Etiket arşivi: Bediüzzaman

Tarihçeyi Hayattan tahliller

Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki, İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur. Tarihçeyi Hayattan tahliller yazısına devam et

Risale-i Nur’da büyük tahrifat

Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri’nin yolunu takip ettiklerini öne süren grupların, Üstad’ın vasiyetini çiğneyerek Risalelerden binlerce kelime çıkardıkları görülüyor. Konjonktüre göre hareket eden grupların çıkardığı kelimelerin genelde ümmet, şeriat, Kemalist rejim, Kürtler, Batı medeniyeti ve münafıklık meseleleriyle ilgili olması dikkat çekiyor. Risalelerde gelişigüzel ekleme ve çıkarmalar yapan gruplara ait yayınevlerinin baskılarında bile çelişki bulunuyor.

KÜRT KELİMESİNİN KARŞILIĞI HAMALMIŞ!

İşte Risale-i Nur’larda yapılan o tahrifatlardan bazı çarpıcı örnekler:
Risale-i Nur’da büyük tahrifat yazısına devam et

İslam ile tanışmak.

“HAYATIMDA HİÇ YAŞAMADIĞIM BİR DUYGU”

“Yıllar önce bir turneye gidiyoruz. Sabaha karşı otobüste uyuyorum. İçimden bir sıcak su aktı. Uyandım nerede olduğumuzu sordum. Konya’da olduğumuzu söylediler. Hayatımda böyle bir duyguyu hiç yaşamamıştım. Ne olduysa ondan sonra oldu. Sonra ben bu rüyanın peşine düştüm. Mevlana’nın ne olduğunu ve ne hizmette bulunduğunu araştırmaya itti bu rüya beni. Okuyorum ama daha yolun başındayım.”
İslam ile tanışmak. yazısına devam et

Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir

“Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Mesleğimiz haliliye (Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim(as)’ın örnek alındığı yol) olduğu için, meşrebimiz hıllettir(çok güçlü dostluktur).

Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üssü’l-esası(en temel şartı), samimi ihlastır.
Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir yazısına devam et

Uyku

Kerahat vakitleri denilen güneşin doguş ve batış saatlerinde uyuyor olmak, hem gün içi vücut enerjisi hem de akıl sağlığı açısından zararlı etkilere sahip. Geceleri salgılanan melatonin hormonu günesin doğuşuyla azalıyor. Güneş doğarken uyanık olmak, bedenin gün içinde daha zinde ve enerjik olmasını sağlıyor. Güneş doğarken uykuda olmayı alzheimer hastalığının sebeplerinden biri sayan bilim çevreleri mevcut. Dr. Nusret Kaya, bu duruma farklı bir açıdan bakıyor: Hipofiz bezi Budizmde göz olarak adlandırılıyor. Doğu ekolü, gözün güneş ışığına hassas olduğundan, güneş doğarken uyanık olmanın zinde kalmak açısından öneminden bahseder. Bunlar doğacı hipotezler. Uyku yazısına devam et

Türkiye’de En Sevdiğim Zat Bediüzzaman

Son devir alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan: Süleyman Efendi’nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001’de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; “Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı.

Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine “Biz Said Nursi’yi nasıl bileceğiz?” diye sordum.“Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye’de en sevdiğim zattır” dediler.

Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek “Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: “Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman Efendiye veriyorum” dediğini bize nakletti.

Biz de o zata dedik:“Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz.” …
Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: “Said Nursi’ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah’ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle.

Haber7

Çocuğa nimetin kıymetini nasıl öğretmeliyim?

Yere düşen ekmek gördüğümüzde kaldırır, yüksek bir yere koyarız. Hatta öpüp alnımıza koyar, öyle bırakırız.
Ekmeğe gösterilen bu saygı ve nimetlere şükür, günümüz çocuklarına yeterli öğretilmiyor. Hatta bu nimetlere şükürsüzlükle de sınırlı kalmıyor, hiçbir şeyden memnun olmayan yeni nesiller yetiştiriliyor. Verilen nimetlere karşı şükür ve saygı hissiyatları geliştirilmediği takdirde çocukta nankörlük, duyarsızlık oluşuyor.

Pedagog Ali Çankırılı, ihtiyaç olan her şey ve üzerimizde emeği olan herkesin nimet olduğunu söylüyor. Çankırılı, başta anne-babası ve öğretmeni olmak üzere kendisinde emeği olan kişilere saygı göstermeyen, iyiliği dokunanlara teşekkür etmeyen bir çocuğun Allah’a saygı göstermeyi ve verdiği nimetlere şükretmeyi öğrenemeyeceğini belirtiyor.
Çocuğa nimetin kıymetini nasıl öğretmeliyim? yazısına devam et

Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor

Türkiye’nin ilk uzun metrajlı 3D animasyon filmi ”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filminin Hollanda’daki gösterimine yoğun ilgi devam ediyor. Yılbaşı tatilini fırsat bilen Türkler, Rotterdam De Kuijp Pathe sinemasında Hollandaca alt yazıyla gösterilen filme akın etti.

