Etiket arşivi: Hz. Cebrail

CENNET ALLAH’IN LÜTFU VE İHSANIDIR…

Resul- i Ekrem (sav):

“biraz önce Cebrail (as) yanıma geldi ve dedi ki:

“Ya Muhammed! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, Allah’ın kullarından biri, genişliği ve uzunluğu otuz arşın olan denizde bulunan bir dağın tepesinde Rabbine beş yüz sene ibadet etti. Deniz onu her taraftan dört bin fersah kuşatıyordu.Allah Teala ona parmak gibi bir yerden , tatlı su akıtan, çoğalıp dağın eteğinde toplanan bir kaynak çıkardı.Bir nar ağacı , ibadet ettiği her günün gecesinde ona bir nar veriyordu.Akşam olunca abdestini tazeleyip bu narı alarak yiyordu.Sonra namaza kalkıp, eceli geldiğinde secdede iken ruhunu alması için yalvarıyordu.”
“Allah onun duasını kabul etti. Biz melekler ona uğrarız, onun hakkında geleceğe ait şu bilgileri elde ederiz:

“O kıyamet günü diriltilip Allah’ın huzuruna çıkarılınca, Allah Teala:

“Kulumu rahmetimle cennete koyunuz” buyurur.kul :
CENNET ALLAH’IN LÜTFU VE İHSANIDIR… yazısına devam et

Berat Kandili

Allahın Selam’ı üzerinizde olsun. yazı’ya üstad Said Nursi Şualarından bir yazı ile başlamak istiyorum.

Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev’inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr’in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir’de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat’ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur’anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur’anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî Şualar: 505) Berat Kandili yazısına devam et

Miraç Kandili

Miraç (ISRA) Gecesi Cenab-ı Hakkın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselâmın rehberliğinde (Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe’de Hatim’de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib’in evinde yatarken) Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselamın Mescid-i Haramdan Mescid-i Aksâ’ya, oradan semaya, yüce âlemlere, İlâhî huzura yükselmesidir. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam Mescid-i Haramdan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ’ya geldi. Orada bütün peygamberler kendisini karşıladı. Miraçını kutladılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam burada peygamberlere iki rekat namaz kıldırdı, bir hutbe okudu. Bir rivayette Hz. İsa’nın doğduğu yer olan Betlaham’a uğradı, orada da iki rekât namaz kıldı. Ve bugün Kubbetü’s-Sahra’nın bulunduğu yerden Muallak Taşının üzerinden Miraça yükseldi. Miraç Kandili yazısına devam et

Neyimize Güveniyoruz Biz!

Hz. Ömer sessizce Hz. Muhammed(sav)’in dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası, bir torbanın içinde bir kaç kilo arpa, duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammedin(sav) üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır. Bu manzara karşısında ağlamaya başlayan Hz. Ömer’in hıçkırıkları O’nu uyandırır.
Kalkınca hasırın vücudunda iz yapyığını gören Hz. Ömer daha çok ağlamaya başlar. Efendimiz hayretle sorar;

-Ey hattaboğlu! Niçin ağlıyorsun?
-”Ey Allahın elçisi! İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken, Bizanslılar kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allahın elçisisin, izin versen de bizde seni
Neyimize Güveniyoruz Biz! yazısına devam et

Hazreti Peygamberin Hayatı

1 – İnsanlık tarihinde, hayatlarını kendi milletlerinin ictimaî – dinî tekâmülüne vakfetmiş fertler hiç bir vakit eksik olmamıştır. Onları her devirde ve her memleketde görürüz. Hindistan’da büyük Gautama, Budha ve dünyaya Vedaları bırakanlar yaşadılar; Çinin Konfüçyüs’ü var; Zend-Avesta İran’da meydana getirildi. Bâbil dünyaya en büyük yol göstericilerden (Islahatçı) birini – dedeleri Nuh ve İdris aleyhisselâm hakkında pek az şeyler bildiğimiz – İbrahim Peygamber (sav) i verdi. Yahudiler diğerleri meyanında Musa, İsmail, Davud, Süleyman ve İsa aleyhi müssalât-ü vesselam gibi bir peygamberler serisi ile haklı olarak iftihar edebilirler.

