Etiket arşivi: Hz. Hasan r.a.

Hz. Hasan R.A.

HZ. HASAN R.A. 28 SAFER DE ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR. Bu yıl 31 Aralığa denk gelmektedir.

Hz. Ali ile Hz. Fatima’in ilk çocugu olan Hz. Hasan, Medine’de 625 tarihinde dogdu. Taberistan’in ve Kuzey Afrika’nin fethinde bulundu. Hz. Osman’in asiler tarafindan kusatildigi dönemde, kardesi Hüseyin ile beraber, onu korumak amaciyla kapisinda nöbet beklemesi disinda, babasinin hilafetine kadar hiçbir siyasî hadisede yer almadi. Hz. Ali döneminde ise Hz. Aise’nin ordusuna karsi savasmak üzere, asker toplamak amaciyla, Kûfe’ye, ünlü sahabi Ammâr b. Yâsir ile beraber gönderildi.[1] Babasinin hilafeti döneminde cereyan eden savaslarin tamamina istirak etti. Hz. Hasan R.A. yazısına devam et

DİYARBAKIR Peygamberler şehri

Diyarbakır da 7 peygamber mezarı,541 sahabe,Muhyittin-i Arabinin arkadaşı Halvet baba,Ulu camii (Harem-i şerif),Ashab-ı Kehf mağarası, 2 peygamber makamı (Hz Yunus ve Hz.Züilkifl) bulunmaktadır.
Fisk kayası Hz.Yunus’un makamıdır.Hz.Zülkifl peygamber makamı da Erganidedir.
Diyarbakır Türkiyede inanç turizminin emsalsiz birinci merkezidir.Ortadoğu açısndan da en önemli merkezlerdendir.Ülke miz ve tüm dünya müslümanlarının hacdan sonra ziyaret edeceği en önemli mekanlardan birisi Diyarbakırdır:

1.Peygamberimiz(SAV) arkadaşları olan 27 sahabe Diyarbakırda yatmaktadır.Bu rakam Mekke ve Medineden sonra üçüncü sayıda sahabenin yattığı yer özelliğidir.Mevlana Halid-i Bağdadi eserinde ise ayakların basamayacağı kadar şehid sahabeden yani yüzlerce şehid sahabeden bahseder. Mevlana Halid ‘ şühedadan ayak basacak yer bulamadım ‘demektedir.27 sahabenin ismi ise salnameden alınmıştır.İyaz bin Ganem komutasındaki ordu 27 Mayıs 638’de şehri fethetmiştir.İlk etapta 40 şehit verilmiştir.27’si Hz.Süleyman isimli bölgededir.13 şehit şehrin farklı yerlerinde şehit olmuştur.)Örneğin Mirisyap hazretleri,Sahat bin Vakkas gibi) Iyaz bin Ganem Sultan Sasa’ya 500 sahabe yardımcı vererek başka yerlere gazaya devam etmiştir.Yani Diyarbakır’da ayrıca 500 sahabe daha bulunmaktadır.(Bu durumda Diyarbakır’da 541 sahabe yatıyor demektir).Ancak bu rakam asgari bir rakamdır.Mevlana Halid Bağdadi’nin Farsça yazılı divanında geçen yukarıdaki ifadeyi gözönüne alırsak Hz.Süleyman mevkiinde 27 sahabe değil ayakların basamıyacağı kadar şehid cümlesine uygun olarak yüzlerce sahabe anlamı çıkar.Buna Sultan Sasa ve 500 sahabeyi de katarsak yaklaşık 700-1000 arası bir şehit sahabe anlamı ortaya çıkar.
DİYARBAKIR Peygamberler şehri yazısına devam et

Hz. Ali r.a.

Resulullahın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyşten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalibtir. Künyesi Ebu Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîrul-Müminindir. Ayrıca Allahın Arslanı ünvanıyla da anılır.

Hz. Ali küçük yaşından beri Resulullahın yanında büyüdü. On yaşında İslâmı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Haticeden sonra müslümanlığı ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Haticeyi bir gün ibadet ederken gören Hz. Aliye Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullahın yanındaydı. Kâbedeki putları kırmasını şöyle anlatır: “Bir gün Resul-u Ekrem ile Kâbeye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak istedi. Kalkmak istediğim zaman kalkamıyacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı. Kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbenin üzerinde bir put vardı, onu sağdan soldan ittim. Put düştü, parça parça oldu. Resulullahın omuzlarından indim. İkimiz geri döndük.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).

