Etiket arşivi: Medine-i Münevvere

Hacda %20 kontejanı 2014de uygulanacak

Yüzde 20 kontenjan uygulaması nedeniyle 2014 yılında yeni hac müracaatı alınmayacak.2007-2013 yılları arasında hac müracaatında bulunan ve 2013 yılı hac kurasına katılmasına rağmen hacca gidemeyen tüm hacı adaylarının kayıtları 2014 yılı için yenilenecek.

2007 yılından itibaren kesintisiz olarak kayıt yaptırıp kuraya girecek olan hacı adayları; hac konaklama türü tercihi ve adres değişikliklerine fırsat tanımak için 17-21 Şubat 2014 tarihleri arasında il ve ilçe müftülüklerine müracaat ederek işlemlerini yaptırabilecekler. 2007 yılında kayıt yaptırıp, müteakip yıllarda da yanına mahrem ve yakınını almak sureti ile birliktelik yaparak kayıt yeniletenlerden bağlantılarından ayrılmak isteyenler, 2014 yılı hac kurasına katılmak üzere 17-21 Şubat 2014 tarihleri arasında il ve ilçe müftülüklerine müracaat ederek kayıt işlemlerini yaptıracaklar. Hacda %20 kontejanı 2014de uygulanacak yazısına devam et

Mekke’nin Fethi

Mekke, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz s.a.v.’in dünyaya teşrif buyurdukları, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği şehir… Nübüvvet kitabının hem ön sözünün hem de son sözünün indirildiği, Hz. Adem a.s.’dan itibaren tevhit inancının merkezi ve müslümanların kıblesi olan Kâbe’nin de bulunduğu şehir. Mekke’nin Fethi yazısına devam et

İlk hacı kafilesi yola çıktı

Kutsal topraklara gidecek ilk hacı kafilesi, Ankara’dan yola çıktı. Oldukça heyecanlı oldukları gözlenen hacı adaylarını, aileleri uğurladı.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonunda kutsal topraklara gidecek ilk hacı kafilesi için sabah saatlerinde Esenboğa Havaalanı’nda uğurlama töreni düzenlendi. Törene, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, Ankara Müftüsü Hakkı Özer, Suudi Arabistan Büyükelçisi Muhammed Berri katıldı. Tören, Kuran’ı Kerim okunması ile başladı. Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Ekrem Keleş, yaptığı konuşmada haccın sıradan bir yolculuk olmadığını belirterek, “Vahyin indiği bu topraklara yapılan yolculuk, insanı doğduğu andaki gibi tertemiz hale getirebilecek bir yolculuk.” diye konuştu.

Peygamberimizin ayak bastığı topraklar yolculuk edildiğini ifade eden Keleş, “Orada bunun bilincinde olarak, edep ve sükûnet içinde dolaşmalı ve hareket etmelisiniz.” dedi. Konuşmaların ardından Ankara Müftüsü Hakkı Özer, dua etti.
İlk hacı kafilesi yola çıktı yazısına devam et

Dursun Ali Erzincanli – Gelseydin

Sevgili!
Ümmü Mektum gibi
Seni görmeden sana sesleniyoruz
Alıp verdiğin nefesi duyar gibi
Sanki açınca gözlerimizi
Seni görecekmişiz gibi
Sana sesleniyoruz.
Senin huzurunda ses yükselmez.
Edeple konuşulur; edeple susulur.
Hele biz ki bu kapının dilencileri,
El açıp beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi ama
Şu araya giren yıllar olmasa
Medine’ne uzak yollar olmasa
İsmin anılınca yürek yanmasa
Kapında beklemekten başka
Bize bir şey düşmezdi.
Bekliyoruz Sultânım!
Rüyada olsa bile Dursun Ali Erzincanli – Gelseydin yazısına devam et

Hz.Mus’ab Bin Umeyr (r.a)

