Kategori arşivi: Din

Dini Konular

Hz. Hasan R.A.

HZ. HASAN R.A. 28 SAFER DE ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR. Bu yıl 31 Aralığa denk gelmektedir.

Hz. Ali ile Hz. Fatima’in ilk çocugu olan Hz. Hasan, Medine’de 625 tarihinde dogdu. Taberistan’in ve Kuzey Afrika’nin fethinde bulundu. Hz. Osman’in asiler tarafindan kusatildigi dönemde, kardesi Hüseyin ile beraber, onu korumak amaciyla kapisinda nöbet beklemesi disinda, babasinin hilafetine kadar hiçbir siyasî hadisede yer almadi. Hz. Ali döneminde ise Hz. Aise’nin ordusuna karsi savasmak üzere, asker toplamak amaciyla, Kûfe’ye, ünlü sahabi Ammâr b. Yâsir ile beraber gönderildi.[1] Babasinin hilafeti döneminde cereyan eden savaslarin tamamina istirak etti. Hz. Hasan R.A. yazısına devam et

Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir

“Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Mesleğimiz haliliye (Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim(as)’ın örnek alındığı yol) olduğu için, meşrebimiz hıllettir(çok güçlü dostluktur).

Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üssü’l-esası(en temel şartı), samimi ihlastır.
Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir yazısına devam et

Kemal Kelleci: Fî Zilal-il Kur’an’ı okudum, hayatım değişti!

“Seyyid Kutup’un Fi Zilali’nin çıkacağını duyduk 1974’te. Demiryollarında çalıştığım için sık sık İstanbul’a gelip giderdim. Fi Zilal’i görünce ben bittim. Baktım, Kur’an anlaşılıyor. Beni bu tefsir sardı. Hem çalışıyorum hem okuyorum. Gece sabahlara kadar Fi Zilal okuyorum. Gözlerim kanlandı. Elime defter alıyorum, mealleri yazıyorum. Kocaman defter oldu. Kur’an anlaşılıyor, bunu anladım ama kimseye söylemiyorum.”

Kemal Kelleci ismi genç nesil tarafından pek bilinmese de bir kuşağa çok şey ifade ediyor. Ankara’da 1950’li yıllardan bu yana İslami çevrenin hemen hemen her sivil toplum kuruluşunda çalışmış, Kemal Kelleci: Fî Zilal-il Kur’an’ı okudum, hayatım değişti! yazısına devam et

MÜSLÜMAN YALAN SÖYLEMEZ

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf: 18)

Abdullah bin Mes’ûd radıyallâhu anh’den rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki doğruluk hayra ve iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalancılık sapıklığa sürükler. Sapıklık da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır”. (Buhâri, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizi, İbni Mâce)

Hadis-i şerifteki bu tesbit, yalan konusunda son derece dikkatli olunması için çok ciddi ve açık bir uyarıdır. Yalanın küçüğü büyüğü olmaz demektir. Ayrıca yalancılığın ve sahteciliğin İslâm’da yeri olmadığını ortaya koymaktadır.
MÜSLÜMAN YALAN SÖYLEMEZ yazısına devam et

Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi?

Peygamber Efendimiz, Ramazan’da ibadete ayrı bir ehemmiyet verirdi.  Sahura kalkmayı teşvik eder, iftarda fazla yemekten kaçınırdı. Ramazan’ın bir hediyesi olan teravih namazını ihmal etmez, bol bol sadaka dağıtırdı.

Ramazan orucu hicretin ikinci senesinde farz kılınmış ve sahabe-i kiram efendilerimiz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile dokuz yıl Ramazan orucu tutma bahtiyarlığı yaşamışlardı. Bu ne büyük bir saadet, bu ne büyük bir devletti. Acaba Asr-ı Saadet Ramazanları nasıl beklenir, nasıl eda edilir, nasıl uğurlanırdı? Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi? yazısına devam et

