Etiket arşivi: Said-î Nursi

Tarihçeyi Hayattan tahliller

Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki, İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur. Tarihçeyi Hayattan tahliller yazısına devam et

Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir

“Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Mesleğimiz haliliye (Allah’ın dostu olan Hz. İbrahim(as)’ın örnek alındığı yol) olduğu için, meşrebimiz hıllettir(çok güçlü dostluktur).

Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakar arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üssü’l-esası(en temel şartı), samimi ihlastır.
Bediüzzaman: Bizim Mesleğimiz Kardeşliktir yazısına devam et

Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor

Türkiye’nin ilk uzun metrajlı 3D animasyon filmi ”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filminin Hollanda’daki gösterimine yoğun ilgi devam ediyor. Yılbaşı tatilini fırsat bilen Türkler, Rotterdam De Kuijp Pathe sinemasında Hollandaca alt yazıyla gösterilen filme akın etti.

”Allah’ın Sadık Kulu: Barla” filmini izleyenler arasında Avrupa İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Bahçekapılı da vardı. Prof. Bahçekapılı, filmi çok beğendiğini ve devamını merakla beklediğini söyledi. Bahçekapılı “Bediüzzaman Said Nursi’nin hayatının en zorlu dönemlerinden 1927-1934 yılları arasındaki Barla hayatını anlatan film gerçekten çok güzel hazırlanmış. Müslüman bir âlimin en zor şartlarda bir neler yapabileceğini görmüş olduk. Bu dinin sahibi olan Cenab-ı Allah en zor anlarda yine insanlara yol gösterecek böyle büyükleri göndermiştir. Bu da bizim için gerçekten günümüzde de büyük bir ümit kaynağı teşkil etmektedir. Ben bütün kardeşlerimize özellikle çocuklarına, gençlere ve dostlarına bu animasyon filmini seyrettirmelerini tavsiye ediyorum. Mümkünse kendilerine iki saat ayırarak çok büyük bir mesaj ihtiva eden filmi izlesinler.” dedi. Said Nursi filmi o provokatörleri gösteriyor yazısına devam et

Allah’ın Sadık Kulu: Barla

Yaşamak ile inanmak bileşik kaplar gibidir. O nedenle, insanın inandığı gibi yaşamaması durumunda, yaşadığı gibi inanmaya başlayacağını söyler atalarımız.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, hayatı inancı gibi olan bir alimdi. Hangi şart altında olursa olsun, ne kadar baskı, zulüm, işkence görürse görsün, asla ama asla zerre kadar taviz vermedi inandıklarından. Çok horlandı, kovuldu, tecrit edildi, hapse atıldı, zulüm gördü…

Bana ‘Bediüzzaman ile ilgili bir film çekiyoruz, adı ne olsun?’ diye sorsalar, bir saniye bile çekinmeden ‘Mağlup edilemeyen’ teklifinde bulunurum. Said Nursi, mağlup edilmez bir yapıya sahipti. Gördüğü işkenceler, yaşadığı sıkıntılar, yokluklar, baskılar; bırakınız yenilmesini, moraline en ufak bir fiske dahi vuramadı. Düşünün bir; size en baştan düşman bir mahkeme karşısına geçmişsiniz. Sadece ve sadece kitap yazdığınız ve kitaplarınız okunduğu için suçlanıyorsunuz. Yıllarca hapis cezası alma tehlikesiyle karşı karşıyasınız ve hakim savunmanızı dinlemiyor bile! Nihayetinde yüzünüze bilmem ne kadar yıl hapis, şu kadar yıl sürgün cezası okunuyor. Son sözünüz size sorulduğunda, “Demek ki daha çok okumak lazım Risaleleri” diyorsunuz ve ekliyorsunuz: “Demek ki hapishanede de bu kitaplara ihtiyaç var…” Nasıl yeneceksiniz bu muhteşem bakış açısını?
Allah’ın Sadık Kulu: Barla yazısına devam et

Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü

Almanya’da İslam ve uyum konusu gündemden hemen hiç düşmüyor, tersine Türk işçi göçünün 50.yılında alevlenerek devam ediyor. Bu tartışmalar sürerken, Almanya’nın ilk Alman İslam ilahiyat kürsüsü ülkenin Tübingen Üniversitesi’nde eğitime başladı. Federal Hükümet’in 2007 yılında aldığı bir karar sonrasında eğitime başlayan bölüm için Almanya Eğitim Bakanlığı toplam 20 milyon Euro mali destek ayırdı. Alman yetkililer söz konusu ilahiyat kürsüsünde Almanca konuşan İslam din öğretmenleri ve imamların yetiştirilmesi ile İslam ilahiyatı alanında araştırmalar yapılmasını hedefliyor. Alman hükümeti de imamların Almanya`da yetişmiş olmalarına önem veriyor.
Almanya’da İlk İslam İlahiyat Kürsüsü yazısına devam et

Bediüzzaman Said Nursi’nin Menderes’e övgüsü

Son Şahitlerden Ahmet Gümüş anlatıyor:

(Bediüzzaman Said Nursi), birgün Adnan Menderes’i çok övdü. Ben o zamanki kafamla hayret ettim. “Bu şahsın, Üstad ile faziletli bir zat tarafından övülmesi lâyık mıdır?”

İçimden böyle geçirmiştim ki, Üstad bana dönerek, “İslâmiyet için samimidir, fakat yalnızdır. Menderes İslâmiyetin ulviyetini anlayan samimi bir Müslümandır. Sen bilmiyorsun, senin konuştuğun o şahıslar da bilmiyor” dedi.

Risalehaber

Avrupa hamile

Avrupa, İslâmiyete hamile Yazar: Ali Ferşadoğlu

Bediüzzaman’ın 1907’lerdeki “Avrupa bir İslâm devletine, Osmanlı Devleti de bir Avrupa devletine hâmiledir. Bir gün gelip doğuracaklardır” tesbitinin ikinci kısmı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla gerçekleşti.

Şimdilerde Avrupa’da kiliseler, cemaatleri kalmadığından, ‘mesken veya eğlence yeri olmasın’ diye Müslümanlara ibadethane olarak kullanılması için veriliyor.

Avrupa’da 3 bin kilisenin cami veya mescide dönüştüğü ifade ediliyor.

“Kiliseleri neden Müslümanların kullanımına sunmayalım?” diyen batılılarca, bunun, sayısı hızla artan Müslümanların ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğuna dikkat çekiliyor.
Avrupa hamile yazısına devam et

Risale-i Nur’dan Damlalar

Hiç mümkün müdür ki, semâvat ve arzı hâlk eden bir Sâni-i Hakîm, semâvat ve arzın en mühim neticesi ve kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanları başıboş bıraksın, esbab ve tesadüfe havale etsin, hikmet-i bâhiresini abesiyete kalb etsin?

Hâşâ!

Madem dünyada hayat var, elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını sû’-i istimal etmeyenler, dâr-ı bekada ve Cennet-i bâkiyede hayat-ı bâkiyeye mazhar olacaklardır.

Sözlük:
SEMÂVÂT : gökler
ARZ : yeryüzü
SÂNİ-İ HAKÎM : herşeyi sanatla ve hikmetle yaratan Allah
ESBÂB : sebepler
HİKMET-İ BÂHİRE : geniş ve büyük hikmet
ABESİYET : faydasız ve boş olma, lüzumsuz ve gayesiz oluş
KALBETMEK : bir halden diğer bir hâle çevirmek; değiştirmek
DÂR-I BEKA : bâkî ve sonsuz âhiret
CENNET-İ BÂKİYE : sonsuz Cennet
HAYAT-I BÂKİYE : bitmeyen âhiret hayatı
MAZHAR : nâil olma, şereflenme, kavuşma

Bediüzzaman’ın Cesaret Edemediği Şey…

Bediüzzaman Said Nursi, ibadet ve duayla meşgul olurken saatlerce diz üstüne oturur saygısından ayaklarını uzatmazdı. Bu şekilde oturmaktan ayak parmakları yara olmuş nasır bağlamıştı. Talebesi Molla Resul’e parmağını göstererek bir merhem sürmek istediğini söyledi. Molla Resul kendisinden yaşça büyük âlim ve faziletli bir zattı. Bu sırada ateş yakmaya çalışıyordu.