”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filmini izleyenler arasında Avrupa İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı da vardı. Prof. Bahçekapılı, filmi çok beğendiğini ve devamını merakla beklediğini söyledi. Bahçekapılı “Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatının en zorlu dönemlerinden 1927-1934 yılları arasındaki Barla hayatını anlatan film gerçekten çok güzel hazırlanmış. Müslüman bir âlimin en zor şartlarda bir neler yapabileceğini görmüş olduk. Bu dinin sahibi olan Cenab-ı Allah en zor anlarda yine insanlara yol gösterecek böyle büyükleri göndermiştir. Bu da bizim için gerçekten günümüzde de büyük bir ümit kaynağı teşkil etmektedir. Ben bütün kardeşlerimize özellikle çocuklarına, gençlere ve dostlarına bu animasyon filmini seyrettirmelerini tavsiye ediyorum. Mümkünse kendilerine iki saat ayırarak çok büyük bir mesaj ihtiva eden filmi izlesinler.” dedi. Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor yazısına devam et

Menderes’i ikaz edip Said Nursi’yi gösterdik

Son Şahitler’den Hamza Emek anlatıyor:

Menderes Emirdağ’a ikindiden sonra geldi. Üstü açık bir pikap üzerindeydi. Menderes’in yanında ben, Afyon milletvekili adayı Orhan Bey ve daha bazı arkadaşlar vardı. Tam Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi’nın evinin önünden geçerken ben Orhan Beyi, o da Menderes’i ikaz ederek pencerede bulunan Üstadı gösterdik.

Adnan Menderes dönüp tekrar tekrar Üstadı selâmladı. Üstad da kendisine iki eliyle selâm ediyordu. Tâ Üstadın evi gözden kayboluncaya kadar Menderes devamlı Üstada selâm verdi.

(Son Şahitler)

Üstad atom bombasından kuvvetli hocayı tarif etti

Bediüzzaman Said Nursi ile görüşen Son Şahitlerden Selahattin Durdu Hocaefendi o görüşmesini ve sonrasında yaşadıklarını anlattı.

1956 yılının yaz aylarının birinde, ilahiyat fakültesi 3. sınıf talebesiyim. Fakülte hocalarının çoğunluğu -Diyanetten gelen hocalar hariç- bir merkezden emir almışlar gibi derslerinde, İslam Alemi’nin medar-ı iftiharı olan İslam Alimlerine, Müçtehitlere, sahabelere yersiz ve haksız istinatlarda bulunurlar, onların şahsında İslam’ın aleyhinde sözler sarf ederlerdi. İlmi talep için gelmiş olan bizim gibi talebelere İslam’ın öğretilmesi lazım gelirken Avrupa felsefesi gibi derslerle vakit geçirirlerdi.

ÜSTADA YURT DIŞINDA OKUMAK İÇİN DANIŞAYIM

Ben bu halden bizar olmuştum. Oraya ilim talebiyle gelmiştim. Bizlere din düşmanlığı telkin ediliyordu. Oradan kurtulmak istiyordum. Yurt dışındaki ulum-i diniye okutan Şam-Kahire-Medine ve Bağdat gibi üniversiteler tavsiye ediliyordu. Onlardan birinde okumayı düşünüyordum. Nasıl ve ne zaman olacak? karar veremiyordum. O zaman aklıma şu geldi. Üstad Bediüzzaman Hazretleriyle görüşmek ve bu mevzuu danışmak. Hem ziyaret hem de doğru bir karar vermek için imkan bulacaktım. O zaman Risale-i Nurlarla müşerref olmuştum. Fakat başlangıçta idim. Az okumuştum. Külliyata yabancı idim. Said Özdemir ve rahmetli Atıf Ural’la görüşüyordum. Atıf Ural’ın delaletiyle Emirdağ’ına gitmeye karar verdim.
Üstad atom bombasından kuvvetli hocayı tarif etti yazısına devam et

Allah’ın Sadık Kulu: Barla

Yaşamak ile inanmak bileşik kaplar gibidir. O nedenle, insanın inandığı gibi yaşamaması durumunda, yaşadığı gibi inanmaya başlayacağını söyler atalarımız.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, hayatı inancı gibi olan bir alimdi. Hangi şart altında olursa olsun, ne kadar baskı, zulüm, işkence görürse görsün, asla ama asla zerre kadar taviz vermedi inandıklarından. Çok horlandı, kovuldu, tecrit edildi, hapse atıldı, zulüm gördü…