2 – Umumiyetle bu pek muhterem insanların her biri ilâhî bir vazifeyi hâmil olduklarını beyan ettiler. Arkalarında, kavimlerine rehber olacak hayat kanunlarını ihtiva eden mukaddes kitaplar bıraktılar. Fakat insanlar arasında kardeş kavgaları başladı, katliâmlar, yahut türlü şekildeki insan öldürmeler tabiî bir hal aldı ve bu hal İlâhî haberlerin ya tamamen veya kısmen kaybolmasına sebep oldu. İbrahim’in (sav) Suhufunun yalnız ismini biliyoruz. Musa (sav) nın kilere gelince, tarih kayıtları bize onun nasıl tekrar tekrar tahrip edildiğini ve nasıl kısmen yerine konabildiğim anlatır.

ALLAH MEFHUMU
3 – ‘Eğer bir kimse ilk insanların izlerinden kalanlara bakarak bir netice çıkarmak istese, insanın daima her şeyin Halikı ve Rabbi olan bir Zati Barinin varlığını idrak etmiş olduğunu anlar. Metodlar ve yaklaşma şekilleri fark edebilir, fakat bütün devirlerde insanlık Allah’a inkıyada olan niyetinin delillerini göstermiştir. Her yerde Hazır ve Nazır ve bununla beraber görülmeyen Allah ile irtibat küçük sayıda bir kısım insanlar tarafından, bir çok asîl, ve yüksek ruhlar için mümkün olarak kabul edildi. İrtibat, Ûlûhiyyetin ister hululü (Hulul ;Girme, Allah’ın (haşa) insan vücuduna girmesi. Bu İslâm itikadına uymaz .) şeklinde olsun, yahut sadece İlâhî Haberin (ilham veya vahiy suretiyle) bizatihi ahzi ile îzah edilmiş olsun, her iki halin gayesi halka yol göstermekti. Hazreti Peygamberin Hayatı yazısına devam et

Hz. Ebû Bekr ile Hz. Alînin radıyallahü anhüm” birbirlerini medhleri

Birgün, Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” evine geldi. İçeri gireceği sırada, Alî bin Ebî Tâlib “radıyallahü anh” da geldi. Ebû Bekr geri çekilip, yâ Alî, sen buyur gir dedi. O da cevâb verip, aralarında aşağıdaki uzun konuşma oldu:
Alî — Yâ Ebâ Bekr! Sen önce gir ki, her iyilikde önde olan, her hayrlı işde ileri olan, herkesi geçen sensin.
Ebû Bekr — Sen önce gir yâ Alî, Resûlullaha “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” dahâ yakın sensin.
Alî — Ben, senin önüne nasıl geçerim? Çünki, Resûlullahdan “sallallahü aleyhi ve sellem” işitdim, (Ümmetimden Ebû Bekrden dahâ üstün bir kimse üzerine güneş doğmadı) buyurdu. Hz. Ebû Bekr ile Hz. Alînin radıyallahü anhüm” birbirlerini medhleri yazısına devam et

Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela

Her dinlemem de tüylerimi diken diken eden, içimi yakan bir ilahi. Ali Hocamın ağzına sağlık. Çok içten okuyor.

Hicretin dördüncü yılı.
Birer yıl arayla Medine’de iki doğum,
İki bayram, iki ay parçası…
Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor.
Rasûl-üs Sakaleyn’in kokladığı reyhanları
Fatıma’t-üz Zehrâ’nın körpecik fidanları
Ali’yi Mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor.
Cennet gençliğinin iki seyyidi.
Ehl-i Beyt’in ilk nazlı çiçekleri…
Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela yazısına devam et

Allah’ı c.c ve Peygamberi Sevmenin Adabı

Selamun Aleykum Arkadaşlar

İnsan acizdir,miskindir,sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır.Bu dünya da madem en çok sevilecek mabud Allah c.c dir.En çok sevilecek kul Hz.Muhammed s.a.s dir.Alıntı yaptığım bu yazıda Allah’ı ve Peygamberi nasıl sevmek gerekir en güzel biçimde açıklanmıştır.