NESEBİ: Mus’ab b. Umeyr b. Haşim b. Abdi Menaf b. Abdiddar b. Kusay, b. Kilâb b. Mürre el-Kureşî el-Abderî.Babası Umeyr, annesi Hunnas bint Malik’tir. Karı-koca Umeyr ve Hunnas, çok zengin bir aile idiler. Mus’ab’in künyesi Ebû Abdullah’tır.1 Ebû Muhammed diye künyelendiğini söyleyenler de vardır.Zeynep adlı bir kızından bahsedilir ki, bu kızın annesi Hamne bint Cahş’tır. Dolayısıyla Hamne, Mus’ab’ın zevcesi olmaktadır.Sâbıkûn-ı İslâm’dan olup, İslâm’a girdikten sonra Hz. Peygamber kendisine “Mus’abü’l-Hayr” ünvanını vermiştir.Mus’ab b. Umeyr, Kureyş’in Abdüddaroğullarındandır. Abdüddaroğulları cahiliye devrinde, “liva, sidane ve hicabe”‘* görevlerini yapıyorlardı. Bir rivayete göre “nedve”** görevi de onlardaydı. Bunlardan anlaşılacağı üzere bu kabile, cahiliye devrinde etkili bir statüye sahipti ve Haşimoğulları ile aralarında da öteden beri husûmet vardı. Bu sebeple Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğine Mekke’de şiddetle muhalefet etmeleriyle tanınmışlardı. Bu kabilenin bazı simaları halka eski Rum ve Acem masalları anlatarak güya Hz. Peygamber (sav)’in okuduğu Kur’ân âyetlerini etkisiz hale getirmek istiyorlardı. (Lokman, 31/6) Hz.Mus’ab Bin Umeyr (r.a) yazısına devam et

Hz. Bilal-i Habeşi r.a.

Hz. Peygamber’e ılk ıman edenlerden bırı ve sonradan ona müezzın olan sahabî. Islâm tarıhınde unutulmaz yerı olan Bılâl-î Habesî, aslen Habeslıdır. Anasının adı Hamâme, babasının adı Rebah, künyesı Abdullah’tır.

Bılâl, Islâm’ın ılk teblıg yıllarında Ümeyye b. Halef’ın kölesıydı. Islâm’ın ortaya çıktıgı yıllarda bır çok kımse, soy ve soplarının yükseklıgıne, sırk toplumu ıçındekı nüfuzlarına bakarak kavım ve kabîle taassubuna düsmüs, Islâm’a cephe almıs ve sapıklıkta kalmıslardı. Bılâl b. Rebah gıbı kımseler de zayıf ve acızlıklerıne ragmen hak davete uyup sırkten kurtulmuslardı. Iste Bılâl b. Rebah (r.a.) Islâm davetıne ılk ıcabet edenlerden bırıydı.

Ümeyye b. Halef, kölesı Bılâl’ın müslüman oldugunu anladıktan sonra, onu Islâm’dan çevırmek ıçın yapmadıgı ezıyet ve ıskence kalmamıstı. Ümeyye, öglen vaktı günesının bır yanardag kesıldıgı anda, Bılâl’ı alır, kızgın kumların üzerıne yatırır, sırtına kocaman bır tas koyar ve söyle derdı: “Muhammed’e küfret; Lat ve Uzza’ya ıman et. Yoksa onlara ıman edınceye kadar böylece kalacaksın.”
Hz. Bilal-i Habeşi r.a. yazısına devam et

Hz. Ebû Bekir r.a.

Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm’dan sonra Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ona Abdullah adını verdiği kaydedilir. Azaptan azad edilmiş mânâsına “atik”; dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı da “sıddık” lâkabıyla anılmıştır. Teymoğulları kabilesinden olan Ebû Bekir’in annesinin adı Ümmü’l-Hayr Selma, babasının ki Ebû Kuhafe Osman’dır. Künyesi Abdullah ibn-i Osman ibn-i Amir ibn-i Amir… ibn-i Murca …et-Temî’dir.

Hz Ebû Bekir, 571’de Mekke’de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke’nin ileri gelenlerinden olup, Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olan Hz. Ebû Bekir, hayatı boyunca Hz. Muhammed’in yanından ayrılmamış, çocukluğundan itibaren aralarında büyük bir dostluk kurulmuştur. Hz. Peygamber birçok hususlarda onun görüşünü tercih ederdi. Umûmî ve husûsî olan önemli işlerde ashâbıyla müşavere eden Hz. Muhammed (S.A.V.) bazı hususlarda özellikle Ebû Bekir’e danışırdı. (İbn Haldun, Mukaddime, 206).

Teymoğulları kabilesi Mekke’de önemli bir yere sahipti. Ticaretle uğraşıyorlar, toplumsal temasları ve geniş kültürlülükleri ile tanınıyorlardı. Babası Mekke eşrafından olan Hz. Ebû Bekir, Mekke’de “eşnak” diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesiyle görevliydi. Hz. Ebû Bekir r.a. yazısına devam et

Hazreti Peygamberin Hayatı

1 – İnsanlık tarihinde, hayatlarını kendi milletlerinin ictimaî – dinî tekâmülüne vakfetmiş fertler hiç bir vakit eksik olmamıştır. Onları her devirde ve her memleketde görürüz. Hindistan’da büyük Gautama, Budha ve dünyaya Vedaları bırakanlar yaşadılar; Çinin Konfüçyüs’ü var; Zend-Avesta İran’da meydana getirildi. Bâbil dünyaya en büyük yol göstericilerden (Islahatçı) birini – dedeleri Nuh ve İdris aleyhisselâm hakkında pek az şeyler bildiğimiz – İbrahim Peygamber (sav) i verdi. Yahudiler diğerleri meyanında Musa, İsmail, Davud, Süleyman ve İsa aleyhi müssalât-ü vesselam gibi bir peygamberler serisi ile haklı olarak iftihar edebilirler.

