Etiket arşivi: Al-î Imran Suresi

Mevlid Kandili

Adı güzel Kendi Güzel alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Muhammed S.A.V. doğum günü. Bütün alemler’e gelmiş olan ve tek kurtuluşumuz olan bu Mübarek insanın doğum gününü canı yürekten kutlamak biz inananlara düşen görevimizdir. Peygamber efendimiz Hicri takviminin 571.yılının Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi bir Pazartesi gecesi Dünyayı şereflendirmiştir (Milâdî takvime göre ise bu, Nisan ayının 20.gününe denk gelmektedir). Bu mübarek geceyede Mevlid Kandili denilmektedir.

Bu gecenin önemini izah etmek gerekirse. Biz inanlar kuşkusuz ki Kitabımız Kuran-î Kerime canı yürekten inanmış. Allah’a, bizi yaklaştıracak güzelliklere varmak için elimizden gelenleri yapmaktayız. Bu Yüce dine inandığımıza göre bu dinin oluş sebebine çok büyük saygı duymaktayız. Kadir gecesi bildiğiniz gibi 1000 aydan daha hayırlı bir gündür. Böyle bir günün olması için yani Kuran-î Kerimin inmesi için, öncelikle Peygamber Efendimizin doğması lazım. Ve bugun onun, o mübarek insanın doğduğu gündür. Devamı

Sadece LA İLAHE İLLALLAH demek yeterli mi.?

Mevcut durum itibariyle LA İLAHE İLLALLAH diyeni cennet ile müjdeleyenlere şunu sormak lazım, Son peygamber Hazreti Muhammed’i inkar edenler bunu yapmakla Efendimizin getirdiklerini yalanlamış olmuyorlar mı? Kuransız bir İslam ve İslamsız bir Peygamber delalet ehlinin batıl yollarını tasdik etmiyor mu? Efendimizi kabul etmemekle Kuran’ı-da kabul etmemiş olmuyorlar mı? Kuran-ı kabullenmeyen onu yalanlamış olmuyormu onu yalanlamış olan ise Efendimize iftira atmış olmuyor mu? Şimdi Kuransız İslam, İslamsız Hazreti Muhammed, ve onu inkar etmekle yalanlamış olanlar LA İLAHE İLLALLAH diyerek nasıl cennet ile müjdeleniyor ? Halbuki Müslüman ve Mü’minlerin inandığı Kuran-ı Kerimde Cenab-ı Allah ayetlerinde şöyle buyuruyor:

1-Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. ( Âl-i İmrân / 19)
2-Bu Kuran, Allah’tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. (Yûnus / 37)
3-Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter. (Nisâ / 79)
4-Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. ( Ahzâb / 40)
5-Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. (Fetih / 29)
6-Sen onların milletlerine tabi olmadıkça ne yahudiler, ne de hıristiyanlar senden asla hoşnud ve razı olmayacaklar. De ki, gerçekten de Allah’ın hidayeti, hidayetin ta kendisidir. Şânım hakkı için, sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, kalkıp da onların arzu ve heveslerine uyacak olursan, sana Allah’dan ne bir dost bulunur, ne de bir yardımcı. (Bakara 120)
Sadece LA İLAHE İLLALLAH demek yeterli mi.? yazısına devam et

Mevlid Kandili

Adı güzel Kendi Güzel alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Muhammed S.A.V. doğum günü. Bütün alemler’e gelmiş olan ve tek kurtuluşumuz olan bu Mübarek insanın doğum gününü canı yürekten kutlamak biz inananlara düşen görevimizdir. Peygamber efendimiz Hicri takviminin 571.yılının Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi bir Pazartesi gecesi Dünyayı şereflendirmiştir (Milâdî takvime göre ise bu, Nisan ayının 20.gününe denk gelmektedir). Bu mübarek geceyede Mevlid Kandili denilmektedir.