 

1- Allah’u Teâlâ’ya muhabbet: 

Allah sevgisi ile ciğeri yanmalı. Allah dedikçe tütünü tütmeli. İbrahim (Aleyhis-selam) Allahu Teâlâ’yı severdi. Cebrail (Aleyhis-selam), İbrahim (Aleyhis-selâm)’i sınamaya geldi. Allahu Teâlâ Halîlimi gör, dedi. Koyunları yayarken Cebrail (Aleyhis-selâm) geldi. Fakir suretinde idi. Allah’ı c.c ve Peygamberi Sevmenin Adabı yazısına devam et

El – Cevşenü’l – Kebîr

Cevşen, Farsça kökenli bir kelime olup, “bir tür zırh, savaş elbisesi” manasına gelmektedir. Terim manası Şii kaynaklarında Ehl-i Beyt tarikiyle Hz. Peygambere isnat edilip, Cevşen-i Kebir ve Cevşen-i Sagir olarak bilinen, metinleri birbirinden farklı iki duâyı ifade eder. Ancak Cevşen-i Kebir daha meşhurdur ve “Cevşen” denilince ilk akla gelen Cevşen-i Kebir’dir. Cevşen-i Kebir Musa el-Kazım-Cafer es-Sadık-Muhammed el-Bakır-Zeynelabidin-Hz. Hüseyin ve Hz. Ali tarikiyle Hz. Peygamber’e isnat edilir.

Cevşenü’l-Kebir ismindeki duâ Peygamber Efendimize, Uhud Harbi esnasında Cebrail (a.s) tarafından getirilmiştir. Cebrail Hz. Muhammed’e (s.a.v.): “Üzerindeki zırhı çıkar ve bu duâyı oku. Bu duâyı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük tesiri vardır.” demiştir. Peygamber Efendimiz duânın tesirinin sadece kendine mi mahsus, yoksa ümmete de şamil mi olduğunu sorunca, Cebrail (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ya Resulullah, bu duâ Cenab-ı Allah’ın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun sevabını Allah’tan başka kimse takdir edemez.” (Ahmed Ziyaeddin Efendi, Mecmuatü’l Ahzab, İstanbul 1298 R, s. 231-261.)
El – Cevşenü’l – Kebîr yazısına devam et

İsm-i Azam nedir? Nerededir?

Dua konusunu işlerken En güzel ve makbul duaların İsm-î Âzam ile edilen dualar olduğuna değinmiştir. O konuda fazlaca üstünde durmadığımız ve uzunca bir konu olan konuyu ayrı olarak ele almayı uygun gördüm. Peki nedir Îsm-î Âzam. Daha önceden de işlemiş olduğumuz konular arasında olan Esmaü’l Hüsna’yı hatırlarsanız orada Kuran’da geçen 99 isimden söz etmiştir ve onları açıklamıştık (Konuyu okumak için). Bir çok kaynakta ise bu 1001 isim diye zikredilir.

Bu isimler içinde öyle bir isim vardır ki Bu Îsm-î Âzam diye zikredilir. Buda Allah-û Teala’nın en önemli ismidir. Peygamber Efendimiz bir hadislerinde; Kim ki İsm-i Azam ile duâ ederse, Allah ona icabet eder, onunla istenirse verir” buyuruyor. (Tirmizi, Ebu Davut) İsm-i Azam nedir? Nerededir? yazısına devam et

Kenzül Arş Duası

Bu Dua Yüce Allah’ın isimleri ile başlayıp daha sonra Peygamberler ve Surelerin yüzü hürmeti ile devam eden ve kimine göre Bidat, kimine göre ise biz Mü’minlere hediye edilmiş büyük bir duadır. Benim şahsi fikrim ise içeriğinde dolayı okunmasında yarar olacak bir duadır. Bazı yerlerde yazılıp çizildiği gibi bir defa okuyan cennete gider fikrine katılmıyorum tabiiki de ama Allah için yapılan herşey mutlaka karşılığını alır.

