Etiket arşivi: Ramazan-ı Mübarek

Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi?

Peygamber Efendimiz, Ramazan’da ibadete ayrı bir ehemmiyet verirdi.  Sahura kalkmayı teşvik eder, iftarda fazla yemekten kaçınırdı. Ramazan’ın bir hediyesi olan teravih namazını ihmal etmez, bol bol sadaka dağıtırdı.

Ramazan orucu hicretin ikinci senesinde farz kılınmış ve sahabe-i kiram efendilerimiz, Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile dokuz yıl Ramazan orucu tutma bahtiyarlığı yaşamışlardı. Bu ne büyük bir saadet, bu ne büyük bir devletti. Acaba Asr-ı Saadet Ramazanları nasıl beklenir, nasıl eda edilir, nasıl uğurlanırdı? Peygamberimiz Ramazan’ı nasıl değerlendirirdi? yazısına devam et

Ramazan bitti. Ramazan ne idi ne değildi

11 Ayın Sultanı Şehr-i Ramazan geçti. Allah nasip etti ve bu yıl ki Orucumuzu da sıhhat ile, ibadet ve Kur’an ile geçirdik. Ramazan başında yazılsa idi bu yazı okuyanlardan bir kısmı kesinlikle farklı göz ile bakarlardı. Yapacakları yorumları ve homurtuları duyar gibi oluyorum sanki.

Ramazan bitti Şevval ayına girdik. Allah’ın izni ile Bayram sevincini de yaşadıktan sonra, yine işlere kaldığımız yerden devam ettik. Ramazan ayında oruçlu iken Akşam iftar dahil pek birşey yemezken, şuanda Öğlen yemeğine rağmen akşama zor dayanıyorum. Kan Şekerim düşüyor bu saatlerde bir cips felan yemezsem eğer akşam eve zor gidiyorum. Düşünüyorum da Ramazan ayında 16 saat AÇ VE SUSUZ kalan ben. Akşam bir çorbadan sonra birşey yemek istemeyen ben. O günler de birkez bile ŞEKER ile ilgili sorun yaşamayan ben. NEDEN şimdi aynı BEN sorunlar ile boğuşuyorum.

Anlıyorum ki (Allah’a hâmd olsun ki çoktan anlamıştım da) eğer siz isterseniz Allah C.C. size yardım ediyor. Kalıcı olan hastalıklar vardır elbette, yada gerçek anlamda tutamayanlar da vardır muhakkak. Yada dini düşüncesine göre tutmayan da vardır. Hepsine tamam ve kimseyi de NEDEN tutmuyorsun diye sorgulama hakkımız da yoktur. O Allah ve Kul arasında olacak olan bir sorgudur. AMA şu var ki tutana Saygı göstermeyen, oruçlulara karşı kasti bir şekilde hareket edenler için ise söyleyecek hiçbir söz yoktur. Onlar ki kul hakkına giriyorlar. Ve en ağır olanı da kul hakkıdır. Onlar için söyleyecek hiçbir sözüm yok…
Ramazan bitti. Ramazan ne idi ne değildi yazısına devam et

her güne bir hadisi şerif

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

“Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurularak bağlanır. Cehennemin kapıları kapatılır, hiçbir kapısı açılmaz. Cennet kapıları ise sonuna kadar açılır, hiçbirisi kapalı tutulmaz.
Her Müslümanın kalbinde hissettiği bir ses yükselir:
Ey iyiliklere istekli olanlar, hayra yönelin!
Ey kötülüğe arzu duyanlar, kendinizi tutun!
Allah’ın bu gece Cehennemden kurtardığı pek çok kimseler olacaktır. Bu hal Ramazan’ın bütün gecelerinde tekrarlanır.”
(Buhari, Savm: 5; Bed’ü’l-Halk: 11; Müslim, Sıyâm: 2; Nesâi, Sıyam: 5)

Üç aylara Girerken

Üç aylara Girerken

“Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar. Bu pekçok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâsenizi (üç aylarınızı) tebrik ediyoruz.”

Dinî anlatımda “Şühûr-ü selâse”, yani üç aylar olarak bilinen bu mevsimin girmesiyle birlikte Müslüman ruhları bambaşka bir hava kaplar. Çünkü bu aylar İlâhî rahmetin coştuğu aylardır. Diğer vakitlerde iyilik ve ibadetlere on sevap veriliyorsa, Receb, Şaban ve Ramazan aylarında gittikçe yükselen bir oranda kat kat fazla sevap verilir. Üç aylara Girerken yazısına devam et