Etiket arşivi: Asr-ı Saadet

Asr-ı Saadet’te Ticaret ve Tüccar Sahabîler

Siyer Yayınları’ndan çıkan kitap 230 sayfadan oluşuyor. Derin bir araştırmanın mahsulü olduğu her halinden belli olan kitap, Giriş ve Sonsöz dışında, dört ana bölümden oluşyor. Asr-ı Saadet’te Ticaret ve Tüccar Sahabîler yazısına devam et

Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi?

Peygamber Efendimiz, Ramazan’da ibadete ayrı bir ehemmiyet verirdi.  Sahura kalkmayı teşvik eder, iftarda fazla yemekten kaçınırdı. Ramazan’ın bir hediyesi olan teravih namazını ihmal etmez, bol bol sadaka dağıtırdı.

Ramazan orucu hicretin ikinci senesinde farz kılınmış ve sahabe-i kiram efendilerimiz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile dokuz yıl Ramazan orucu tutma bahtiyarlığı yaşamışlardı. Bu ne büyük bir saadet, bu ne büyük bir devletti. Acaba Asr-ı Saadet Ramazanları nasıl beklenir, nasıl eda edilir, nasıl uğurlanırdı? Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi? yazısına devam et

Peygambere Mektup (Fevkalade yazmış mektubu)

Esselatü Vesselamü Aleyke ya Resûlullah!
Esselatü Vesselam Aleyke ya Habiballah!

Sevgili Peygamberim!

Sana bu mektubu bir Nisan ayının son gününde, ömrümün yarı yılı geçmiş, belki de tükenmiş bir bahar akşamında yazıyorum. Yine sana özlem doluyum, yine hasret doluyum, sana duygularımı nasıl anlatayım bilemiyorum.

Belki de şöyle başlamalıyım.
Ey güzeller güzeli, Rabbimin sevgilisi! Bu Nisan ayının güzelliği kadar güzel şu parlayan ayın ışığından daha parlak, şu mis gibi kokan hanımellerinden de güzel kokulu. Şu kırmızı güllerin güzelliğinden de güzel ve zarafetinden de zarif, ey tüm insanların sevgilisi! Ey Ebubekir‘in dostu, Ömer‘in yoldaşı, Ali‘nin kılıcı, Osman‘ın hayası, selam olsun sana!

Sevgili Peygamberim, gönül yoldaşım, sırdaşım, arkadaşım, sevgilerin en güzeli ile sevdim seni. Seni sevmek ne kadar güzelmiş, yaşımın olgun bir zamanında ancak anlayabildim. Seni tanıdıkça sevdim, sevdim, sevdim. Peygambere Mektup (Fevkalade yazmış mektubu) yazısına devam et

Hz. Sad Bin Ebu Vakas r.a.

Sa’d b. Ebî Vakkas Malık b. Vuheyb b. Abdı Menaf b. Zühre. Babası Malık b. Vuheyb’dır. Malık’ın künyesı Ebî Vakkas olup, Sa’d bu künyeye nısbetle Ibn Ebî Vakkas olarak çagrılırdı. Rasûlüllah (s.a.s)’ın annesı Zuhreogullarından oldugu ıçın, anne tarafından da nesebı Rasûlüllah (s.a.s) ıle bırlesmektedır. Sa’d’ın annesı Hamene bıntı Süfyan b. Ümeyye’dır. Sa’d (r.a), Ilk ıman edenlerden bırıdır. Kendısınden yapılan rıvayetlere göre o Islâmı üçüncü kabul eden kımsedır. Ancak, Hz. Hatıce, Hz. Ebu Bekr, Hz. Alı ve Zeyd b. Harıse’den sonra müslüman olmussa besıncı müslüman olmus oluyor. Sa’d (r.a), müslüman oldugu gün henüz namazın farz kılınmamıs oldugunu ve o zaman on yedı yasında bulundugunu söylemektedır (Ibn Sa’d, Tabakâtül-Kübrâ, Beyrut (t.y), III, 139).

Sa’d (r.a) Islâma gırısıne sebep olan olayı söyle anlatır: “Müslüman olmadan önce rüyamda kendımı hıç bır seyı göremedıgım karanlık bır yerde gördüm. Bu arada ay dogdu ve ben onun aydınlıgına tabı oldum. Benden önce bu aya kımlerın uymus olduguna bakıyordum. Onlar, Zeyd b. Harıse, Alı b. Ebî Talıb ve Ebû Bekır’dı. Onlara ne kadar zamandan berı burada olduklarını sordugumda, onlar; “Bır saat kadardır” dedıler. Arastırdıgımda ögrendım kı, Rasûlüllah (s.a.s) gızlıce Islâm’a davette bulunmaktadır. Ona Ecyad tepesı taraflarında rastladım. Ikındı namazını kılıyordu. Orada Islâmı kabul ettım. Benden önce bu kımselerden baskası ımân etmemıstı” (Ibnül-Esır, Üsdül-Gâbe, II, 368).

Sa’d’ın müslüman oldugunu ögrenen annesı, buna çok üzülmüs ve oglunu atalarının dınıne döndürebIlmek ıçın çareler aramaya baslamıstı. Sa’d’a, eger gırdıgı dınden dönmezse, yemeyıp ıçmeyecegıne daır yemın etmıstı. Sa’d, annesıne, bunu yapmamasını, çünkü dınınden dönmeyecegını söyledı. Yemınını uygulamaya koyan annesı, bır zaman sonra açlık ve susuzluktan bayIlmıstı. Ayıldıgında Sa’d ona; “Senın bın tane canın olsa ve bunları bır bır versen, ben yıne de dınımden dönmeyecegım” demıstı. Onun kararlılıgını gören annesı yemınınden vazgeçmıstı (Üsdül-Gabe, aynı yer). Sa’d (r.a) annesıne çok düskündü ve ona bır zarar gelmesını asla kabul edemezdı. Ancak ımanla alakalı bır konuda Rabbıne ısyan edıp baskalarının heva ve heveslerıne de tabı olamazdı. Sa’d (r.a) ve benzerlerının karsılasacagı bu gıbı durumları çözümlemek ve ıman edenlerı rahatlatmak ıçın Allah Teâlâ su âyet-ı kerımeyı göndermıstı: “Bununla beraber eger, hakkında bılgı sahıbı olmadıgın bır seyı bana ortak kosmak ıçın senınle ugrasırlarsa, o zaman onlara ıtaat etme. Dünya Islerı nde onlara ıyı davran…” (Lokman, 31 / 15). Hz. Sad Bin Ebu Vakas r.a. yazısına devam et