Cuma namazı kıldıracak alim bırakmadılar

Bugün tartıştığımız faili meçhul cinayetler, JİTEM’vari yöntemlerle adam öldürmeler, götürülüp de bir daha dönmemeler Şeyh Said olayı münasebetiyle fazlasıyla yaşandı. Binlerce kişi ya asıldı, ya kurşuna dizildi, ya işkence altında can verdi. Genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden insanlar yurtlarından çıkarıldı. Evleri yakılıp topraklarına el konularak sürgün edildiler. Hiç bilmedikleri topraklarda aç ve sefil bir halde mecburi iskana tabi tutuldular. Bingöl’ün Solhan ilçesine bağlı Melekan (Mutluca) köyünde ikamet eden Melekan Şeyhleri’nin, aile efratlarının ve yakınlarının maruz kaldığı muamele, o dönem doğuda yaşananların özeti niteliğinde. Melekanlıların büyüğü Şeyh Abdullah, Şeyh Said’in hem yakın dava arkadaşı, hem damadı, hem de teyze oğlu. Kendisi de Nakşibendi mürşidi olan Şeyh Abdullah, Diyarbakır’da Şeyh Said’le birlikte idam edildi. Bazmanalı Hacı Halit ve 24 yaşındaki oğlu Melle Emin de yine aynı şekilde darağacında asıldı. Melle Mahmud, kurşunlanarak şehid edildi.
Cuma namazı kıldıracak alim bırakmadılar yazısına devam et

Harvard, okulun duvarına ayet-i kerime astı

Dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak gösterilen Harvard Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Kütüphanesi’nin girişine Kur’an’ı Kerim’den bir ayet astı. Adalet kavramını en iyi anlatan  ifadelerin bir araya getirildiği ‘Adalet Sözcükleri’ (Words of Justice) isimli sergi kapsamında, Nisa Suresi’nin 135. ayetine de yer verildi.

Fakülte yönetimi tarafından ‘Adaletin, tarihteki en büyük anlatımlarından biri’ olarak tanımlanan ayet, Aziz Augustinus ve Magna Carta’dan alıntıların bulunduğu giriş bölümüne konuldu.

İnsanları, sonuçları ne olursa olsun adil olmaya çağıran Nisa Suresi’nin 135. ayetinde mealen şöyle deniliyor: “Ey iman edenler! Haktan yana olup var gücünüzle ve bütün işlerinizde adaleti gerçekleştirin. Allah için şahitlik eden insanlar olun. Bu hükmünüz ve şahitliğiniz isterse bizzat kendiniz, anneniz, babanız ve yakın akrabalarınız aleyhinde olsun. İsterse onlar zengin veya fakir bulunsun; çünkü Allah her ikisine de sizden daha yakındır. Onun için, sakın nefsinizin arzusuna uyarak adaletten ayrılmayın. Eğer dilinizi eğip bükerek gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün şahitlikten kaçarsanız, iyi bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”

“Bu duvarlardaki deyişler, adalet düşüncesinin gücünü ve bastırılamaz oluşunu ortaya koyuyor” diyen fakülte dekanı Martha Minow, sergide aktarılan ideallerin adalet peşinde koşan herkes için bir umut kaynağı olmaya devam edeceğini söyledi.

Sergide kullanılan deyişler, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrenci ve öğretim görevlileri tarafından tavsiye edilen 150 ifade arasından seçildi. Fakülte yetkilileri her bir deyişin tarihselliğini ve özgünlüğünü tek tek araştırdı. Sonuçta öne çıkan yaklaşık 25 deyiş fakülte duvarlarında sergilenmeye başlandı. Nisa Suresi’nin 135’inci ayeti en önde gelen 3 deyişten biri olarak kütüphanenin girişinde sergileniyor.  

http://www.zaman.com.tr/newsDetail_getNewsById.action?newsId=2045585

 

 

Sadece LA İLAHE İLLALLAH demek yeterli mi.?

Mevcut durum itibariyle LA İLAHE İLLALLAH diyeni cennet ile müjdeleyenlere şunu sormak lazım, Son peygamber Hazreti Muhammed’i inkar edenler bunu yapmakla Efendimizin getirdiklerini yalanlamış olmuyorlar mı? Kuransız bir İslam ve İslamsız bir Peygamber delalet ehlinin batıl yollarını tasdik etmiyor mu? Efendimizi kabul etmemekle Kuran’ı-da kabul etmemiş olmuyorlar mı? Kuran-ı kabullenmeyen onu yalanlamış olmuyormu onu yalanlamış olan ise Efendimize iftira atmış olmuyor mu? Şimdi Kuransız İslam, İslamsız Hazreti Muhammed, ve onu inkar etmekle yalanlamış olanlar LA İLAHE İLLALLAH diyerek nasıl cennet ile müjdeleniyor ? Halbuki Müslüman ve Mü’minlerin inandığı Kuran-ı Kerimde Cenab-ı Allah ayetlerinde şöyle buyuruyor:

