Etiket arşivi: Namaz

Alaaddin BAŞAR:Namaz kılan ve kılmayan kişinin halleri

Namaz kılmayan kişi günlük meşgalelerin, problemlerin, kavgaların içinde kendinden habersiz bir hayat yaşar; kul olduğunu, ahiret yolcusu olduğunu ve bu dünyada misafir olarak bulunduğunu adeta unutur. Bir başarı gösterdi mi büyüklenmeye başlar. Herkesin kendisinden söz etmesini ister; onu övmelerini, ona hürmet etmelerini bekler. Mükemmel bir kişiliğe sahip olduğuna inanır, noksanlıkları yanına yaklaştırmak istemez.

Namaz kılan kişiye gelince, o namaza niyet ederken ‘Allah rızası’ için ifadesini kullanır. Böylece, gerçek şerefin insanların beğenmesi, övmesi değil “Allah’ın rızası” olduğunu öncelikle hatırlamış olur. Namaza tekbirle başlar. ‘En büyük, mutlak büyük, akılların idrak edemeyeceği, hayallerin ulaşamayacağı kadar büyük” ancak Allah’tır,’ der. İnsanlar arasında büyüklenme tehlikesinden kurtulur. Sonra Fatiha suresini okur. Bu surenin ilk ayetinde, “bütün hamdin, yani bütün medih ve senaların ancak Allah’a mahsus olduğu” beyan edilir.
Alaaddin BAŞAR:Namaz kılan ve kılmayan kişinin halleri yazısına devam et

TSK’dan atılma nedenim namaz ve başörtüsü

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantılarına getirilmeden, sıralı sicil yoluyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nden atılan Astsubay Mustafa Dinç, Savunma Bakanlığı’na yazdığı mektupla haklarının iade edilmesini istedi. İki kardeşinin 1995 yılında peş peşe şehit olmasından 2 yıl sonra sırf namaz kıldığı ve eşi başörtülü olduğu için genelkurmayın kararı ve ‘bakan onayı’ ile TSK’dan atıldığını belirten Dinç, şehit kardeşlerinin yasını bile tutmasına fırsat verilmediğini söyledi.

Ankara’nın Polatlı ilçesinde hamallık yaparak geçimini sağlamaya çalışan Mustafa Dinç, Milli Savunma Bakanlığı’na yazdığı mektupla orduda yaşadıklarını anlattı ve yardım istedi. 1990 yılında İzmir Gaziemir Ulaştırma Okulu’ndan mezun olduktan sonra Ankara Polatlı Topçu Füze Okulu Destek Kıtaları Ulaştırma Bölüğü’nde göreve başladığını belirten Dinç, aileden gelen yaşam tarzından dolayı namazlarını aksatmamaya çalışmış. Ramazan ayında da oruç tutuğunu ve asla görevini aksatmadığını belirten Dinç, 1993 yılında Kars Sarıkamış Ulaştırma Bölüğü’nden Ulaştırma Kıdemli Üsteğmen Gökhan Yalvaç’ın kendi bölüklerine tayin olmasıyla hayatının zehir olduğunu belirtiyor. Bu kişinin namaz kılanı ve oruç tutanları sevmediğini iddia eden Dinç, zamanla neredeyse nefes almanın bile yasaklandığı bir boyuta gelindiğini ve ilk savunmasını emre itaatsizlikten verdiğini, ardından da 4 gün oda hapsine mahkûm edildiğini anlattı.
TSK’dan atılma nedenim namaz ve başörtüsü yazısına devam et

İçimde neden namaz sevgisi yok?!

Bir okurum sormuş: “Namaz kılmak İslam’ın birinci şartı. Fakat içimde namaz sevgisi yok. Namaz kılmak neden bu kadar zor geliyor?”

İnsanları yönlendiren, zevkleri ve menfaatleridir. Evvela Müslüman kendisini gayrimeşru zevklerinden ve menfaatlerinden geri çekecek, ondan sonra helal daireye girecek ve diyecek ki: “Şimdiye kadar canımın istediğini yaptım, bundan sonra Allah’ın isteğine tâbi olacağım.” Bu karar, insanın dünyasını ve ahiretini cennet etmeye yeter. Allah’ın isteğine tabi olmak güçlü bir iman ister. Bu iman da ancak tahkiki iman dersleri ve sohbetleriyle olabilir. Bana göre, namaz kılabilmek için insanın evvela çevresini değiştirmesi lazım. Arkadaşların, dostların, vakit geçirilen muhitin insan üzerinde müspet veya menfi tesiri vardır. Bu o kadar da kolay değildir amma cennet ucuz değil. Mesela Erzincan’a gittiğimde akrabalarımdan evvel Rafet Kavukçu ağabeye gitmek istedim. Yeğenim dedi ki: “Randevu alalım da öyle gidelim.” “Hayır” dedim, “gideyim, kapısını görüp döneyim. Bu bile bana yeter.”