Resul-u Ekrem, en yakın akrabasını uyarmak ve hakkı tebliğ etmek hususunda Allahu Teâlâdan emir alınca onları Safa tepesinde toplayıp ilâhî emirleri tebliğ edince, Kureyş müşrikleri onunla alay etmişti. İkinci toplantıyı yapmasını Hz. Ali (r.a.)ye bıraktı, Ali de bir ziyafet hazırlayarak Hasimoğullarını davet etti. Resulullah yemekten sonra: “Ey Abdülmuttaliboğulları, ben özellikle size ve bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.

İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olarak bana beyat edecek” dedi. Yalnız Ali (r.a.) kalktı ve orada Resulullaha onun istediği sözlerle beyat etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, “Kardeşimsin ve vezirimsin ” diyerek Hz. Aliyi taltif etti. Hz. Ali r.a. yazısına devam et

Hazreti Peygamberin Hayatı

1 – İnsanlık tarihinde, hayatlarını kendi milletlerinin ictimaî – dinî tekâmülüne vakfetmiş fertler hiç bir vakit eksik olmamıştır. Onları her devirde ve her memleketde görürüz. Hindistan’da büyük Gautama, Budha ve dünyaya Vedaları bırakanlar yaşadılar; Çinin Konfüçyüs’ü var; Zend-Avesta İran’da meydana getirildi. Bâbil dünyaya en büyük yol göstericilerden (Islahatçı) birini – dedeleri Nuh ve İdris aleyhisselâm hakkında pek az şeyler bildiğimiz – İbrahim Peygamber (sav) i verdi. Yahudiler diğerleri meyanında Musa, İsmail, Davud, Süleyman ve İsa aleyhi müssalât-ü vesselam gibi bir peygamberler serisi ile haklı olarak iftihar edebilirler.

2 – Umumiyetle bu pek muhterem insanların her biri ilâhî bir vazifeyi hâmil olduklarını beyan ettiler. Arkalarında, kavimlerine rehber olacak hayat kanunlarını ihtiva eden mukaddes kitaplar bıraktılar. Fakat insanlar arasında kardeş kavgaları başladı, katliâmlar, yahut türlü şekildeki insan öldürmeler tabiî bir hal aldı ve bu hal İlâhî haberlerin ya tamamen veya kısmen kaybolmasına sebep oldu. İbrahim’in (sav) Suhufunun yalnız ismini biliyoruz. Musa (sav) nın kilere gelince, tarih kayıtları bize onun nasıl tekrar tekrar tahrip edildiğini ve nasıl kısmen yerine konabildiğim anlatır.

ALLAH MEFHUMU
3 – ‘Eğer bir kimse ilk insanların izlerinden kalanlara bakarak bir netice çıkarmak istese, insanın daima her şeyin Halikı ve Rabbi olan bir Zati Barinin varlığını idrak etmiş olduğunu anlar. Metodlar ve yaklaşma şekilleri fark edebilir, fakat bütün devirlerde insanlık Allah’a inkıyada olan niyetinin delillerini göstermiştir. Her yerde Hazır ve Nazır ve bununla beraber görülmeyen Allah ile irtibat küçük sayıda bir kısım insanlar tarafından, bir çok asîl, ve yüksek ruhlar için mümkün olarak kabul edildi. İrtibat, Ûlûhiyyetin ister hululü (Hulul ;Girme, Allah’ın (haşa) insan vücuduna girmesi. Bu İslâm itikadına uymaz .) şeklinde olsun, yahut sadece İlâhî Haberin (ilham veya vahiy suretiyle) bizatihi ahzi ile îzah edilmiş olsun, her iki halin gayesi halka yol göstermekti. Hazreti Peygamberin Hayatı yazısına devam et

Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela

Her dinlemem de tüylerimi diken diken eden, içimi yakan bir ilahi. Ali Hocamın ağzına sağlık. Çok içten okuyor.

Hicretin dördüncü yılı.
Birer yıl arayla Medine’de iki doğum,
İki bayram, iki ay parçası…
Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor.
Rasûl-üs Sakaleyn’in kokladığı reyhanları
Fatıma’t-üz Zehrâ’nın körpecik fidanları
Ali’yi Mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor.
Cennet gençliğinin iki seyyidi.
Ehl-i Beyt’in ilk nazlı çiçekleri…
Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela yazısına devam et