1-Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. ( Âl-i İmrân / 19)
2-Bu Kuran, Allah’tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. (Yûnus / 37)
3-Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. (Nisâ / 79)
4-Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. ( Ahzâb / 40)
5-Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. (Fetih / 29)
6-Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah’ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah’dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı. (Bakara 120)
Sadece LA İLAHE İLLALLAH demek yeterli mi.? yazısına devam et

Uyku

Kerahat vakitleri denilen güneşin doguş ve batış saatlerinde uyuyor olmak, hem gün içi vücut enerjisi hem de akıl sağlığı açısından zararlı etkilere sahip. Geceleri salgılanan melatonin hormonu günesin doğuşuyla azalıyor. Güneş doğarken uyanık olmak, bedenin gün içinde daha zinde ve enerjik olmasını sağlıyor. Güneş doğarken uykuda olmayı alzheimer hastalığının sebeplerinden biri sayan bilim çevreleri mevcut. Dr. Nusret Kaya, bu duruma farklı bir açıdan bakıyor: Hipofiz bezi Budizmde göz olarak adlandırılıyor. Doğu ekolü, gözün güneş ışığına hassas olduğundan, güneş doğarken uyanık olmanın zinde kalmak açısından öneminden bahseder. Bunlar doğacı hipotezler. Uyku yazısına devam et

30 yıldır yazılan İslam ansiklopedisi bitiyor

İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, İslam Ansiklopedisi’nin bu yıl tamamlanacağını belirterek; “İslam Ansiklopedisi 44 ciltte bitecek. Biz şu anda 43. cildi çalışıyoruz. Bu cilt, Mart ayı içerisinde, 44. cilt de ondan altı ay sonra tamamlanır. Sonuç itibariyle İslam Ansiklopedisi, 2012 yılı içinde tamamlanmış olacak” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın, yaptığı açıklamada, yaklaşık 30 yıldır süren İslam Ansiklopedisi çalışmalarında sona geldiklerini söyledi. Ansiklopedinin sadece Türkiye’de değil, bütün dünyadaki bilim adamlarınca faydalanabilecek bir kaynak olduğunu ifade eden Aydın; “Bu ansiklopedi genel bir İslam kültürü ansiklopedisi. Ansiklopedide, İslam ilimleriyle ilgili kavramlar ve bilgilerin yanı sıra, İslam sanatları, İslam tarihinin çeşitli dönemlerine ait bilgiler, devletler, devlet adamları, bilim adamları, bilim adamlarının önemli eserleri ile bunun yanında çeşme, köprü, medrese, han, saray gibi İslam dünyasındaki önemli mimari eserler yer alacak” dedi. Aydın, ansiklopedinin İslam kültürü bazında tam bir genel kültür ansiklopedisi olduğunu ifade ederek; “İslam Ansiklopedisi, 44 ciltte bitecek. Biz şu anda 43. cildi çalışıyoruz. Bu cilt, Mart ayı içerisinde, 44. cilt de ondan altı ay sonra tamamlanır. Sonuç itibariyle İslam Ansiklopedisi, 2012 yılı içinde tamamlanmış olacak. 41. cilt matbaada basımda. 42. cilt hazır şu anda. 43. ciltte bu güne kadar yazılmadık 10 kadar maddemiz kaldı.
30 yıldır yazılan İslam ansiklopedisi bitiyor yazısına devam et

Türkiye’de En Sevdiğim Zat Bediüzzaman

Son devir alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan: Süleyman Efendi’nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001’de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; “Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı.

Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine “Biz Said Nursi’yi nasıl bileceğiz?” diye sordum.“Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye’de en sevdiğim zattır” dediler.

Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek “Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: “Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman Efendiye veriyorum” dediğini bize nakletti.

Biz de o zata dedik:“Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz.” …
Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: “Said Nursi’ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah’ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle.

Haber7

Kur`an ve Psikiyatri

Psikiyatri son zamanların yıldızı yükselen bilim dalı.
Birçok insan, insanı ve hayatı psikiyatrinin veri ve kavramlarını
esas alarak değerlendirmeye çalışıyor.
Bu nereye kadar doğru?

