Gururlanma (Kibirlenme) İnsanoğlu Ölmemeye Çare mi Var.?

Başlık konusunda epey düşündüm ve en uygun bu olur diye düşündüm. Çok güzel bir ilahi.

Gururlanma insanoğlu ölmemeye çarenmi var
Hazan olmuş bir gül gibi solmamaya çaren mi var

Güz gelince solar yaprak yüzüm örter kara toprak
Kefen çürürüyünce çıplak kalmamaya çaren mi var

Altımızda taşlar batar üstümüzde otlar biter
Yılan çiyan yiyip gider kurtulmaya çaren mi var

Altımızda sular yürür üstümüzü çimen bürür
Beden çürür et dökülür ölmemeye çarenmi var

Gururlanma öleceksin dar kabire gireceksin
Hakka cevap vereceksin vermemeye çarenmi var

Kibir yani insanın düşmanı. Kibir’in ne olduğunu ve ne kadar tehlikeli olduğunu anlamak için İblis’in (Azaliz, Şeytan) meselesini bilmek lazım. Daha önce Hz. Adem’i size anlatırken aktardığım Azazil’in durumunu şimdi yine bir hatırlatma yapayım.

Onlardan biri AZAZİL idi… Melekler göğe çıkıp aralarınde büyüyüp, günden güne ilerledi. Öyle oldu ki: Meleklerin muallimi oldu.

Bazıları derler, onun babası Hablis adında arslan suretinde idi. Annesının adı Teblis idi. Kurt süretinde idi. Baştan babasına isyan etti. Sonunda onun için bu belaya düştü.

Bir rivayete göre göğe çıkmasına sebep Can evladı helak olunca fesatlerınden ötürü, AZAZİL onlardan ayrılıp, bir köşede ibadetle meşgül oldu..

Şöyle ki:

Onun edebinden ve ibadeti çokluğundan melekler dua edip

-”Böyle kimsenin meleklerle beraber olması uygundur” dediler. Hak teala meleklerin bu dileğini kabul buyurup. onu dünya göğüne çıkardı.

Burada da o kadar ibadet etti ki İkinci gök melekleri bunu kendi yanlarına istediler. Hak Teala buyurdu. Böylece yedinci göğe kadar yükseldi.

Cennet meleklerın reisi olan Rıdvan:

-”Ya Rabbi bütün gök tabakalarındaki melekler onun ibadetiyle haz duydular birkaç gün de cennettekiler ondan istifade etsinler” dedi. Hak teala kabul buyurup AZAZİL’i cennete aldı. İbadetine devam etti. Arşı Alada yakuttan bir minber üzerinde oturur melekler başı ucunda nurdan bayrak tutarlardı.

Bu vaziyette meleklere vaaz verirdi. Etrafına o kadar melek toplanırdı ki; Adedini Allah-u Teala bilir idi.
Azazil böylece ibadette nice yıllar devam etti.

Bir zaman geldi ki yeryüzünde vaktiyle helak olan kavminden sağ kalıp, öteye beriye dağılanlar ve dağlarda yaşayanlar zamanla çoğaldılar. Öyle ki; yeryüzünü doldurdular. Lakin hak tealaya nasıl ibadet edileceğini bilmezlerdi. Azazil bunları hak yoluna çağırmak için hak Teala’dan izin istedi. Kabul olup bir kısım melekler ile beraber yeryüzüne indiler. O kavmı doğru yola davet ettiler. Az kimse itaat etti.

Bunun üzerine Azazil Cehlut Bin Belanet isminde salih bir kimseyi o kavmin büyüklerine gönderdi. Elçi emre uyarak o kavme geldi. Doğru yola davet etti. Lakin dinlemeyip şehid ettiler. Azazilin haberi olmadı. Elçi geç kalınca bir başkasını daha gönderdi. Onu da şehid ettiler o da gelmeyince Azazil birbiri ardınca bir çoklarını gönderdi. Hepsini şehid ettiler.