Bu gecenin önemini izah etmek gerekirse. Biz inanlar kuşkusuz ki Kitabımız Kuran-î Kerime canı yürekten inanmış. Allah’a, bizi yaklaştıracak güzelliklere varmak için elimizden gelenleri yapmaktayız. Bu Yüce dine inandığımıza göre bu dinin oluş sebebine çok büyük saygı duymaktayız. Kadir gecesi bildiğiniz gibi 1000 aydan daha hayırlı bir gündür. Böyle bir günün olması için yani Kuran-î Kerimin inmesi için, öncelikle Peygamber Efendimizin doğması lazım. Ve bugun onun, o mübarek insanın doğduğu gündür. Devamı

İmanınızı test edin!

Ey iman edenler! İman edin! İmanınızı test edin!

Kur’an’da, seksen sekiz yerde “Ey iman edenler!” (Ya Eyyühellezine âmeû) ifadesi yer alıyor. Bu, bir medih/övgü hitabıdır. Rivayet edildiğine göre inananlara Tevratta “Ey miskinler!” şeklinde geliyordu hitap. Kur’ân’a gönül verenler ise, ey iman edenler hitabıyla, şereflendi ve bu ifadeyle imanda sabit ve daim olmaya, imanın gereklerini yapmaya tahrik ve teşvik edildiler.[1] Bu ifadeyle başlayan ayetler mü’minlere çok önemli hükümleri bildiriyor. Onların iman sahipleri olduğuna dikkat çekerek, imanın gereğini yerine getirmeye ve imanı korumaya çağırıyor. Bu ifadeyle Yüce Allah, inanan kullarını doğrudan muhatap alıyor ve onların imanlarını harekete geçiriyor. İbn Mesûd, bu ifade ile ilgili olarak şunları söyler:“Yüce Allah’ın ‘Ey iman edenler’ çağrısını duyduğun zaman kulaklarını aç ve can kulağıyla onu dinle. Çünkü bu çağrıdan sonra O, ya hayırlı bir işi sana emrediyordur, ya da seni kötü bir şeyden sakındırıyordur. “[2] İmanınızı test edin! yazısına devam et

İslam’da Davetin Hükmü Ve Hikmetleri

Yüce kitabı Kur’an-ı Kerim de, kullarını selâmet yurduna davet eden Rabbimize hamd, hayatında her türlü davetin örneğini, bizlere gösteren Rasulullah (s.a.v.)’a salât ve selam olsun.

İslam’a davetin önemini anlamak için Allah Rasulü (s.a.v.)’nün hayatına bakmamız kâfi olsa gerek. Efendimiz toplumunda zulüm, ahlaksızlık ve rayında gitmeyen işler olduğunu görüyordu. Ne zaman ki uyarma görevi (ve yöntemi) kendisine verildi, vefatına dek bir daha terk ettiği rahat hayatına dönmedi. Biz onun dilinde ve yaşantısında hayat bulan din ile hidayete erdik. Ve Rasulullah (s.a.v.)arkasında bizlere miras olarak Kur’an, sünnet hazinesini ve kutsal davet vazifesini bıraktı. İslam’a davet; selâmete davettir, kurtuluşa davettir. İmana, hayırlı amellere, adaletli olmaya, günah ve zulme karşı direnişe, güzel ahlak ve merhamete, en nihayetinde ise cennete davettir.
İslam’da Davetin Hükmü Ve Hikmetleri yazısına devam et

İman Etmenin Şartları II. Kur’an da şifre vardır iddiaları.

Ramazan başında yazdığım ilk yazımda iman etme ile ilgili ayetlerden söz etmiştim biraz. Kur’an da olmayan veya Kuran’a yanlış anlamlar yüklemenin ŞİRK olduğunu söylemiştim. Çünkü Sizin iki seçeneğiniz var ya işittim isyan ettim, veya itaat ettim. Eğer İsyan ederseniz Zalimlerden olursunuz ki, hiç kimse yoktur ki size yardım etsin. Bugün yazacağım yazıda bu kendini bilmez ŞİFRECİLERİN ŞİRK üzerine olduklarını size ayetler ile kanıtlayacağım inşallah.