80 yaşındayım. Hâlâ manevi hayatıma faydalı olacak insanların yanına gidiyorum. Çünkü haramlar sel gibi akıyor. Haramları süslediler, haramları reklam ediyorlar. Bu müthiş zamanda mecburen iyilerin, alimlerin yanına gitmek gerekiyor. Her zaman tefsir okuyamayabiliriz. Amma öyle insanlar var ki, yaşayışıyla, hal ve hareketleriyle bize ilmihali anlatır. Onlardan faydalanmak aklın gereğidir.
İçimde neden namaz sevgisi yok?! yazısına devam et

‘Sadece sabah namazı bile felci önler

Bugüne kadar yüzlerce bel fıtığı hastasını ameliyatsız ayağa kaldıran Meryem Yıldırım, ‘Namazın kıymeti bilinse omurgası bozuk kimse kalmaz. Sadece sabah namazı bile felçi önler’diyor…

Meryem Yıldırım, on parmağında on marifet olan Ukraynalı bir terapist Makine Mühendisi ama aynı zamanda opera solisti. Yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de yaşayan Meryem Yıldırım’ın Türkiye’ye gelmesi ve kalmasında da bu opera sanatçılığının rolü büyük.

‘Sadece sabah namazı bile felci önler yazısına devam et

Yoga yapan hacılar niye çoğaldı?

Günümüzde, namaz için yüzünü secdeye kapamaktan utanan; ama iş yoga yapmaya gelince yerde her türlü ilginç hareketi severek yapan birçok insan var. Benim anlamadığım şey, biz Allah’ı razı etmek için ibadet edince, secdeye kapanınca “yobaz” oluyoruz; kendileri iç huzurlarına kavuşmak veya üç gram yağ vermek için yerlerde sürünüyorlar ve adları “modern/çağdaş” oluyor. Bu ne yaman çelişki?

“Namaz kılmak zor geliyor, elim kolum kalkmıyor. Ara sıra kılıyorum, çoğunlukla kaçırıyorum.” diyen bayanlar plates yapıyor hem de ibadet aşkıyla ve disipliniyle.

“İşlerim fazlasıyla yoğun. Ben dindar bir insanım ama Allah sizi inandırsın namaz kılmaya bile fırsat bulamıyorum. Allah affetsin(!), son aylarda namazı terk ettim.” diyen beyler at binmeye gidiyor, tenis raketini elinden düşürmüyor, halı sahalarda ter dökmekten, cafebarlarda arkadaş sohbetleri yapmaktan geri durmuyor. Üstelik bunları yapan kişilerin çoğu defalarca Umre’ye gitmiş, Hac yapmış insanlardan oluşuyor.
Yoga yapan hacılar niye çoğaldı? yazısına devam et

Bediüzzaman’ın Cesaret Edemediği Şey…

Bediüzzaman Said Nursi, ibadet ve duayla meşgul olurken saatlerce diz üstüne oturur saygısından ayaklarını uzatmazdı. Bu şekilde oturmaktan ayak parmakları yara olmuş nasır bağlamıştı. Talebesi Molla Resul’e parmağını göstererek bir merhem sürmek istediğini söyledi. Molla Resul kendisinden yaşça büyük âlim ve faziletli bir zattı. Bu sırada ateş yakmaya çalışıyordu.

Bediüzzaman’a:

– Üstad’ım biz de Allah’tan korkuyoruz ama senin ödün patlıyor. Bizim gibi rahat otursan ayağın yara olmayacak, dedi.

Bunun üzerine Bediüzzaman:

– Molla Resul! Kısa ömürde kısa dünyada ebedî hayatı kazanmaya gelmişiz. Hem burada rahat oturayım hem Cennet dava edeyim olmaz böyle şey! Onun için cesaret edemiyorum rahat oturmaya…

NAMAZ

Namaz
Ey nefsim!

Deme, “ZAMAN DEĞİŞMİŞ, ASIR BAŞKALAŞMIŞ. Herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, [taparcasına sever] derd-i maişetle [geçim derdiyle] sarhoştur.”

Çünkü ÖLÜM DEĞİŞMİYOR…
Firak, [ayrılık] bekâya [ebediyete] kalb olup başkalaşmıyor.

