttuğunu söylemek mümkün mü?

Tabii ki. Türkiye çok güçlü bir devlet. Başbakan Erdoğan oldukça karizmatik bir lider. Ortadoğu’da Batı’nın Doğu ile bağlantısını sağlayan yegâne güçlerden biri. İyi bir arabulucu. Üstelik hem Müslüman hem de demokrasiyi sonuna kadar sindirmiş bir ülke. Türkiye örneğinin Mısır’da yeniden hayat bulması fikri sanırım Batı’yı oldukça korkuttu. Belki de Mısır’da bugün yaşananlar Türkiye’nin gücünün sindirilememesinden kaynaklandı.

Batı Ortadoğu’da demokrasiyi benimsemiş güçlü devletler istemiyor’ diyebilir miyiz?

Kesinlikle öyle. Ortadoğu’daki bu karmaşıklığın, kaos ortamının Batılı devletleri telaşlandırdığını mı sanıyorsunuz? Aksine ne zaman ki her şey süt liman olur, düzene girer işte o zaman Batı’da telaş başlar. Gördüğüm kadarıyla da planları işliyor. Lübnan ve Tunus da topun ağzında. Zor bir dönemden geçiyoruz.

Darbeye direnişin adı Rabiatul Adeviye

Mısır’da 3 Temmuz 2013 Mısır askeri darbesi sonrası Rabiatul Adeviye Meydanı demokrasi, ve adalet için atan kalplerin buluşma noktası oldu.ordu, barışçıl gösteri yapan halkı yıldırmak için Baltacılar, keskin nişancılar aracılığıyla inanılmaz katliamlara imza attı. Binlerce kişinin öldüğü katliamlara rağmen darbe karşıtı Mısırlılar meydanları terk etmedi. Rabiatul Adeviye acımasız bir şekilde boşaltılmış olsa da halk özgürlük arayışlarına ara vermeden devam ediyor.
YeniŞafak

http://www.youtube.com/watch?v=3EOdeDLr7sU