En son gönderilen (Yusuf bin Yasif ) adında biri, bir hiyle ile ellerinden kurtulup Azazile geldi. Vaziyeti anlattı. Azazil Hak tealaden izin isteyip meleklerle beraber o kavmın üzerine yürüdü. Çoğunu öldürdü. Kalanı etrafa dağıldıler. Azazil yeryüzünü bunlarden temizleğince Hak Teala yeryüzünün idaresini de ona verdi.

Azazil kah göklerde Hak tealaya ibadet eder, kah cennette taatla meşgül olurdu. Ne zaman kı yerin ve göklerin idaresini kendisine verildi, benlik sıfatı zahir oldu. Kendine GURUR geldi.

Kendi kendine dedi ki:

-”Eğer Hak Teala benim işimi başka bir kimseye verirse O’na İbadetten geri dururum. Zira İlim ve Amel bakımından benden üstün kimse yoktur. Benden başka bu hilafet işine layık kimse olamaz.”

Bu halde iken meleklerden bazıları Levh-i Mahfuza baktılar, gördüler ki: Allah-u Teala’ya yakın olanlardan birisi pek yakında gadab-ı İlahiye uğrayıp mel’un olur ve tard edilir…..
Mearicün Nübüvve Altıparmak (Peygamberler tarihi)

http://www.fuadyusufoglu.com/azazil-seytan-aleyhillanet2/

Azazil yanlarına gelen ve dua için ricada bulunan melekleri kırmadı ve onlar için dua etti ve onları imandan emin kılmayı Allah Azze ve Celle’den istedi. Dua ederken o kadar kibirlenmişti ki kendisini dua’ya katmadı.

Gördüğünüz gibi o kadar büyük bir Cin’ki bütün yeryüzü onun emrine veriliyor. Hz. Adem yaratıldıktan sonra kibirleniyor ve o benden daha üstün olamaz diyor. Bunun dışında kendisini o kadar büyük görüyor ki, kendisine dua’ya gelen melekler’e dua ediyor ama kendisini katmıyor bu dua’ya. Ben Levh-i Mahfuza da yazılan kişi olamam diyor.

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi Vessellem gelmiş geçmiş bütün günahları af olmuş olmasına rağmen günde 100lerce kez tövbe eder Allahtan af dilermiş.

Hz. Adem Cennetten atıldıktan sonra, dünya hayatında Allah ona soruyor Ya Adem nedir bu halin benden kaçıyormusun diye soruyor. Hz. Adem ise Allah’a yok der, yaptığımdan dolayı senden utanıyorum, sana karşı bakacak yüzüm yok. O esnada Mustafa ismi gökyüzünde yazılır ve Hz. Adem o isim ile tövbe eder. Kibir yapmaz orada bir hata yaptım ve onun neticesinde ceza aldım demez.

Kibir insanı küfre kadar götürür. İnsan ne yapar ise kendisine yapar. unutulmamalıdır ki herşeyin tek hakimi ve sahibi Allahdır. O birşey isterse olur. Ve ondan istenilenleri muhakkak ki verir. İsteyen kötü olsun iyi olsun ondan istediği zaman muhakkak verir. Çünkü O önce Rahmandır, daha sonra yani ahiret günün de Rahimdir ( Bu konu ile ilgili olarak bir yazı yazmayı düşünmekteyim).

Bir şey yaptığımız da veya birşeye sahip olduğumuz da bunun Allah’tan geldiğini bilirsek ne mutlu bize. Kibir en yüce makamlara sahip olanları bile küfre götürecek kadar kötü bir olaydır. Büyük evliyaların hayatlarını incelediğimiz vakit görüyoruz ki hepsi nefs terbiyesi üstünde çok durmaktadırlar. Nefs’i terbiye eden kendini terbiye etmiş olur. Ve herşeyin yüce yaraddanda geldiğini bilir.