Bildiğiniz gibi ŞİFRECİLER, KURAN da şifre olduğunu iddia etmektedirler ve kendilerinin bunu çözdüğünü söylemekteler (İmam Rabbani, Abdülkadir Geylani, Sultan Menduh, Sultan Şeyhmus, Hallaci Mansur, Cünydi Bağdadi ve daha nice alimler bu şifreyi çözemedi de bizim AKILSIZLAR çözecekler 🙂 ).

Bakara Suresi 159 ile başlayalım :

اِنَّ الَّذٖينَ يَكْتُمُونَ مَا اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِى الْكِتَابِ اُولٰـئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ

İnnellezine yektumune ma enzelna minel beyyinati vel huda mim ba’di ma beyyennahu lin nasi fil kitabi ulaike yel’anuhumullahu ve yel’anuhumul lainûn.

İndirdiğimiz beyyinatı(apaçık olanlar) ve ayni bidayet olan âyâtı insanlar için biz kitabda beyan ettikten sonra ketm edenler muhakkak ki onlara Allah lâ’net eder, lâ’net şanından olanlar da lâ’net eder(Elmalı Orjinal)
İndirdiğimiz apaçık ayetleri ve doğruyu, Biz onları insanlar için kitapta iyice açıkladıktan sonra, gizleyenlere Allah da bütün lanet edebilenler de lanet eder.(Elmalı Sadeleştirilmiş 1)
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayetin kendisi olan âyetleri insanlar için biz kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya mutlaka onlara Allah lanet eder. Lanet edebilecek olanlar da lanet ederler.(Elmalı Sadeleştirilmiş 2)
İndirdiğimiz apaçık delilleri ve hidayeti Kitap’ta açıklamamızdan sonra onları gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lânet eder, hem de bütün lânet etme konumunda olanlar lânet eder.(Diyanet) İman Etmenin Şartları II. Kur’an da şifre vardır iddiaları. yazısına devam et

Hz. Ebû Bekir r.a.

Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm’dan sonra Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ona Abdullah adını verdiği kaydedilir. Azaptan azad edilmiş mânâsına “atik”; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da “sıddık” lâkabıyla anılmıştır. Teymoğulları kabilesinden olan Ebû Bekir’in annesinin adı Ümmü’l-Hayr Selma, babasının ki Ebû Kuhafe Osman’dır. Künyesi Abdullah ibn-i Osman ibn-i Amir ibn-i Amir… ibn-i Murca …et-Temî’dir.

Hz Ebû Bekir, 571’de Mekke’de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinden olup, Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olan Hz. Ebû Bekir, hayatı boyunca Hz. Muhammed’in yanından ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Hz. Peygamber birçok hususlarda onun görüşünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli işlerde ashâbıyla müşavere eden Hz. Muhammed (S.A.V.) bazı hususlarda özellikle Ebû Bekir’e danışırdı. (İbn Haldun, Mukaddime, 206).

Teymoğulları kabilesi Mekke’de önemli bir yere sahipti. Ticaretle uğraşıyorlar, toplumsal temasları ve geniş kültürlülükleri ile tanınıyorlardı. Babası Mekke eşrafından olan Hz. Ebû Bekir, Mekke’de “eşnak” diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. Hz. Ebû Bekir r.a. yazısına devam et

Mağfiret

Allah’ın, kullarının işlediği suç ve günahları örtüp affetmesi, bağışlaması anlamına gelen bir terim Kur’an-ı Kerim’de yirmi sekiz ayrı yerde geçer.

