Etiket arşivi: Bediüzzaman Said Nursî’nin Hayatı

Tarihçeyi Hayattan tahliller

Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki, İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur. Tarihçeyi Hayattan tahliller yazısına devam et

Türkiye’de En Sevdiğim Zat Bediüzzaman

Son devir alimlerinden Süleyman Hilmi Tunahan: Süleyman Efendi’nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001’de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; “Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı.

Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine “Biz Said Nursi’yi nasıl bileceğiz?” diye sordum.“Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye’de en sevdiğim zattır” dediler.

Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek “Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: “Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman Efendiye veriyorum” dediğini bize nakletti.

Biz de o zata dedik:“Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz.” …
Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: “Said Nursi’ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah’ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle.

Haber7

Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor

Türkiye’nin ilk uzun metrajlı 3D animasyon filmi ”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filminin Hollanda’daki gösterimine yoğun ilgi devam ediyor. Yılbaşı tatilini fırsat bilen Türkler, Rotterdam De Kuijp Pathe sinemasında Hollandaca alt yazıyla gösterilen filme akın etti.

”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filmini izleyenler arasında Avrupa İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı da vardı. Prof. Bahçekapılı, filmi çok beğendiğini ve devamını merakla beklediğini söyledi. Bahçekapılı “Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatının en zorlu dönemlerinden 1927-1934 yılları arasındaki Barla hayatını anlatan film gerçekten çok güzel hazırlanmış. Müslüman bir âlimin en zor şartlarda bir neler yapabileceğini görmüş olduk. Bu dinin sahibi olan Cenab-ı Allah en zor anlarda yine insanlara yol gösterecek böyle büyükleri göndermiştir. Bu da bizim için gerçekten günümüzde de büyük bir ümit kaynağı teşkil etmektedir. Ben bütün kardeşlerimize özellikle çocuklarına, gençlere ve dostlarına bu animasyon filmini seyrettirmelerini tavsiye ediyorum. Mümkünse kendilerine iki saat ayırarak çok büyük bir mesaj ihtiva eden filmi izlesinler.” dedi. Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor yazısına devam et

Menderes’i ikaz edip Said Nursi’yi gösterdik

Son Şahitler’den Hamza Emek anlatıyor:

Menderes Emirdağ’a ikindiden sonra geldi. Üstü açık bir pikap üzerindeydi. Menderes’in yanında ben, Afyon milletvekili adayı Orhan Bey ve daha bazı arkadaşlar vardı. Tam Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi’nın evinin önünden geçerken ben Orhan Beyi, o da Menderes’i ikaz ederek pencerede bulunan Üstadı gösterdik.

Adnan Menderes dönüp tekrar tekrar Üstadı selâmladı. Üstad da kendisine iki eliyle selâm ediyordu. Tâ Üstadın evi gözden kayboluncaya kadar Menderes devamlı Üstada selâm verdi.

(Son Şahitler)

Allah’ın Sadık Kulu: Barla

Yaşamak ile inanmak bileşik kaplar gibidir. O nedenle, insanın inandığı gibi yaşamaması durumunda, yaşadığı gibi inanmaya başlayacağını söyler atalarımız.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, hayatı inancı gibi olan bir alimdi. Hangi şart altında olursa olsun, ne kadar baskı, zulüm, işkence görürse görsün, asla ama asla zerre kadar taviz vermedi inandıklarından. Çok horlandı, kovuldu, tecrit edildi, hapse atıldı, zulüm gördü…

Bana ‘Bediüzzaman ile ilgili bir film çekiyoruz, adı ne olsun?’ diye sorsalar, bir saniye bile çekinmeden ‘Mağlup edilemeyen’ teklifinde bulunurum. Said Nursi, mağlup edilmez bir yapıya sahipti. Gördüğü işkenceler, yaşadığı sıkıntılar, yokluklar, baskılar; bırakınız yenilmesini, moraline en ufak bir fiske dahi vuramadı. Düşünün bir; size en baştan düşman bir mahkeme karşısına geçmişsiniz. Sadece ve sadece kitap yazdığınız ve kitaplarınız okunduğu için suçlanıyorsunuz. Yıllarca hapis cezası alma tehlikesiyle karşı karşıyasınız ve hakim savunmanızı dinlemiyor bile! Nihayetinde yüzünüze bilmem ne kadar yıl hapis, şu kadar yıl sürgün cezası okunuyor. Son sözünüz size sorulduğunda, “Demek ki daha çok okumak lazım Risaleleri” diyorsunuz ve ekliyorsunuz: “Demek ki hapishanede de bu kitaplara ihtiyaç var…” Nasıl yeneceksiniz bu muhteşem bakış açısını?
Allah’ın Sadık Kulu: Barla yazısına devam et

Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü

Almanya’da İslam ve uyum konusu gündemden hemen hiç düşmüyor, tersine Türk işçi göçünün 50.yılında alevlenerek devam ediyor. Bu tartışmalar sürerken, Almanya’nın ilk Alman İslam ilahiyat kürsüsü ülkenin Tübingen Üniversitesi’nde eğitime başladı. Federal Hükümet’in 2007 yılında aldığı bir karar sonrasında eğitime başlayan bölüm için Almanya Eğitim Bakanlığı toplam 20 milyon Euro mali destek ayırdı. Alman yetkililer söz konusu ilahiyat kürsüsünde Almanca konuşan İslam din öğretmenleri ve imamların yetiştirilmesi ile İslam ilahiyatı alanında araştırmalar yapılmasını hedefliyor. Alman hükümeti de imamların Almanya`da yetişmiş olmalarına önem veriyor.
Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü yazısına devam et

Avrupa hamile

Avrupa, İslâmiyete hamile Yazar: Ali Ferşadoğlu

Bediüzzaman’ın 1907’lerdeki “Avrupa bir İslâm devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır” tesbitinin ikinci kısmı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla gerçekleşti.

Şimdilerde Avrupa’da kiliseler, cemaatleri kalmadığından, ‘mesken veya eğlence yeri olmasın’ diye Müslümanlara ibadethane olarak kullanılması için veriliyor.

Avrupa’da 3 bin kilisenin cami veya mescide dönüştüğü ifade ediliyor.

“Kiliseleri neden Müslümanların kullanımına sunmayalım?” diyen batılılarca, bunun, sayısı hızla artan Müslümanların ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğuna dikkat çekiliyor.
Avrupa hamile yazısına devam et