Etrafımıza baktığımız vakit çok net görüyoruz ki hiçbirşey Evvel değil Allah hariç. Ve hiçbirşey Ahir değildir Allah hariç. O zaman demekki bu yeryüzünde olanların ve şuanda sahip olduklarımızın hiçbirine biz sahip değiliz. Güzel bir söz vardı mal sahibi mülk sahibi nerde bunun ilk sahibi. Evet malım var deyip kibirlenme onu veren Allah, birgün gelir onu geri alır ve sen onsuz kalırsın. Hamd edmek lazım gelir daima. Ancak o zaman hidayete erebiliriz. Gerçek ve salih bir amel ile hamd ederek. Karşı da gördüğün insanın da aslında sen olduğunu fark ederek, yalnız tek farkın onun senden daha iyi giyinmiş olduğunu veya kötü giyinmiş olduğunu bilerek bazı gerçekleri anlayabiliriz. Ki o giysiler zaten aynı renk olmaktadır bir gün. Bizim birbirimizden tek farkımız sahip olduğumuz iyi ameller, ve bildiğimiz ilimler olabilir.

Kibir ile alakalı olarak Kuran’da geçen Hadisler’e bir göz atalım. ilk olarak Nisa Suresin de geçen iki Ayet’e gözatalım.

Nisa Suresi 172 ve 173. ayet-î Kerime

Len yestenkifel mesîhu en yekûne abden lillâhi ve lel melâiketul mukarrebûn(mukarrebûne) ve men yestenkif an ibâdetihî ve yestekbir fe se yahşuruhum ileyhi cemîâ(cemîan).

Mesih, Allah'a kul olmaktan asla çekinmez ve mukarrebin (Allah'a yakın) olan melekler de (Allah'a kul olmaktan çekinmezler). Ve kim, O'na kul olmaktan çekinir ve kibirlenirse, elbette onların hepsini (Allah) kendi huzurunda toplayacak.

Fe emmellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe yuveffîhim ucûrehum ve yezîduhum min fadlih(fadlihî), ve emmellezînestenkefû vestekberû fe yuazzibuhum azâben elîmen, ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîran).
Fakat âmenû olan (ölmeden önce ruhunu Allah'a ulaştırmayı dileyen) ve ıslâh edici amel (nefs tezkiyesi) yapanlara ise, onların ecirleri (mükâfatları), onlara ödenir ve (Allah), onlara kendi fazlından daha da artırır. Ve (kulluk etmekten) çekinen ve kibirlenen kimselere ise, “elîm azap” ile azap edilir. Ve onlar, kendileri için Allah'tan başka bir dost ve bir yardımcı bulamazlar.

En’am Suresi 93.Ayeti Kerime


Ve men azlemu mimmenifterâ alâllâhi keziben ev kâle ûhıye ileyye ve lem yûha ileyhi şey’un ve men kâle seunzilu misle mâ enzelallâh(enzelallâhu), ve lev terâ iziz zâlimûne fî gamerâtil mevti vel melâiketu bâsitû eydîhim, ahricû enfusekum, el yevme tuczevne azâbel hûni bimâ kuntum tekûlûne alâllâhi gayrel hakkı ve kuntum an âyâtihi testekbirûn(testekbirûne).

Allah'a karşı yalan uyduran veya kendisine birşey vahyedilmişken: «Bana vahiy geliyor!» diyen kimseden, bir de: «Allah'ın indirdiği ayetler gibi ben de indireceğim!» diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölümün şiddetli dalgaları içinde boğulurken bir görsen! Melekler, ellerini kendilerine uzatıp: «Haydi bakalım çıkarın canınızı! Bugün zillet azabı ile cezalandırılacaksınız; Allah'a karşı doğru olmayanı söylediğinizden ve Allah'ın ayetlerine karşı kibirli davranmanızdan dolayı!» derler.