SORU:  Freud’un görüşleri ile İslam alimlerinin nefis kavramı hakkındaki açıklamalarını bir arada değerlendirdiniz mi? Arada bir uyum yok mu sizce? Meselâ Freud’un ‘id-ego-süperego’ üçlemesi, bizim ‘nefis-benlik-vicdan’ tariflerimize benzemiyor mu? Freud’un tespitlerini İslâmî kavramlarla bağdaştıramaz mıyız?

Cevap:  Freud’un bazı görüşleri, İslamî kavramlara da kısmen uyabilir. Meselâ, bahsettiğiniz ‘id-ego-süperego’ üçlemesinin ‘nefis-benlik-vicdan’ üçlemesine hayli benzediği açıktır. O da kendince gerçeği bulmaya çalışan, hayli de zeki bir insandı ve bazı doğrulara yakınlaşmıştı. Zaten, ‘Her fırka-i dalalette bir dane-i hakikat bulunur. ‘ Yani, her yanlış fikrin tamamen yanlış olması gerekmez.
Kur`an ve Psikiyatri yazısına devam et

Tesettür Modası (!)

Sizlerin de fark edebileceği üzere son zamanlarda tesettür farz olmaktan çok tarz meselesi haline gelmeye başladı. Tesettürlü bir bayanda olmaması gerekenler o kadar fazlalaştı ki tesettür amacından sapmaya başladı. İslamda tesettür; sakladığı kadını, o örtünün cevhere dönüştürmesinde anlamını buluyor  Ve o cevherin değerini koruması, kendini örtmesi ve saklamasıyla ilişkili olarak artıyor. Kökü “setr” yani örtmekten gelen bu kelimenin amacı bayanın el yüz dışında vücudun tamamını örtmesi, açık bırakmaması, bedene yapışacak kadar dar olmaması yani vücut hatlarının belli olmamasını gerektiriyor.

Yeni moda(!) tesettüre gelecek olursak, öylesine başa sarılan bir şal, yüzde makyaj, altta dar pantolon ve üstte de diz üstü ya da bel hizasında bir mont/tunik vs. bir giyim tarzı. Kesinlikle islamın emrettiği örtünme ile hiçbir bağı olmayan bir tesettür modası almış başını gidiyor. Şalın bağlanış şekli de maalesef içler acısı. Öylesine sarıldığı için boyun ve kulakların hatta ve hatta saçın göründüğü bile oluyor. Pardesü ise babanne işi olarak görülüyor. Bana kalırsa bunun sorumlusu yüzde 90 tesettür giyim firmaları ve kendine tesettür modacısı sıfatını yakıştıran kimseler.Geri kalan yüzde 10 da yetersiz din bilgisi ve nefs.

Bir erkek olarak tesettürün ne denli zor bir iş olduğunu elbette ki bilemem ancak, bir insan o kadarını yapabiliyor ise tamamını yapmasının çok zor olmayacağını tahmin ediyorum. Tesettür Modası (!) yazısına devam et

Kabe imamından Suriye duası

Kabe imamlarından Şeyh Abdurrahman es Sudeys dünkü Cuma hutbesinde Suriyeliler için dua etti.

Es Sudeys Cuma hutbesinde şu ifadeleri kullandı:

“Ey yerlerin ve göklerin Rabbi olan Yüce Allah’ım! Allah’ım kurtuluş ancak sendendir. Allah’ım Şam bölgesindeki kardeşlerimizden belaları def et! Allah’ım Suriye’deki kardeşlerime yardım et! Allahım akan kanı durdur! Allah’ım bunlar ne yaşlı, ne kadın ne de çocuk dinlediler! Allah’ım Suriyeli kardeşlerimi bunların şerlerinden koru! Allah’ım bunlar Müslüman kanı döktüler! Allahım gücünü onlara göster! Allah’ım zalimlerim üstesinden ancak sen gelirsin!”

Dünyanın önde gelen 107 Müslüman alimi de daha önce Suriye’de akan kanın durması için bildiri yayınlamış ve Beşşar Esed yönetimini kınamıştı. Alimler, Suriye askerlerinden verilen emirlere uymamalarını istemişti.

Cihan