Bediüzzaman’a:

– Üstad’ım biz de Allah’tan korkuyoruz ama senin ödün patlıyor. Bizim gibi rahat otursan ayağın yara olmayacak, dedi.

Bunun üzerine Bediüzzaman:

– Molla Resul! Kısa ömürde kısa dünyada ebedî hayatı kazanmaya gelmişiz. Hem burada rahat oturayım hem Cennet dava edeyim olmaz böyle şey! Onun için cesaret edemiyorum rahat oturmaya…

NAMAZ

Namaz
Ey nefsim!

Deme, “ZAMAN DEĞİŞMİŞ, ASIR BAŞKALAŞMIŞ. Herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, [taparcasına sever] derd-i maişetle [geçim derdiyle] sarhoştur.”

Çünkü ÖLÜM DEĞİŞMİYOR…
Firak, [ayrılık] bekâya [ebediyete] kalb olup başkalaşmıyor.

Acz-i beşerî [insanın acizliği], fakr-ı insanî [çok şeye muhtaç oluşu] değişmiyor, ziyadeleşiyor. Beşer (insanın) yolculuğu kesilmiyor, sür’at peydâ ediyor.
Hem deme, “BEN DE HERKES GİBİYİM”
Çünkü HERKES SANA KABİR KAPISINA KADARA ARKADAŞLIK EDER..
Herkesle musibette beraber olmak demek olan TESELLİ ise, kabrin öbür tarafında PEK ESASSIZDIR.

[Bediüzzaman Said Nursî r.a.]

Namaz Kılmak Usanç Veriyormu?( Risale-i Nur dan bir damla)

Asrın Minaresindeki zat Üstad Bediüzzaman Said Nursi r.a çok güzel bir ifadeyle namazın ehemmiyetini namazın çokça dikkate alınması ve asla terkedilmemesi hususunda harikulade bir yazıyla aşağıda bizi aydınlatmıştır.

BİR ZAMAN sinnen, cismen, rütbeten büyük bir adam bana dedi: “Namaz iyidir. Fakat hergün, hergün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor.”

O zâtın o sözünden hayli zaman geçtikten sonra, nefsimi dinledim. İşittim ki, aynı sözleri söylüyor. Ve ona baktım, gördüm ki, tembellik kulağıyla şeytandan aynı dersi alıyor. O vakit anladım: O zat o sözü bütün nüfûs-u emmârenin namına söylemiş gibidir veya söylettirilmiştir. O zaman ben dahi dedim: Madem nefsim еmmâredir. nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyle ise nefsimden başlarım.

Dedim: Ey nefis! cehl-i mürekkep içinde, tembellik döşeğinde, gaflet uykusunda söylediğin şu söze mukabil, Beş İkazı benden işit.

BİRİNCİ İKAZ

Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedî midir? Hiç kat’î senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın?

Sana usanç veren, tevehhüm-ü ebediyettir. Keyif için, ebedî dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır, hem faidesiz gidiyor; elbette onun yirmi dörtten birisini, hakikî bir hayat-ı ebediyenin saadetine medar olacak bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek, usanmak şöyle dursun, belki ciddî bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebep olur. Namaz Kılmak Usanç Veriyormu?( Risale-i Nur dan bir damla) yazısına devam et

Bu zamanın en büyük farz vazîfesi (görevi), ittihad-ı islâmdır (islam birliğidir).

Bu zamanın en büyük farz vazîfesi (görevi), ittihad-ı islâmdır (islam birliğidir).

Said nursi hazretleri bunu söylemekle şunu demiş olabilirmi ???

Eğer birleşmezseniz ,ıraka giren düşman askeri oradaki kızlarınızı kirletir ,erkelerinize islama yakışmayan tarzda hakaret vari davranışlarda bulunur ,veya afganistanda her gün bir takvim oluşturularak müslüman kanı akıtılır ,veya bir zamanlar çeçenistan denen o yüce milleti olan ulus ,adeta hiç yokmuş gibi hatıralardan silinir ,veya milyarlarca insanın gözü önünde türkmenistan’da insanlar binlerle sayılır şekilde katledilir ,genç kızları genel evlere verilir ,veya veya veya .

Acaba ittihadı islamdan kasıt edilen zamana zamanımız uyuyor mu ???