İsimlerinden biri de “Gaffâr” olan Allah Teâlâ, kullarının yaptıkları hata ve günahları bu isminin bir tecellisi olarak affeder. Bu itibarla, Cenâb-ı Hak “Gaffâru’z-Zünûb” (Günahları affeden) olarak bilinir. Mağfiret kelimesinin kökü olan, “Gufrân” da, affetmek, bağışlamak demektir. Allah Teâlâ’nın affedicilik vasfını ifade eden “Gâfûr” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de bir yerde; yine aynı manaya gelen “Gâfir” kelimesi doksan bir yerde; “Gaffâr” kelimesi ise, dört yerde geçmektedir. Bu da Allah Teâlâ’nın kullarına olan affı ve bağışının ne derece büyük olduğunun bir ifadesidir.
Mağfiret yazısına devam et

Hz. Adem (A.S.) Ve İlk İnsanın Yaratılışı

Allah Azze ve Celle, hiç birşeyi yaratmadan önce kendi Nurundan Evrene Rahmet olarak gönderilen Enbiyaların Şah’ı Hz. Muhammed Mustafa Sallahu Aleyhi Vessellem’i yaratmıştır. ilk yaratılan Ruh ona aittir. Daha sonra melekler ve diğer cismani varlıklar yaratılmıştır.

İnsan yaratılışı Kuran-î Kerimde iki evre olarak geçmektedir. Bunlardan birincisi Hz. Adem (A.S.)’in yaratılışı ve diğer insanların yaratılışı olarak ele alırız. Hz. Adem (A.S.) yaratılışı ile ilgili olarak, yaratılmadan önce Allah Azze ve Celle Meleklere şöyle sesleniyor Yeryüzünde bir Abd yaratacağım, melekler ise yaratacağın bu Abd’ın yeryüzünde günah işleyeceğini kan dökeceklerini söylemektedir. Bunla ilgili olarak Bakara suresi 30. ayeti kerimede şöyle denmektedir.
Hz. Adem (A.S.) Ve İlk İnsanın Yaratılışı yazısına devam et

Mevlid Kandili

Adı güzel Kendi Güzel alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Muhammed S.A.V. doğum günü. Bütün alemler’e gelmiş olan ve tek kurtuluşumuz olan bu Mübarek insanın doğum gününü canı yürekten kutlamak biz inananlara düşen görevimizdir. Peygamber efendimiz Hicri takviminin 571.yılının Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi bir Pazartesi gecesi Dünyayı şereflendirmiştir (Milâdî takvime göre ise bu, Nisan ayının 20.gününe denk gelmektedir). Bu mübarek geceyede Mevlid Kandili denilmektedir.

Bu gecenin önemini izah etmek gerekirse. Biz inanlar kuşkusuz ki Kitabımız Kuran-î Kerime canı yürekten inanmış. Allah’a, bizi yaklaştıracak güzelliklere varmak için elimizden gelenleri yapmaktayız. Bu Yüce dine inandığımıza göre bu dinin oluş sebebine çok büyük saygı duymaktayız. Kadir gecesi bildiğiniz gibi 1000 aydan daha hayırlı bir gündür. Böyle bir günün olması için yani Kuran-î Kerimin inmesi için, öncelikle Peygamber Efendimizin doğması lazım. Ve bugun onun, o mübarek insanın doğduğu gündür. Mevlid Kandili yazısına devam et

Reenkarnasyon (Tenâsuh) Aldatmacası

İkinci yaşam ile ilgili bir ara kafam çok fazla karışık idi. Bunun ana sebebi ise o zamanlar yaşadığım duygusal boşluktan kaynaklanıyordu. Bu konu ile alakalı 3 defa uyutulup eski yaşamlarımı bile inceledim. Ama daha sonra Kuran-î kerim de şu vereceğim bilgiler ışığında bunun olamayacağı hususuna vardım. Bir diğer etken ise Değerli hocam H. Mustafa’ın yaptığı şu tevazü idi : Allah her insan sevindiğinde bir melek yaratıyor da, neden aynı ruh’u her zaman gönderme gereği görsün. Haşa Allah tekrardan ruh yaratamıyormu ki eski ruh’u tekrardan gönderiyor. Şimdi konu ile alakalı Bakara, Al-î İmran, Nuh, Mu’minun surelerinde geçen bazı ayetleri inceleyelim. Bu yazıyı yazarken Ahmed Hulusi hocanın kitaplarından çokça yararlandım. Allah doğru yolda olan ve herkesi o yol’a çağıranlardan razı olsun.
Reenkarnasyon (Tenâsuh) Aldatmacası yazısına devam et