Bana ‘Bediüzzaman ile ilgili bir film çekiyoruz, adı ne olsun?’ diye sorsalar, bir saniye bile çekinmeden ‘Mağlup edilemeyen’ teklifinde bulunurum. Said Nursi, mağlup edilmez bir yapıya sahipti. Gördüğü işkenceler, yaşadığı sıkıntılar, yokluklar, baskılar; bırakınız yenilmesini, moraline en ufak bir fiske dahi vuramadı. Düşünün bir; size en baştan düşman bir mahkeme karşısına geçmişsiniz. Sadece ve sadece kitap yazdığınız ve kitaplarınız okunduğu için suçlanıyorsunuz. Yıllarca hapis cezası alma tehlikesiyle karşı karşıyasınız ve hakim savunmanızı dinlemiyor bile! Nihayetinde yüzünüze bilmem ne kadar yıl hapis, şu kadar yıl sürgün cezası okunuyor. Son sözünüz size sorulduğunda, “Demek ki daha çok okumak lazım Risaleleri” diyorsunuz ve ekliyorsunuz: “Demek ki hapishanede de bu kitaplara ihtiyaç var…” Nasıl yeneceksiniz bu muhteşem bakış açısını?
Allah’ın Sadık Kulu: Barla yazısına devam et

Niye Said Nursi’nin projesine fırsat verilmedi?

Fethullah Gülen Hocaefendi, Kürt meselesi konusunda önemli tespitlerde bulundu.

Herkul.org’ta yayınlanan sohbetinde Çukurca saldırısını ve arkasından Türkiye’ye hakim olan havayı yorumlayan Hocaefendi, “Ayıptır bu, ârdır, otuz senedir dağdaki bir avuç şakînin hakkından gelemiyorsun.” diye sitem ederken meselenin çözümü için yapılması gerekenleri sıraladı. Ayrıca oynanan oyunlara dikkat çekti ve vahşet karşısında tepkisini ortaya koyan halkın provokasyanlara alet olmaması gerektiğinin altını çizdi. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin açıklamaları özetle şöyle:
Niye Said Nursi’nin projesine fırsat verilmedi? yazısına devam et

Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü

Almanya’da İslam ve uyum konusu gündemden hemen hiç düşmüyor, tersine Türk işçi göçünün 50.yılında alevlenerek devam ediyor. Bu tartışmalar sürerken, Almanya’nın ilk Alman İslam ilahiyat kürsüsü ülkenin Tübingen Üniversitesi’nde eğitime başladı. Federal Hükümet’in 2007 yılında aldığı bir karar sonrasında eğitime başlayan bölüm için Almanya Eğitim Bakanlığı toplam 20 milyon Euro mali destek ayırdı. Alman yetkililer söz konusu ilahiyat kürsüsünde Almanca konuşan İslam din öğretmenleri ve imamların yetiştirilmesi ile İslam ilahiyatı alanında araştırmalar yapılmasını hedefliyor. Alman hükümeti de imamların Almanya`da yetişmiş olmalarına önem veriyor.
Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü yazısına devam et

Hakiki ömrünü bulunduğun gün bil!

Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin
elinden çıktı; yarın ise, senin elinde senet yok ki, ona mâliksin. Öyle ise, hakiki ömrünü bulunduğun gün bil.

Eğer desen: “Beni namazdan ve ibâdetten alıkoyan ve fütur veren, öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maîşetin zarûrî işleridir.”
Öyle ise, ben de sana derim ki: Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çalışsan, sonra biri gelse, dese ki, “Gel on dakika kadar şurayı kaz. Yüz lira kıymetinde bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.” Sen ona, “Yok, gelmem. Çünkü on kuruş gündeliğimden kesilecek. Nafakam azalacak” desen, ne kadar divânece bir bahane olduğunu elbette bilirsin. Hakiki ömrünü bulunduğun gün bil! yazısına devam et

Budist lider: Said Nursi’ye yüzde 100 katılırım

4-12 Eylül tarihleri arasında dört kişilik bir ekiple Sri Lanka’ya hizmet amaçla bir ziyarette bulunduk. Sözler’de “görmediğimiz Serendib Adası’nın vücudu gibi tevatürle vücudu kat’idir, demişler…” diye ismi geçen Sri Lanka’yı işte biz gördük ve sekiz günlük gezimizle ilgili gözlem, deneyim ve hatıralarımızı sizinle paylaşmak istiyoruz.

Sri Lanka, resmî adıyla Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti, Güney Asya’da, Hindistan’ın 31 kilometre güneyinde ve Hint Okyanusu’nda bulunan bir ada ülkesidir. 1972 yılından önce Seylan olarak bilinirdi. Hint Okyanusu’nun İncisi olarak da adlandırılan ülkede yaklaşık 21 milyon kişi yaşamaktadır. Eski isimleri Serendib ve Seylan dır. Nüfusun: 69.1% Budist, Müslüman 7.6%, Hindu 7.1%, Hıristiyan 6.2%, belirsiz 10% dur. Sri Lanka’da; Seylanca 74%, Tamilce 18%, diğer diller 8% konuşulmaktadır. Ayrıca halkın ekserisi İngilizce bilmektedir.
Budist lider: Said Nursi’ye yüzde 100 katılırım yazısına devam et