Acz-i beşerî [insanın acizliği], fakr-ı insanî [çok şeye muhtaç oluşu] değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer (insanın) yolculuğu kesilmiyor, sür’at peydâ ediyor.
Hem deme, “BEN DE HERKES GİBİYİM”
Çünkü HERKES SANA KABİR KAPISINA KADARA ARKADAŞLIK EDER..
Herkesle musibette beraber olmak demek olan TESELLİ ise, kabrin öbür tarafında PEK ESASSIZDIR.

[Bediüzzaman Said Nursî r.a.]

Namaz Kılmak Usanç Veriyormu?( Risale-i Nur dan bir damla)

Asrın Minaresindeki zat Üstad Bediüzzaman Said Nursi r.a çok güzel bir ifadeyle namazın ehemmiyetini namazın çokça dikkate alınması ve asla terkedilmemesi hususunda harikulade bir yazıyla aşağıda bizi aydınlatmıştır.

BİR ZAMAN sinnen, cismen, rütbeten büyük bir adam bana dedi: “Namaz iyidir. Fakat hergün, hergün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor.”

O zâtın o sözünden hayli zaman geçtikten sonra, nefsimi dinledim. İşittim ki, aynı sözleri söylüyor. Ve ona baktım, gördüm ki, tembellik kulağıyla şeytandan aynı dersi alıyor. O vakit anladım: O zat o sözü bütün nüfûs-u emmârenin namına söylemiş gibidir veya söylettirilmiştir. O zaman ben dahi dedim: Madem nefsim еmmâredir. nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım.

Dedim: Ey nefis! cehl-i mürekkep içinde, tembellik döşeğinde, gaflet uykusunda söylediğin şu söze mukabil, Beş İkazı benden işit.

BİRİNCİ İKAZ

Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedî midir? Hiç kat’î senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın?

Sana usanç veren, tevehhüm-ü ebediyettir. Keyif için, ebedî dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır, hem faidesiz gidiyor; elbette onun yirmi dörtten birisini, hakikî bir hayat-ı ebediyenin saadetine medar olacak bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek, usanmak şöyle dursun, belki ciddî bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebep olur. Namaz Kılmak Usanç Veriyormu?( Risale-i Nur dan bir damla) yazısına devam et

Üç Aylar’ın Başlangıcı Leyle-i Regaib

Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 )

Regaib Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. “Reğa-be”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. “Reğîb” kelimesi ise, “reğabe”‘den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, “reğîbe”dir. “Reğîbe”nin çoğulu da “reğâib” dir. Kelime olarak “Regâib”in aslı budur.

Recebin ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kuran-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Üç Aylar’ın Başlangıcı Leyle-i Regaib yazısına devam et

Namazın Önemi

Namazın önemi çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.) [Taberani]

(Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]

(Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [İ.Ahmed]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki, “Söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana azap etmem, onu sorgu-suale çekmeden Cennete koyarım”) [Hâkim]

(Her Peygamberin ümmetine son nefeste vasiyeti namazdır.) [Gunye]

Namaz kılmak böyle büyük bir ibadet olduğu için terk edilmesi de çok büyük günahtır. Hanbeli’de namazı terk eden küfre düştüğü için, Şafii ve Maliki’de büyük günah işlediği için ceza olarak katli gerektiği fıkıh kitaplarında yazılıdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Namaz dinin direğidir, terk eden dinini yıkmış olur.) [Beyheki]

(Namaz kılmayanın dini yoktur.) [İbni Nasr]

(Namaz kılan, kıyamette kurtulacak, kılmayan perişan olur.) [Taberani]

(Namaz kılmayan, kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.) [Bezzar]

(Namazı kasten bırakanın ibadetleri kabul olmaz ve namaza başlayana kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.) [Ebu Nuaym]

(Bizimle kâfir arasındaki fark namazdır. Namazı terk eden kâfir olur.) [Nesai] Namazın Önemi yazısına devam et

Namaz

Allah’ın Selamı, Rahmeti ve Bereketi üzerinizde olsun. İslamın beş şartın biri olan ve en çok üzerinde durulan konudur namaz. Kelime-î Şahadetten sonra mutlaka her zaman yapmamız gereken bir ibadettir. diğer şartlar da Oruç, Zekat ve Hac’da alternatifler veren Allah (C.C), namaz için ise “Hiçbir şey yapamazsan kalbin ile” Kıl demiştir.

Namaz bir temizlenmektir, eğer yürekten yapılırsa. Maun sûresi 4,5 ve 6. Ayetlerinde denildiği gibi Vay onların haline ki onlar namazı süs(gösteriş) için yaparlar. Eğer Siz namazı gösteriş için değil de Allah rıza için yaparsanız o zaman aldığınız zevk ve haz çok fazla olur.
Namaz yazısına devam et