Nahl Suresi 23 ve 29. Ayeti Kerime

Lâ cereme ennallâhe ya’lemu mâ yusirrûne ve mâ yu’linûn(yu’linûne), innehu lâ yuhıbbul mustekbirîn(mustekbirîne).
Onların gizledikleri ve açıkladıkları (alenî olan) şeyleri, Allah'ın bildiğine şüphe yok. Muhakkak ki O, kibirlenenleri sevmez.

Fedhulû ebvâbe cehenneme hâlidîne fîhâ fe lebi’se mesvel mutekebbirîn(mutekebbirîne).
Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

Ankebût Suresi 39.Ayeti Kerime
Ve kârûne ve fir’avne ve hâmâne ve lekad câehum mûsâ bil beyyinâti festekberû fîl ardı ve mâ kânû sâbikîn(sâbikîne).

Ve andolsun ki Karun, firavun ve Haman'a, Musa (A.S) beyyinelerle (açık delillerle) geldi. Fakat onlar, yeryüzünde kibirlendiler. Ve onlar, (azabımızdan) kurtulanlar olmadılar.

Lokman Suresi 7.Ayeti Kerime

Ve izâ tutlâ aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbiren ke en lem yesma’hâ ke enne fî uzuneyhi vakrâ(vakran), fe beşşirhu bi azâbin elîm(elîmin).

Karşısında ayetlerimiz okunduğu zaman da sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirlenerek ensesini döner. Sen de onu acı bir azap ile müjdele!

Sâd Suresi 74 ve 75.Ayeti Kerime

İllâ iblîs(iblîse), istekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).
İblis hariç ki, o kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

Kâle yâ iblîsu mâ meneake en tescude limâ halaktu bi yedeyy(yedeyye), estekberte em kunte minel âlîn(âlîne).
(Allahû Tealâ): "Ey iblis! Ellerimle (kudretimle) halkettiğim şeye secde etmenden seni men eden (şey) nedir? Kibirlendin! Yoksa sen yücelerden mi oldun?" dedi.

Kibirden kurtulmak için tevazu sahibi olmaya çalışılmalıdır.

İnsanı kibre düşüren ucubdur. Ucub ise, ilim, ibâdet, yakınlarının çokluğu gibi sebeplerle kendini beğenmektir. Bunların Allahü teâlânın lütfu olduğunu bilen, ucba düşmez, dolayısıyla kibirlenmez.

Bir kimsenin ucub sahibi olup olmadığı şu alametlerden belli olur. Ucublu kimsenin vasıfları:
1- Kibirlidir,
2- Günahlarını unutur,
3- Allahü teâlânın azabını unutur,
4- Büyüklerden istifade edemez, âlimlerin sohbetinden mahrum kalır,
5- Kimseye danışmaz, istişare etmez.

Hadisler
Üç şey insanı felakete götürür: Hasislik, nefse uymak, ucub sahibi olmak. [Beyheki]

En kötünüz mescidden çıksın denilse, benden önce kapıya çıkan olmaz. Ancak daha hızlı koşan olursa onu bilmem. (Malik bin Dinar)

Başkanlığı, emir vermeyi seven, iflah olmaz. (Fudayl bin İyad)

Kendinden daha kötü kimsenin bulunduğunu zanneden kibirlidir. (Bayezid-i Bistami)

İbni Mesud hazretleri de, (İnsanın helakı, ucub ve ümitsizliktendir) buyurdu.

(Günah işlemeseydiniz, bundan daha zararlı olan ucubtan korkardım.) [Harâiti]

(Eğer mümin ameli sebebiyle ucba düşmeseydi, günahlardan korunurdu ve hatta aklından bile geçirmezdi. Lakin günah onun için ucubtan hayırlıdır.) [Deylemi]

Cafer bin Sinan hazretleri de buyurdu ki:
İbadet yapanların kendilerini beğenmeleri, fasıkların günahlarından daha kötü ve daha zararlıdır.

http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4678
Kaynağından yararlanılmıştır