Okuduğum bir yorumda, bir arkadaşımız sıkıntıda olduğu zaman okuduğunu ve çok faydasını gördüğünü demektedir. Ki bu gerçekten Saf ve Temiz bir kalp ile yapılan, gönülden yapılan herşeyde bu böyledir. Kenzül Arş duası ile ilgili olarak şöyle denişmektedir (Bu bilgiler bütün internet sitelerinde ve Arif Pamuk’a ait Kenzül Arş Duası havas ve esrarı kitapcığında da aynı şekilde yazılmaktadır.). Kenzül Arş Duası yazısına devam et

Salat ve Selam Duası

Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya ResulAllah
Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya HabibAllah
Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya HalilAllah
Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya NebiyyAllah
Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya SefiyyAllah
Elfu elfi selatin ve elfu elfi selamin aleyke Ya Rahmetellilalemin
Salat ve Selam Duası yazısına devam et

Dursun Ali Erzincanlı – Tevbe

Faran Dağlarında Açan Sevgili
Hadra Yağmurları
Ummanında Kaybolduğum Nursun
Tevbe
Yağmur
Medine
Nat’ı Şerif

Evladının acısıyla yanan bir anne kalkıp uzatırsa dergâhına titreyen ellerini bu tövbemi sunuyorum o ellerle birlikte.
Gecenin bir vaktinde herkes istediğiyle, sevdiğiyle hemhalken; yetim kalmış bir yürek sessiz sessiz ağlarken bakarsa bir an olsun yıldızsız gökyüzüne ve melekleri inleten bir edayla seslenip derse derinden ve LEBBEYK nidaları gelirse göklerinden, o öksüz haykırışa katıyorum tövbemi.
Günahları yüzünden mahkûm olur ya insan, kimse görmesin diye görüp gülmesin diye kirlenen ellerini kapatır ya yüzüne ve günlerce acıyla inim inim inler ya; vicdanından yükselen alev gibi bin sesle uykusuz gecelerin ışıdığı zamanda karanlığın gündüze yakın olduğu anda secdelere kapanıp YA RABBİM ben pişmanım, ben pişmanım EY RAHMAN diyerek geçer ya kendisinden o pişman baygınlığa sunuyorum tövbemi. Rahmeti yok etmek için yola çıkan ÖMER’e, kız kardeşine karşı bazen şefkatli abi, bazen güvenli baba. HATTAB OĞLU ÖMER’in eline bulaştığı kardeşinin kanıyla, sonra aynı ÖMER’in Peygamber nazarını gözleriyle içerken günahlara döktüğü inci taneleriyle süslüyorum tövbemi. Dursun Ali Erzincanlı – Tevbe yazısına devam et

Ettehıyyatü Duası

Her namaz kılarken okuduğumuz bir dua Ettehıyyatü. Kuranda yer almayan bir dua olması sebebi ile dikkatimi çekti. Her zaman kılarken mutlaka okuduğumuz bir dua. yaptığım araştırma sonucunda aşağıda yer alan bilgileri buldum. bir başka nokta daha sonda yer alan Kelime-i Şahadet’i namazda söylerken yürekten söylemek ve tüm benliğiniz ile his etmeniz’i Allahtan diliyorum. çünkü onun verdiği haz o kadar güzel ki kelimeler ile tarif edilemez. Allah’ın rahmeti, bereketi ve selamı üzerinizde olsun.

Ettehıyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü Esselamü aleyke eyyühennebiyyü verahmetullahi veberekatühü esselamü aleyna veala ıbadillahissalihin Eşhedü enlailahe illALLAH veeşhedü enne Muhammeden abdühü verasülüh.
Namazın sonunda Etteyıhhatü’yü okuyacak kadar oturmak farz, Ettehıyyatü’yü okumak vacip,
ALLAHümme salli-barik ve Rabbena’yı okumak ise sünnettir.
Ettehıyyatü Duası yazısına devam et