2 – Umumiyetle bu pek muhterem insanların her biri ilâhî bir vazifeyi hâmil olduklarını beyan ettiler. Arkalarında, kavimlerine rehber olacak hayat kanunlarını ihtiva eden mukaddes kitaplar bıraktılar. Fakat insanlar arasında kardeş kavgaları başladı, katliâmlar, yahut türlü şekildeki insan öldürmeler tabiî bir hal aldı ve bu hal İlâhî haberlerin ya tamamen veya kısmen kaybolmasına sebep oldu. İbrahim’in (sav) Suhufunun yalnız ismini biliyoruz. Musa (sav) nın kilere gelince, tarih kayıtları bize onun nasıl tekrar tekrar tahrip edildiğini ve nasıl kısmen yerine konabildiğim anlatır.

ALLAH MEFHUMU
3 – ‘Eğer bir kimse ilk insanların izlerinden kalanlara bakarak bir netice çıkarmak istese, insanın daima her şeyin Halikı ve Rabbi olan bir Zati Barinin varlığını idrak etmiş olduğunu anlar. Metodlar ve yaklaşma şekilleri fark edebilir, fakat bütün devirlerde insanlık Allah’a inkıyada olan niyetinin delillerini göstermiştir. Her yerde Hazır ve Nazır ve bununla beraber görülmeyen Allah ile irtibat küçük sayıda bir kısım insanlar tarafından, bir çok asîl, ve yüksek ruhlar için mümkün olarak kabul edildi. İrtibat, Ûlûhiyyetin ister hululü (Hulul ;Girme, Allah’ın (haşa) insan vücuduna girmesi. Bu İslâm itikadına uymaz .) şeklinde olsun, yahut sadece İlâhî Haberin (ilham veya vahiy suretiyle) bizatihi ahzi ile îzah edilmiş olsun, her iki halin gayesi halka yol göstermekti. Hazreti Peygamberin Hayatı yazısına devam et

Gusûl

Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüblüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüblük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir.

Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden aynlıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf’a göre gusül gerekmez. Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışanya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır.
Gusûl yazısına devam et

Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela

Her dinlemem de tüylerimi diken diken eden, içimi yakan bir ilahi. Ali Hocamın ağzına sağlık. Çok içten okuyor.

Hicretin dördüncü yılı.
Birer yıl arayla Medine’de iki doğum,
İki bayram, iki ay parçası…
Yeryüzünün en hayırlı dedesinin gözbebekleri doğuyor.
Rasûl-üs Sakaleyn’in kokladığı reyhanları
Fatıma’t-üz Zehrâ’nın körpecik fidanları
Ali’yi Mürteza’nın eşsiz kahramanları doğuyor.
Cennet gençliğinin iki seyyidi.
Ehl-i Beyt’in ilk nazlı çiçekleri…
Dursun Ali Erzincanlı – Kerbela yazısına devam et

Allah’ı c.c ve Peygamberi Sevmenin Adabı

Selamun Aleykum Arkadaşlar

İnsan acizdir,miskindir,sevmeye ve sevilmeye muhtaçtır.Bu dünya da madem en çok sevilecek mabud Allah c.c dir.En çok sevilecek kul Hz.Muhammed s.a.s dir.Alıntı yaptığım bu yazıda Allah’ı ve Peygamberi nasıl sevmek gerekir en güzel biçimde açıklanmıştır.

 

1- Allah’u Teâlâ’ya muhabbet: 

Allah sevgisi ile ciğeri yanmalı. Allah dedikçe tütünü tütmeli. İbrahim (Aleyhis-selam) Allahu Teâlâ’yı severdi. Cebrail (Aleyhis-selam), İbrahim (Aleyhis-selâm)’i sınamaya geldi. Allahu Teâlâ Halîlimi gör, dedi. Koyunları yayarken Cebrail (Aleyhis-selâm) geldi. Fakir suretinde idi. Allah’ı c.c ve Peygamberi Sevmenin Adabı yazısına devam et