Kürtler ve İslamiyet (Prof. Dr. Yasin Ceylan odtü/felsefe)

Kürtleri Kürt kimliğinden koparmak için çeşitli yöntemler denendi. Devletçe yürütülen bu politika, önceleri Kürt diye bir kavmin olmadığı, Kürt dilinin de birkaç dilden oluşan çakma bir dil olduğu teziyle ortaya çıktı. Daha sonraları, aynı politika, Kürtlerin aslında Türk kökenli oldukları ama sonraları değişikliklere uğradıkları iddiasıyla devam etti. Şimdilerde ise bu süreç, Kürtlerin var oldukları, ancak dillerinin, sadece söz ve türkülerden ibaret olduğu ve bu dilin kanunen, “bilinmeyen bir dil” olduğu noktasına geldi. Son zamanlarda ise bu bir nevi Kürtlüğü imha politikasına, yeni bir halka eklendi: Kürtleri İslamlaştırmak.

Bu yeni entrika, devletin de desteğiyle, Fethullah Hoca’nın şakirtleri tarafından gerçekleştiriliyor. Hedef, Kürteli’nde okul, dershane, TV kanalı ve etüt merkezleri açarak, Kürtleri İslam ve ümmet birliği adına, kimlik iddiasından vazgeçirmek, Kürt olan tüm özelliklerden soyutlamak. Tabii, nihai amaç, onları Türkleştirmek. Diğer taraftan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Kürtçeye çevrilmiş Kuranı, imam ve vaizlerin eline vererek, Kürt illerine salma projesi, bu entrikanın resmi olan versiyonudur.
Kürtler ve İslamiyet (Prof. Dr. Yasin Ceylan odtü/felsefe) yazısına devam et

Üç Aylar’ın Başlangıcı Leyle-i Regaib

Evvelâ: Sizin, bu mübarek şuhur-u selâse ve içindeki kıymetdar leyali-i mübarekeleri tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hak, herbir geceyi sizin hakkınızda birer Leyle-i Regaib ve Leyle-i Kadir kıymetinde size sevab versin, âmîn. ( Kastamonu Lahikası, 84 )

Regaib Nedir?

Regâib, arapça bir kelimedir ve “reğa-be” kökünden gelmektedir. “Reğa-be”, kelime olarak, herhangi bir şeyi istemek, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir. “Reğîb” kelimesi ise, “reğabe”‘den türemiş olan bir isimdir ve kendisine rağbet edilen, arzulanan, taleb edilen şey demektir. Müennesi, “reğîbe”dir. “Reğîbe”nin çoğulu da “reğâib” dir. Kelime olarak “Regâib”in aslı budur.

Recebin ilk cuma gecesine Regaib gecesi denir. Bu geceye Regaib gecesi ismini melekler vermişlerdir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan, hiç değilse bir günlük kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar, Kuran-ı kerim okur, tesbih çeker, tövbe istiğfar eder. Perşembe günü oruç tutup, gecesini de ihya etmek çok sevaptır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Üç Aylar’ın Başlangıcı Leyle-i Regaib yazısına devam et

Iphone, Ipad ve Ipod için Risale-i Nur

Muazzam bir bilgi kaynağı Risale-i nur külliyatı.

Risale 2.1 ile risale okuma alani,bicimi ve kullanimi daha optimize/kolay bir hale getirilmeye calisildi. Ayrica lugat eklentisi ile manasini bilmediginiz kelimelere ulasabilirsiniz.

Ayarlar:

Son: Bu tusa bastiginizda o anda okunan sayfa kaydedilir… uygulamayi tekrar actiginizda “en son okunan yer” girdisinden kaldiginiz yere ulasabilirsiniz

A+: okunan sayfadaki yazi fontunun buyuklugunu artirir

A-: okunan sayfadaki yazi fontunun buyuklugunu azaltir

Lugat: basildiginda basit bir arayuz belirir. Aranacak kelimeyi direk yazabileceginiz gibi ayrica okunan yerden copy-paste ederekte yazabilirsiniz. Lugat kucuk lugattta bulunan 11000 kelimeye ulasmanizi saglar.ayni tusa tekrar basildiginda arayuz kaybolarak tekrar okumaniza devam edebilirsiniz.

Iphone, Ipad ve Ipod için Risale-i Nur yazısına devam et